Sosyal Medya

Dünya Ekonomisi

DÜZELTME (rakam hatası düzeltildi) YeniŞafak: ‘Elektro-devlet çağı başladı’

Dünyada yaşanan küresel pandemi bambaşka dengeleri ve düzenleri de beraberinde getirdi. 20’inci yüzyılın ana kaynağı olan ve dünya jeopolitiğini şekillendiren hatta şarkılara konu olan yegane madde petrol neredeyse tüm cazibesini yitirdi. Bu durum da yakın vakitte petrol devletleri olarak bilinen, siyasi ve ekonomik gücü buna dayanan ülkelerde yaşanacak istikrarsızlıkların da haberci olarak görülüyor. Yeni süreçte petrol-devletlerin büyük reformlara uğramaları hayati önem taşıyor.

DÜZELTME (rakam hatası düzeltildi) YeniŞafak: ‘Elektro-devlet çağı başladı’

Dünyada yaşanan küresel pandemi bambaşka dengeleri ve düzenleri de beraberinde getirdi. 20’inci yüzyılın ana kaynağı olan ve dünya jeopolitiğini şekillendiren hatta şarkılara konu olan yegane madde petrol neredeyse tüm cazibesini yitirdi. Bu durum da yakın vakitte petrol devletleri olarak bilinen, siyasi ve ekonomik gücü buna dayanan ülkelerde yaşanacak istikrarsızlıkların da haberci olarak görülüyor. Yeni süreçte petrol-devletlerin büyük reformlara uğramaları hayati önem taşıyor.

Ancak bu da kaynak sıkıntısını beraberinde getiriyor. Bu noktada Çin bir tehdit olarak devreye giriyor. Çünkü Çinli firmalar bugün dünyanın güneş modüllerinin yüzde 72’sini lityum iyon pillerinin yüzde 69’unu ve rüzgar tribünlerinin yüzde 45’ini üretiyor. Yeni sisteme uyumlu şekilde kurduğu küresel ticaret ağlarıyla Çin’in süper güç konumunu güçlendirebilmesi kuvvetle muhtemel.

20’inci yüzyılın ana kaynağı olan ve dünya jeopolitiğini şekillendiren hatta şarkılara konu olan yegane madde petrol son günlerde tüm cazibesini kaybetti.

Dünya yeni bir düzene geçiş yaparken yaşanan küresel koronavirüs pandemi ile birlikte petrole talep yüzde 20 oranında düştü ve bu sebeple fiyatlar çakıldı.

Eski dünya düzenine dönmenin artık pek mümkün olmadığı kanaatinde olan analistler bugünün petrol devletlerinin yeni enerji sistemlerine nasıl uyum sağlayacağı konusunda fikir sahibi değiller.

Clash Report’ta yer alan analize göre, bugün dünyanın gayrisafi hasılasının yüzde 8’ini ve yaklaşık 900 milyon nüfusunu oluşturan petrol-devletler bu geçiş dönemini zor bir süreçle atlatacak gibi görünüyor. Söz konusu devletlerin petrole talep azaldıkça kısır bir ekonomik mücadeleye girişileceği öngörülmekte.

İklim değişikliği gözetilmeye başlandı

Petrol-devlet olarak adlandırılan devletlerin başında gelen Suudi Arabistan, bütçesini dengelemek için varil başına 80 dolara kadar satış gerçekleştirebilirken şimdilerde bir varil petrol 40 dolar civarında değer buluyor.

Bu tablonun en önemli sebeplerinden biri de artık devletlerin yeni enerji kaynağı arayışlarına yönelmeleri ve diğer taraftan iklim değişikliğini gözetir hale gelmeleri.

Avrupa Birliği iklim değişikliği ile mücadele için 880 milyar dolarlık koronavirüs kurtarma planının yüzde 30’unu ayırmakta ve sera gazı emisyonlarının yüzde 55 azaltılmasını hedeflemekte.

Fakat bu paradigma değişikliğinden olumsuz etkilenecek petrol-devletlerde ekonomik istikrarsızların yaşanması yeni bir tehdit olarak ön görülmekte.

İstikrarsızlığa sürükleniyor

Petrol kullanımının çoğunlukta olduğu metropollerde yılda 4 milyondan fazla insanın fosil yakıtların yakılmasından kaynaklanan kirlilik dolayısıyla öldüğü düşünüldüğünde yeni sistem daha temiz bir hava vaat ediyor.

Bir diğer petrol devleti olan Venezuela’da petrol üzerinden oluşan yeni dengelerden etkilenerek siyasal ve ekonomik anlamda olumsuz etkilenerek istikrarsızlığa sürükleniyor.

Tüm bunların dışında yeni bir enerji sisteminin baş araçları olan güneş ve rüzgar enerjisi, yenilebilir elektrik enerjisi gibi enerji kaynakları bugün arzın yüzde 5’ni oluşturabiliyorken 2035’te yüzde 25’ini ve 2050 yılına kadar yaklaşık yüzde 50’sini kapsayacağı öngörülmekte.

Büyük reformlar hayati önem taşıyor

Yeni enerji sistemlerinin uzun vadede politik anlamda istikrar sağlaması beklenirken yanı sıra iklim değişikliğinin kaosundan kaçınılacağı umuluyor.

Yeni süreçte petrol-devletlerin büyük reformlara uğramaları hayati önem taşıyor. ancak bu da kaynak sıkıntısını beraberinde getiriyor. Petrol devletleri ekonomi ve enerji sistemlerini değiştirebilmek için gerekli kaynağı ek vergiler üzerinden sağlamak mecburiyetinde olması siyasal temsil düzenlerini de demokrasi doğrultusunda evirme potansiyeli doğuruyor.

Varolan rekabet ortamı bunun en önemli sağlayıcısı olabileceği düşünülüyor böylece fiyatlar birkaç büyük aktör tarafından değil rekabet tarafından belirlenebilecek.

Tehdit yine Çin

Bugün Çinli firmalar dünyanın güneş modüllerinin yüzde 72’sini lityum iyon pillerinin yüzde 69’unu ve rüzgar tribünlerinin yüzde 45’ini üretiyor. Bu da yeni enerji sisteminin en önemli tehdidinin Çin olarak görülebileceği ön görüsünü ortaya koyuyor.

Yeni sisteme uyumlu şekilde kurduğu küresel ticaret ağlarıyla Çin’in geçici bir tekel etkisi kazanabilmesi ve böylece petrol devletten elektro devlete dönüşen ilk ülke olup süper güç konumunu güçlendirebilmesi mümkün.

Yazının Kaynağına Buradan Ulaşabilirsiniz

Yorumlar

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler