Sosyal Medya

Dünya Ekonomisi

Ticaret barışı üzerinden gelen piyasa yükselişi hakkında şüpheci olmak için nedenler var

Yatırımcılar ateşkesin parçalandığına dair işaretlere uyanık olmalılar. TS Lombard analistlerinin vurguladığı gibi, “para birimi istikrarı ve ikili ticaretin genişlemesi, anlaşmanın kısa vadeli dayanıklılığını değerlendirmek için en önemli unsur çünkü bunlara uyulmaması bu göstergelerde derhal ortaya çıkacak.”

Ticaret barışı üzerinden gelen piyasa yükselişi hakkında şüpheci olmak için nedenler var

Finansal piyasalar, ileri bakışlı olmakla ilgili saldıkları ünün itibarını sürdürmeye devam ediyor. Bu haftanın katalizörü, ABD ve Çin arasındaki ticaret ateşkesiydi ve küresel hisse senedi endekslerinin rekor bir bölgeye taşınmasına yardımcı oldu. Ancak yatırımcılar iki güç arasında yeniden artabilecek çatışmaların olasılığını ve Washington’dan büyük ticaret fazlası veren diğer ticaret ortaklarına karşı da agresif duruşunu göz ardı etmemeli.

Barış anlaşmaları kırılgan olabilir. Yatırımcılar için birincil husus, “birinci aşama” anlaşmasının küresel işletmeler arasında daha fazla güveni teşvik edip etmediği ve daha yüksek seviyelerde yatırım ve ekonomik aktivite sağlayıp sağlamadığı. Piyasalardaki şu anki yükseliş eğilimi temel olarak merkez bankalarının düşük faiz oranları ile piyasa oynaklığını azaltmasına ve ekonomik bir toparlanma için zemin hazırlamasına dayanmakta.

Yatırımcılar artık, daha güçlü kazanç büyümesi tahminleri ve yükseliş beklentisi raporlarından daha fazlasını görmeli.

Küresel ticaretteki fay hatları hala elle tutulur vaziyette. Beyaz Saray, anlaşmanın ikinci aşaması da imzalanana kadar 360 milyar dolarlık Çin ürünlerine uyguladığı mevcut tarifelerin tamamını geri almıyor. Bu vergilerin de geri alınması için yatırımcıların muhtemelen ABD’deki Kasım seçimlerini ve muhtemelen önümüzdeki yılı beklemeleri gerekecek.

Çin’in anlaşmaya varıldığı üzere önümüzdeki iki yıl boyunca 200 milyar dolarlık ek ABD malları satın alması durumunda bu ön anlaşmadan kaybedenler de olacak. Deutsche Bank’tan George Saravelos “Çin’in mevcut ve gelecekteki mal talebini ABD’ye kaydırması gerekecek. . . ABD’nin ticaret açığı ancak başkalarının kötüleşmesiyle iyileşebilir” derken, Alman imalat sanayi üreticilerinin ve Brezilyalı çiftçilerin kaybetmeye devam edeceklerini söylüyor.

Bu arada ABD Hazinesi potansiyel kur manipülatörlerine karşı kampanyasını sürdürecek. Bu listede, Çin, Japonya, Kore, Almanya, İtalya, İrlanda, Singapur, Malezya, Vietnam ve İsviçre gibi ülkeler var.  Sonuç olarak, 2020’de küresel ticaret büyümesinin zaten kırılgan olan yapısı ABD’nin devam eden eylemleriyle hala risk altında.

Gelecekteki ticaret çatışması için olası bir tetikleyici, Çin sübvansiyonlarının ve siber hırsızlık iddiasının bu haftanın anlaşmasında ele alınmaması, çünkü bunlar ikinci aşama anlaşmasının bir parçası olarak görülüyor. ABD ve Çin’de iki ayrı teknoloji sisteminin, şirketler tedarik zincirlerini ayırdıklarından emin olma eğilimi devam ediyor. Bu da Avrupa’yı ve küresel birçok şirketi zor duruma sokuyor.

Daha geniş ölçekte, son birkaç aydaki en önemli gelişmelerden biri, Çin’in para biriminin değerinde istikrarlı bir değer artışı yaşanması. Renminbi sessizce en son Temmuz ayında görülen seviyeye döndü ve daha da önemlisi, geçen Ağustos ayında ihlal edildiğinde öfkeye neden olan dolar başına Rmb7 sınırının içine yükseldi.

Renminbi toplanıp doların değer kaybettiği bir dünya, daha yüksek yerel para birimlerinin getirilerini artırması açısından gelişmekte olan pazarlar için iyi bir haber.

Yatırımcılar açısından gelişmekte olan ülke piyasaları halen heyecan verici. BNY Mellon, ABD’nin en büyük hisse senedi endeksi olan S&P 500 şirketlerinin değerlerinin üst limitlere ulaştığına ve şu anda Çin hisse senetleri için önemli bir talebe dikkat çekiyor. Gelişmekte olan ülke hisse senetleri Ekim ayından bu yana Asya liderliğinde rakiplerinden daha iyi performans gösterdi. Çinli şirketlerin gelirlerine önemli ölçüde dayanan MSCI küresel şirketler endeksi de Ekim ayından bu yana yüzde 20’ye yakın bir sıçrama yaşadı.

Böyle bir performans, pahalı ABD hisse senetlerinden uzun zamandır ve iyi nedenlerden ötürü ucuz olan gelişmekte olan piyasalara uzun soluklu bir dönüş öngören yatırımcıların iştahını açmakta. Son dönemdeki güçlü performansına rağmen, GOÜ hisse senetleri 2007 zirvesinin iyi bir marjla hala altında. Son yıllarda küresel ticaret hacmindeki düşüşe emtia baskısı ve çok daha güçlü bir ABD doları eşlik etti. Birçok gelişmekte olan ülke, büyümenin yavaşlamasına katlanabilirken, Çin’in doğum oranının geçen yıl rekor bir seviyeye gerilemesiyle vurgulanan, daha zorlu bir demografik zemine direnç göstermeyi başardı.

Ancak yatırımcıların mevcut GOÜ rallisinin sınırlarını da değerlendirmeleri gerekiyor. ABD ve Çin arasındaki ticaret gerilimlerindeki hafifleme, son zamanlarda dolarda yaşanan zayıflık ve küresel merkez bankalarından kaynaklanan likidite girişleri kazançların devamına yardımcı olabilir. Ancak bunun ne kadar süreceği büyük ölçüde Pekin’e ve ateşkesin taleplerine uyup uymadığına bağlı olacak. Daha güçlü bir para birimi ve ABD tarifelerinin tutulması, Çin’in yavaşlayan ekonomisini daha da zorlayacak.

Yatırımcılar ateşkesin parçalandığına dair işaretlere uyanık olmalılar. TS Lombard analistlerinin vurguladığı gibi, “para birimi istikrarı ve ikili ticaretin genişlemesi, anlaşmanın kısa vadeli dayanıklılığını değerlendirmek için en önemli unsur çünkü bunlara uyulmaması bu göstergelerde derhal ortaya çıkacak.”

 

Yorumlar

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler