Sosyal Medya

Çetin Ünsalan Yazdı: ‘Yerli ve milli ithalat’

18 Kasım 2020

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, 2021 yılı bütçe görüşmeleri sırasında hedefler konusunda bilgi verdi. İçinde doğru işler, doğru yaklaşımlar var. Ama tüm bu anlatımların içinde öyle bir ifade kullandı ki, aslında meseleye neden bakılamadığını anlattı.

Önce mealen söylediklerini aktarayım. Uluslararası Lider Araştırmacılar Programı ile 2021’de açılacak yeni çağrılar hedefleniyor. Bu kapsamda en az 100 üst düzey araştırmacı Türkiye’ye getirilecek.

İlk duyduğunuzda insanın gönlünü okşuyor. Her açıdan eğer bu yolda samimiyet varsa iyi niyetli bir bakış açısı olarak değerlendirmek mümkün. Açıkçası Bakan Varank’ın bu yaklaşımdaki iyi niyetinden de şüphem yok. Peki diyeceksiniz ki ne var bunda?

Düz mantıkla baktığınızda dünyanın farklı yerlerinden araştırmacılar gelecek, Türkiye’nin bu konudaki çalışmalarını şekillendirecek. Güzel mi; güzel… Fakat bu yaklaşımda birkaç tatsız bakış açısı söz konusu…

Ana itirazımı sonraya saklayıp, önce üslupla ilgili sıkıntıya dikkat çekmek istiyorum. 100 araştırmacı getirmek… Sizce bu araştırmacıların motivasyonu para olabilir mi? Yoksa çalışabilecekleri bir ortam, fikir özgürlüğü, fikrin mülkiyetinin korunması, yönetici pozisyonundakilerin yaklaşımı gibi etkenler daha mı belirleyici olacaktır?

Parasını ben veriyorsam; beni eleştiremez denilerek Devlet tiyatrolarının şekillendirildiği bir formatta, bilim insanlarını, işi inovasyon olan, düşünce ile değer yaratan insanları ikna etmeniz mümkün mü?

Bana çok mümkün ve gerçekçi gelmiyor. Ayrıca gelseler bile bir sıkıntı yaşanacağı daha yaklaşımdan belli. Dünyadan üst düzey araştırmacıları getiremezsiniz; davet edersiniz. Onlar da uygun bulurlarsa davetinize icabet ederler. Venezuela’dan peynir getirmiyorsunuz. Şu yaklaşım bile başlı başına bilgiye olan saygının düzeyinin göstergesi sayılabilir.

Hadi diyelim ki bu bir üslup hatası, bilememişler. Pek böyle değerlendirmek mümkün değil ama hadi diyelim ki hata yapılmış. Yurtdışından üst düzey araştırmacı meselesine ne demeli? Yanlış anlaşılmasın buna karşı çıkmam. Çünkü bilimin sınırlar üstü olduğunu düşünürüm.

Ama madem yerli ve milli diyoruz, en azından yurtiçinden uzman arayışına öncelik vermemiz gerekmiyor mu? Dünyada aşıdan kimyaya Türkler’in başarısıyla övünüp, onların neden Türkiye’den çıkmadığını sorgulamadığımız gibi, şimdi de içteki uzmanlarımıza fırsat vermeden yerli ve milli ithalat mı yapacağız?

Mesela daha adı konmamışken yapay zekayı geliştiren ilk uzmanlardan birinin Türkiye’de olduğunu biliyorum. Bizzat radyoda konuğum oldu ve anlattı. Halen de çalışmalarına devam ediyor. Örneğin bu kişiye başvurdunuz mu? Türk yazılımcılarına, uzmanlarına fırsat verdiniz mi?

Verinin en büyük rekabet aracı haline dönüştüğü günümüzde, yerli bilgiye, akla değer vermeyip çareyi hemen yurtdışında aramak, yerli milli söylemlerine ters düşmüyor mu? Burada kurarsınız bir ekip; her türlü olanağı verirsiniz; sonra o çalışmalara değer katacak bir kaç uzmanı da kadroya dahil edersiniz.

Bunun çiftçisine güvenmeyip mercimek ithal eden, tüm dünyaya makine satan üreticisi dururken yabancı diye yurtdışından makine ithal eden, kendi sporcusuna olanak tanımayıp, takımlarını yabancı oyuncularla doldurup başarı arayan yaklaşımdan ne farkı var?

Bu kadar mı kendi insanımıza güvenmiyoruz? Yoksa güvenmediğimiz insanımız değil de, onlara olan yaklaşımımız mı? Şayet öyleyse sorun kendinize: Yurtdışından geleni burada tutabilecek misiniz?

cetinunsalan@yahoo.com

 


İLGİLİ HABERÇetin Ünsalan: Susma ve dinleme zamanıÇetin Ünsalan: Susma ve dinleme zamanı

İLGİLİ HABERÇetin Ünsalan:  Değişen ne oldu?Çetin Ünsalan: Değişen ne oldu?

İLGİLİ HABERÇetin Ünsalan yazdı:  Gerçekle yüzleşmeye hazır mısınız?Çetin Ünsalan yazdı: Gerçekle yüzleşmeye hazır mısınız?

@cetinunsalantv

Yorumlar

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları