Sosyal Medya

Dünya Ekonomisi

ABD-Çin ayrışması gelişen piyasalar için ne anlama geliyor?

ABD ile Çin arasındaki ekonomik ve siyasi bağların ayrışması, önümüzdeki on yıl boyunca gelişmekte olan dünyadaki finansal piyasaların en önemli…

ABD-Çin ayrışması gelişen piyasalar için ne anlama geliyor?

ABD ile Çin arasındaki ekonomik ve siyasi bağların ayrışması, önümüzdeki on yıl boyunca gelişmekte olan dünyadaki finansal piyasaların en önemli itici güçlerinden biri olacak. Donald Trump, “Önce Amerika” sözü vererek iktidara geldiğinden beri, siyasi, ekonomik ve askeri gücü Çin’den geri çekmeyi amaçlayan politikalar Washington’daki koridorun her iki tarafında popüler hale geldi. Başkan seçilen Joe Biden’in zaferinin bunu değiştirmesi pek olası değil. Hatta, Demokrat bir hükümet daha metodik, fikir birliği inşa etme yaklaşımı nihayetinde ayrışmayı yönlendirmede daha etkili olabilir. Bu arada, küresel salgın, şirketlerin tedarik zincirlerinin Çin’de yoğunlaşması riskini yeniden değerlendirmelerine de neden olabilir.

Ancak, uzaklaşan sadece ABD değil. Çin’deki politika yapıcılar bir süredir, “Çin Malı 2025” ve “İkili Dolaşım” gibi stratejiler yoluyla ABD’yi bir numaralı noktadan devirme arzusunu daha açık bir şekilde ifade ediyorlar. İlki, daha teknoloji yoğun üretime odaklanarak Çin’i üretimde küresel bir lider haline getirmeyi amaçlıyor. İkili sirkülasyon, Çin’in uluslararası düzeyde önemini artırmaya devam ederken, yerel ekonomiyi güçlendirme hedefini de içeriyor. Bu arada, Pekin’in tedarik zincirlerini “Kuşak ve Yol Girişimi” yoluyla kendi etrafında yeniden yönlendirme çabası, dünya düzeninde büyük bir sarsıntı anlamına geliyor. ABD saldırganlığı yalnızca bu istekleri hızlandırdı. Sonuç olarak, Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklığın (RCEP) yakın tarihli anlaşması, gelecek şeylerin bir işareti olabilir. Bu, merkezinde Çin ile dünyanın en büyük ticaret bloğunu oluşturmak için on beş Asya-Pasifik ülkesini bir araya getiriyor.

Gerginlikler artmaya devam ederse her iki tarafın da atabileceği sonraki adımlar önemli çünkü diğer gelişmekte olan pazarlarda farklı derecelerde ayrışmadan kazanan ve kaybedenler olabilecek.  Statükonun sürdürüldüğü ve tarifelerin yürürlükte kaldığı senaryoda, düşük maliyetli üreticiler Hindistan ve Endonezya gibi ülkelere taşınabilirler.

Bu, ekonomik faaliyete ve yerel pazarların performansına ivme kazandırır. Alternatif olarak, gerginliğin daha da tırmanan bir senaryoda, tedarik zincirlerinin bir miktar yeniden yapılandırılması ve çeşitlendirilmesi, özellikle Meksika için uygun olabilir. İlişkilerde beklenmedik bir bozulma senaryosunda, etki daha sert olabilir ve dünyanın iki pazara bölünmesine neden olabilir; biri Çin çevresinde, diğeri ABD ve dünyanın geri kalanı. Söylemeye gerek yok, tüm bunların gelişmekte olan piyasalarda varlık tahsisi için önemli uzun vadeli etkileri olabilir.

Küresel belirsizlikler on yıllardır bu kadar yüksek olmamıştı ve ABD ile Çin arasındaki ilişkilerin hangi yönde ilerleyeceğini kestirmek zor. Dünyanın bu açıdan gleceği büyük ölçüde, başkan seçilen Biden ve mevkidaşı Başkan Xi Jinping’in yaklaşımına bağlı olacak. Yakın vadede, her iki tarafın da diğerlerinin toleransını test ettiğini görebiliriz.

Bu iki süper güç arasındaki uzun vadeli stratejik rekabet kaçınılmaz görünürken, durumun ilişkilerde tam bir bozulma noktasına kadar kötüye gitmesi olası görünmüyor. Bu nedenle, iki tarafta ilişkilerin en kötü noktaya vardığı üçüncü senaryoya yalnızca düşük verilebilir. Bunun yerine, ikili ilişkilerin ya mevcut haliyle kalması ya da kısmi bozulmnayla yola devam edilmesi daha olası.  Diğer yandan,  salgının etkisinin, şirketlerin tedarik zincirlerinin yoğunluğunu azaltmaya ve jeopolitikten bağımsız olarak Çin’den uzaklaşmaya karar vermelerine neden olacağı basit bir durum da gerçekleşebilir.

Her iki durumda da kilit nokta, dünya birbirinden ne kadar uzaklaşırsa, ekonomik faaliyet ve finansal piyasaların performansı üzerinde aşağı yönlü baskı riskinin de o kadar artacağı. Gelişmekte olan piyasalardaki yatırımcılar için, bu potansiyel gelişmeleri ve bunların sonuçlarını anlamak, önümüzdeki on yıl için anahtar olacak. Kazananların ve kaybedenlerin kim olabileceğini bilmek bulmacanın ayrılmaz bir parçası.

Schroders

Yorumlar

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler