Sosyal Medya

Borsa şirketleri ve haberleri

Cemre Yoldaş:  Borsa’da celladına aşık olmak

İki hisse senedi arasında kalan yatırımcının aldığı hisse senedi,  aldıktan sonra düşmeye başladığında bu kararın hatalı olduğunu kabul etmek yerine hisse senedinin düşüşünü “şu anda” düşüyor ama potansiyeli var ileride yükselecek diye kabullenmeye çalışıyor. Peki, o zaman bu ilerisi ne zaman?

Cemre Yoldaş:  Borsa’da celladına aşık olmak

Alınan hisse senetleri bir nar tanesi gibidir. Yatırımcı bir hisse senedine neden yatırım yaptığını bilirse o nar tanesi kendisine bereket, doğan yeni bir güneş gibi gelecektir. Ancak yatırım yaptığı hisse senedine neden yatırım yaptığını bilmez, sadece kendisine birileri tarafından söylendiği için almış ise o zaman kendi elleriyle, kendisini cehenneme mahkûm edecek narı yemiş olacaktır. Azımsanmayacak kadar risk unsuru içeren bir piyasada elbette ki hatalı işlemler olacaktır. Ancak daha önemli bir konu varsa o da alınan ya da satılan hisse senedi sonrasında ortaya çıkan bilişsel çelişkilerle nasıl baş ettiğinizdir.

 

Yapılan bir hisse senedi işlemi sonrasında yatırımcıların aklında pek çok soru dolaşmaya başlar. “Acaba satmasa mıydım/almasa mıydım?”, “Şimdi ne olacak?”, “Aldım ama ya düşerse?”, “Sattım ama ya yükselirse?”… bu soru kalıpları daha da çoğaltılabilir. Bunun gibi belirsizliklerin olduğu, yatırımcıların ne yapması gerektiğine karar veremedikleri durumlarda tüm parasıyla tek bir hisse senedini almaması ya da taşıdığı hisse senedinin hepsini satmaması gerekir. Ancak yatırımcı, genellikle böyle bir alternatifleri yokmuş gibi davranarak tüm parası ya da tüm hisse senediyle işlem yapmayı tercih ediyor. İlerleyen zamanda ise verdiği kararın hatalı olduğunu fark ettiğinde bilişsel çelişkileri azaltması ya da onları birleştirmesi çok mümkün olmadığı için kendisine yalanlar söyleyerek içinde bulunduğu durumdan kaçınma eğilimine girmiş oluyor. Örneğin iki hisse senedi arasında kalan yatırımcının aldığı hisse senedi,  aldıktan sonra düşmeye başladığında bu kararın hatalı olduğunu kabul etmek yerine hisse senedinin düşüşünü “şu anda” düşüyor ama potansiyeli var ileride yükselecek diye kabullenmeye çalışıyor. Peki, o zaman bu ilerisi ne zaman?

 

Belirsiz bir ileriyi bekleyen yatırımcıda, zaman içerisinde çaresizlik hissi de artmaya başlıyor. Hisseyi satmak istese bile bu hatayı itiraf etmek istemeyen yatırımcı yükselen çaresizlik hissiyle kendisini üzen ve zora sokan durumu benimsemeye ve savunmaya başlıyor hatta bu öyle bir savunma oluyor ki hisse hakkındaki olumsuz haberleri görmemeyi tercih ediyor. Zarar ettiği hisse senedi biraz yükseldiğinde bile bunun için bir minnet duyarak aşırı seviniyor. Bir anlamda celladını savunduğunu bile fark etmiyor. İlk başta maddi bir yatırım yaptığı hisse senedine artık duygusal olarak da yatırım yapmış oluyor bu yüzden de o hisse senedine hem maddi hem de duygusal anlamda bağımlı hale geliyor. Belli bir seviyeyi geçtikten sonra, zarar ettiği hisse senedini satan yatırımcının, kendisini zora sokan olaydan kurtulduğu için rahat hissetmesi gerekirken aksine, o hisse senedi artık portföyünde olmadığı için huzursuz hissetmeye başlıyor. Bu hissiyat takip ettikleri ancak yatırım yapmadıkları hisse senetlerinde de yaşanıyor olsa da ellerinde taşıdıkları ve zarar ettikleri hisse senetleri kadar yoğun olmuyor.

 

Peki, yatırımcılar bu girdaptan kurtulamaz mı? Öncelikle bu piyasaya yatırım yapmaya karar veren yatırımcının bir günde zengin olma fikrinden uzaklaşması, hisse senetleri piyasasının kumar değil bir yatırım aracı olduğunu kabul etmesi gerekir. Bu piyasanın kumar gibi algılanmasının sebebi hisse senedi piyasasından ziyade yatırımcıların kendi düşünceleridir. Eğer, kişi (buradaki kişiye ne yazık ki yatırımcı diyemem) bu piyasanın kumar olduğu düşüncesiyle hala piyasada işlem yapmaya devam ediyorsa o zaman her zaman kasanın kazanacağını ve kendisinin de kaybedeceğini biliyordur. Bu şartlar altında bu piyasada işlem yapmak zaten o kişi için doğru bir tercih olmayacaktır. Yapısı gereği hisse senetlerinin çok fazla değişkenden etkilenmesinden dolayı anlık verilen kararların hatalı olabilmesi mümkündür. Hatalı bir işlem yaptığınızdan eminseniz ters pozisyon ile o işlemi sonlandırmalısınız. Başta kendinize itiraf etmeye çekindiğiniz bu hatalı kararlar sonlarda sizi derin bir girdaba sokacak ve fark etmeden hisse senedi piyasasında Stockholm sendromu yaşamanıza sebep olacaktır. Eğer yaptığınız ya da yapacağınız işlemden emin değilseniz paranızın ya da hisse senedinizin hepsiyle bir işlem yapmak zorunda değilsiniz.

 

Bunun ötesinde, borsa da celladına aşık olma durumunun daha önce alınan kararların istenmeyen şekilde sonuçlanması durumunda ortaya çıktığı ve hatalı kararın savunusunun, kişi tarafından kendini telkin etmek için -kendini kandırma pahasına- üretildiği ortadır. Böylesi bir durumda, “yapılan işlemin zararla sonuçlanmasının ardından insanın kendisini kandırmasının ve bu şekilde rahatlamasının ne zararı olabilir” diye sorabilirsiniz, hatta belki bu durum size daha doğru da gelebilir. Ancak, borsaya tek bir işlem üzerinden bakılması yanlış olacaktır. Borsaya kapsamlı bir şekilde bakmak için ise, yatırımcı yaptığı işlemlerle kurduğu duygusal bağlılığı en aza indirmelidir. Evet, zaten başarısız olan bir işlem, celladınıza âşık olduğunuzda da, olmadığınızda da değişmeyecektir. Ancak, bir kere kontrolü kendiniz dışındaki dinamiklere bıraktığınızda, hele ki bunu duygusal bir bağlılıkla yaptığınızda, artık borsada işlem yapmıyor olursunuz. Adeta borsada savrulmaya başlarsınız.

Ayrıca, kârı ve zararıyla birlikte borsa yatırımcının sorumlulukları olan bir şeydir. Celladınıza duygusal olarak bağlandığınızda, kendi sorumluluklarınızı da gerçekleştiremez bir duruma evrilebilirsiniz. Bu sadece bir işlemde kalmaz, borsaya olan bakış açınızı da değiştirir. Artık borsada sizin kontrolünüz dışında gelişen pek çok etken yaptığınız işlemelerin sonuçlarının yegane sorumlusu haline alır. Borsaya bu tarz bir kaotik ortam olarak bakmak, onun işleyişini görünmez kılarak, mistikleştirmektedir. Böylesi bir anlayış, yatırımcının iradesi dışında, sorumsuzca yatırım yapmasına neden olacak anlayışı ona yerleştirir. Böyle bir anlayış yerleştiğin de ise, ister kazanın isterse kaybedin, bunlar dışsal etkenlere kalmıştır artık. Siz, işlemleriniz üzerinde tuttuğunuz kontrol ettiğiniz ipi başka şeylere bırakmış olursunuz. Daha kötüsü ise, bıraktığınız bir kimse değil bir boşluktur. Kaybettiğinizde, o boşluğu pek çok nedenle doldurabileceğiniz bir boşluk. O yüzden bir kere bile borsa da celladınıza aşık olmayın. Çünkü borsada celladınıza aşık olduğunuzda, ne aşkınızı ne de işlemlerinizi yapmaya karar verirken kararınıza neden olan etmenleri artık gözle göremez, elle tutamazsınız.

 

 

Kore gibi bir çiçeğin sarhoş edici kokusu sizi gitmeniz gereken yolunuzdan ayırmasın yoksa bir çiçekle cehenneme sürüklenip yediğiniz bir meyveyle o cehennemde kalmayı garantileyebilirsiniz. Romeo ve Juliet nar ağacının altında talihsiz aşklarını konuşurken, Romeo Juliet’e “Eğer yaşamak istiyorsam gitmeliyim. Burada kalırsam ölürüm” der. Hepimizin de hikâyenin sonunu bildiği gibi Romeo gidememiş ve nar onlara ölümü getirmiştir. Siz Nar’ınızı nasıl alırdınız?

 

 

 

“Umutsuzluk en yakıcı zevktir, özellikle de içine düştüğün çaresizliği tam anlamıyla kavramışsan” Fyodor Dostoyevski

 

 

Alıntıdır, bu incelemenin tamamını okumak için Cemre Yoldaş blog sitesini ziyaret edin

 

Finansoloji:  Kripto paraların ileride çok değerli olacağı söyleniyor. Almalı mıyım?

 

Borsada halka arzlara akıl almaz talep!

 

Rahim Ak Yazdı: Yatırımcıyı Mercedes’le tavlıyorlar!

 

 

 

Yorumlar

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler