Sosyal Medya

Ekonomi

Euromoney: Türkiye’nin kırılganlıkları risk uzmanları için bir şok değil

Son zamanlarda liranın istikrar kazanmasına ve Bakan Berat Albayrak’ın krizin en kötüsünün sona erdiğine dair iyimserlik yayan açıklamalarına rağmen, Deliveli yatırımcının güveninin azalmasıyla liranın yeniden baskı altında kalacağını düşünüyor.

Euromoney: Türkiye’nin kırılganlıkları risk uzmanları için bir şok değil

Türkiye’nin sırlama içindeki yeri, Euromoney’in risk anketine göre sürekli olarak düşüyor ve daha fazla düşüş bekleniyor.

Coronavirus, Türkiye yatırım yapanların potansiyel bir toparlanma görmeyi umdukları zamana denk gelmesi açısından daha kötü bir zamanda gelemezdi.

Türkiye, Covid-19 vakalarının sayısı ve 84 milyonluk bir nüfus içinde 5.000’in biraz üzerinde düşük ölüm oranı ile virüsle makul bir şekilde başa çıktı denebilir.  Ancak radikal olarak değişen küresel görünüm ve turizm de dahil olmak üzere kilit sektörlerde oluşan baskı yatırımcıların güveni açısından yeni darbeler oluşturdu.

Bu durum, yetkililerin hisse senedi kredileri ve açığa satışlara yasak getirmesi ve yabancı yatırımcı erişimini azaltmasından sonra geliyor. Bunlar, Türkiye’nin yıllardır süren siyasi ve politika belirleyici ortamındaki bozulmalarla ilgili en son endişeler.

Euromoney’in risk anketi işte bu değişimleri istikrarlı yayınladığı anketlerle vurgulamakta.

Analistler, 2019’un ortalarından bu yana keskinleşen bir düşüşle risk puanını aşağı yönlü bir trend haline getirerek Türkiye’yi sıralamalarda düşürmeye devam etmekte.

Küresel kriz, işleri daha da kötüleştiriyor ve ankete katkıda bulunanlar, ekonominin yakında pandemi öncesi seviyesine geri dönmeyeceği uyarısında bulunuyor.

Türk makamları da ülkeye döviz konusunda çaresiz ve sermaye kaçışını engellemek için daha fazla kısıtlama önlemi almaktan vazgeçecek gibi değiller.

Hürriyet Daily News’de iktisatçı olan ankete katkıda bulunan Emre Deliveli, “Cumhurbaşkanı, finansal destek için IMF’ye dönmeye karşı çıkarken, yeterli finansmanı çekmede sorunlar var” diyor.

“Türk bankalarını daha cazip hale getirmek için faiz oranlarını yükseltmekten kaçınmak için merkez bankası üzerinde siyasi baskı var ve sermaye kontrolleri de devreye girerse bu sadece yatırımcıları daha fazla korkutur.”

Türkiye şu anda küresel risk sıralamasında 174 ülke arasında 91. sırada yer alıyor ve son beş yılda 38 sıra gerilemiş durumda. Bu sıralama, Hindistan, Rusya, Brezilya, Tunus, Vietnam ve Fas ile Türkiye arasındaki uçurumu genişletiyor ve sayılan ülkelerin hepsi Türkiye’den daha güvenli anlamına geliyor.

Bazı analistler, değerlendirmelerini bir kez daha düşürdüklerini belirttiler. Sonuç olarak, ikinci çeyrek anketinde Türkiye’nin risk puanının iyileşme ihtimali Temmuz ayı başında yayınlanacak anket için neredeyse yok gibi.

Ekonomik şok

İlk çeyrekte yıllık bazda %4,5 büyüyen reel GSYH’ye rağmen kısa vadeli ekonomik görünüm ideal olmaktan uzak.

Ülkede sıkı kilitlenmelerden kaçınıldı, ancak ekonomi bu yıl gerçek anlamda % 4,8 oranında küçülecek.  Hatta OECD’nin koronavirüs pandemisinde ikinci dalganın vuracağı senaryosuna göre %8,1 oranında daralacak.

Tek bir virüs dalgası altında bile, sabit yatırım, üst üste ikinci yıl boyunca çift haneli bir düşüş gösterecek, ihracat hacmi %8 azalacak, Mart ayında düşmesine rağmen işgücüne katılma oranındaki azalma ile düşen işsizlik oranı bu yıl Türkiye’de %16’ya yükselecek.

Son zamanlarda liranın istikrar kazanmasına ve Bakan Berat Albayrak’ın krizin en kötüsünün sona erdiğine dair iyimserlik yayan açıklamalarına rağmen, Deliveli yatırımcının güveninin azalmasıyla liranın yeniden baskı altında kalacağını düşünüyor.

İsmini vermek istemeyen bir anket katılımcısı, enerji fiyatlarındaki düşüşün olumlu bir gelişme olduğunu ve Türkiye’nin hanehalkı ve ülke borç oranlarının nispeten küçük olduğunu; ancak sermaye girişlerinin siyasi risklere karşı savunmasız olduğunu belirtti.

Hacettepe Üniversitesi ekonomi profesörü Timur Han Gür, ikinci çeyrek için ekonomik büyümenin negatif olacağını, %-5 ila %-6 civarında olacağını söyledi.

“Zaten çok sorunlu bir işgücü piyasası pandeminin özellikle perakende, turizm ve inşaat sektörlerindeki etkilerinden muzdarip” diyor.

“Devletin ekonomik teşvik paketleri ve yardımının yetersiz olması ve hükümetin belirsiz politikaları acilen ihtiyaç içine düşen vatandaşlar için kaotik bir durum yarattı.”

Devam eden yüksek ve dalgalı enflasyon problemi de bir sorun. Gür, 2020’de yıllık enflasyon oranının yaklaşık %10 olacağını ve bu nedenle merkez bankası için kalıcı bir sorun olan hedefi bir kez daha aşacağını söylüyor.

Mali açık da kayda değer bir diğer konu.

“Hükümet harcamaları artıyor, ancak vergi gelirleri önemli ölçüde azalıyor. Böylece, açık önemli ölçüde artıyor ve finansman ihtiyacı da artıyor. ”

Deliveli ve Gur, Almanya, Rusya, İngiltere ve Ukrayna’dan gelen ziyaretçi eksikliği ile birlikte yabancı turizm gelirindeki keskin düşüşe de vurgu yapıyorlar.

Deliveli, 2019 yılında 34,5 milyar $ ‘lık rekor seviyeye yükseldikten sonra turizmden döviz kazancının bu yıl 10 milyar $’ ın altına düşeceğini öngörmekte.

İhracatın da azalmasıyla birlikte, bu, 2019 yılında fazla veren cari dengenin yeniden açığa dönerek döviz açığı yaratmasına neden oluyor.

Deliveli, ödemeler dengesi krizi riskinin artmakta olduğunu ve diğer analistlerin de aynı derecede ihtiyatlı olduğunu söylüyor.

Türkiye’nin yatırımcı potansiyelinde işte bu nedenlerle bir süre daha iyileşme olasılığı var gibi görünmüyor.

Yorumlar

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler