Sosyal Medya

Borsa şirketleri ve haberleri

ANALİZ:  Borsa’da TÜYO kavramı

TÜYO: Bu bilgi herhangi bir yerden bize ulaşmış olsa bile şu iki soruyu mutlaka yanıtlamalıyız: Bu bilgi gerçekten benim işime yarayacak mı? Bu bilgiden benim dışımda haberi olan başka kimseler var mı?

ANALİZ:  Borsa’da TÜYO kavramı

 

Son birkaç ayda borsada yatırımcı sayısı 400k artarak 1,5 milyona ulaştı. Bundan altı ay önce “borsa” deyince korkudan ödü patlayan insanlar bile bir anda borsa yatırımcısı oluverdi. Aynı zamanda fon yatırımcısı sayısında da 100 bine yakın artış yaşandı. Döviz ve altın alımına ek vergi, M3 para arzındaki artış, BDDK’nın ekonomiyi desteklemek için aldığı aktif rasyosu kararıyla düşen mevduat faizleri, (2003 yılında kredi/mevduat oranı %45 iken bankalar topladıkları mevduatın yarısını kredi olarak verirlerdi. Şimdiyse bu oran kamu bankalarında %120’ye dayanmış durumda. Kredilerin arttığı hızda mevduatlar artmıyor.), politika faizi ile gerçekleşen enflasyon arasındaki farkın gelişmekte olan ülkelere kıyasla oldukça yüksek olması, düşen faizler sonrası konut fiyatlarındaki anormal artış vs. borsaya yönelimin sebeplerinden birkaçı.

 

Borsa alım satıma başladığı 1986 yılından bu yana Türk yatırımcısı tarafından adeta bir öcü gibi algılanan, çoğu insanın birikimlerini batırdığı bir yer olarak anılırdı ancak özellikle son birkaç ayda borsada yaşanan bu anormal artış, küçük yatırımcının endişelerini gidermiş gözüküyor ki borsaya muazzam bir ilginin oluşmasını sağladı. Yatırımcılar doğru hisse senedine yapılan yatırımın diğer yatırım araçlarına göre en yüksek getiriyi sağladığını öğrendiler ancak yine de bu hisse senedini seçerken bir yerlerden duyumlar alarak zenginleşmeyi ya da uzman sıfatıyla sosyal medyada akıl veren insanları izlemekten vazgeçemediler. Her şeye çaba göstermeden daha kısa sürede ve kolay yoldan ulaşmayı istemek Türk yatırımcısının en zayıf tarafı. Bunda insanımızın pragmatist yapısı da büyük bir etken.

Geçmişe dönüldüğünde bunca zamandır endeksi belli bir seviyeye bankaların taşıdığı bilinirken, son birkaç aydır -özellikle covid19 sürecinin hız kazandığı günden bu yana- yaklaşık 20.000 puan yükselişin sebebi alışılagelmişin oldukça dışında. Son 5 yılda bankacılık endeksinin getirisi ortalama eksi %9 iken, sanayi endeksi yatırımcısına %75 getiri sağlamış. Banka/sanayi endeksi oranı 1’in altında, burası dip seviyeler. Benzer oranlar son birkaç yıl için de geçerli. Yani ülkenin en önde gelen ve diğer sektörlere kıyasla en çok kar eden kurumları olan bankalar, borsada hiç de beklendiği kadar iyi performans gösterememişler. Bu, haliyle endeksin de yükselişini sınırlıyor.

Uzunca bir süre %65 – %35 bandında süregelen yabancı takasının 2004’den beri ilk kez %50’in altına düştüğü, Ocak – Haziran döneminde 4,19 milyar $ net yabancı satışı olduğu ve bu çıkışın hız kesmeksizin sürdüğü, işlem hacmi rekorlarının kırıldığı ve XU100 endeksin 120.000 seviyelerini gördüğü şu günlerde özellikle salgının etkisini arttırmasına rağmen son 10 yılın en hızlı toparlanmalarından biri yaşandı ve 3 aylık getiri %25’e dayandı.

Burada ayrı bir parantez açalım. Her ne kadar borsaya daha önce görülmemiş bir giriş yaşansa da 2020 Mart ayı verilerine göre hanehalkı finansal varlıkları içerisinde mevduatın oranı %74 iken, hisse senetlerinin oranı %5 bile değil. Bu geçtiğimiz yılda böyleydi ve ondan önceki yıllar da. Yılbaşından bu yana ilk kez Haziran ayı sonunda artıya geçen endeksin performansı tüfeye karşı halen sıfırın üzerine çıkamadı.

Uzun vadede şirket karlılığının beklenen seviyelere ulaşması zor göründüğünden yatırımcılar da haliyle iş yapmamasına rağmen getirisi yüksek olan hisse senetlerine yöneldiler. Yabancı yatırımcılar daha kurumsal yönetilen ve güçlü şirketleri ellerinden çıkarırken (bankalar örneğinde olduğu gibi) bu durum endekste gerilemeye sebep olacağı halde borsayla yeni tanışan ve sayıları 400k’e dayanan yerli yatırımcılar buna engel oldular.

Şunu da söylemek gerekir ki, güvenilir XU030 hisselerinden oluşan bir portföye eşit miktarda yatırım yapmış olsalardı yatırdıkları 100 TL karşılığında yılbaşından bu yana sadece 3,8 TL getiri sağlayabileceklerdi lakin XUTUM-XU100 endeksine bakıldığında bu durum farklılaşıyor.

Tüm bu ayrışma küçük yatırımcının borsayı keşfi sayesinde devam ediyor. Aslında şirketlerin ve ekonomilerin büyüme hedefleri, ülkelerin enflasyon trendi vb. sebeplerle borsa endeksinin trendi genellikle yukarı yönlüdür fakat tuhaf olan şu ki 2000 yılından bu yana borsa getirisi tüfeye karşı sadece %40. Vaziyet böyleyken insanlar daima daha yüksek getirisi olan hisse senetlerine ulaşmaya çalışıyorlar ve genellikle bu çaba sonunda şirketleri birtakım yöntemlerle değerlemek yerine ahbabından aldığı bir “tüyo” ya güvenmeyi tercih ediyor. Bilirkişi yanılgısını derinden yaşayan bu kişiler o an için hisse senetlerine yatıracakları parayı ne şartlar altında kazandıklarını ya da kaybettiklerinde bunun neye sebep olacağını unutuyorlar. Çünkü alım yaptığı andan itibaren o hisse senedinin yükseleceğinden eminler. Bu iyi niyetli yaklaşım borsada kötü sonuçların habercisidir.

En başta tüyo kavramından söz açmıştık. Tüyo yatırımcılar tarafından yanlış anlaşılmış kavramlardan bir tanesidir. Tüyo, azınlık tarafından bilinen gizli bir bilgidir ancak piyasanın genelini ilgilendiren, bir düşüş ya da yükselişe neden olacak bilgi “tüyo” değildir. Örneğin; bir derecelendirme şirketinin not artıracağı bilgisi bir tüyo niteliği taşımaz. Bu bilgi tüyo niteliklerini taşıyor gibi görünse de piyasanın genelinde bir sistematik risk unsuru oluşturacağından tüyodan sayılmaz. Tüyo, çoğunlukla hisse senedi bazında insider (içerden) bilgiye dayanarak pozisyon açılması ve bu bilginin birileriyle paylaşılması durumudur. Yani X hisse senedi yükselecekmiş, Y adlı spekülatör bu hisseleri topluyor ya da bu hisse senetlerinin mali tablolarında (ya da bilanço, ortaklık, satış haberleri) gelecekte yaşanacak bir pozitif durumun (büyük bir zarardan olmadık bir sebeple kara geçiş gibi) abartarak sunulmasıdır. Bu bilgi herhangi bir yerden bize ulaşmış olsa bile şu iki soruyu mutlaka yanıtlamalıyız:

  • Bu bilgi gerçekten benim işime yarayacak mı?
  • Bu bilgiden benim dışımda haberi olan başka kimseler var mı?

Eğer ki siz bu soruları kendinize sormaz, bilginin sadece sizde saklı olduğunu ve daha fazla dağılmayacağına inanırsanız üstüne üstlük piyasanın bu bilgiden haberi olmadığını zannederseniz büyük bir yanılgı içerisine girersiniz.

Bu bilgi size gelene kadar en az 5-6 elden geçer ve sonrasında yüzlerce kişiyi dolaşır. Borsa forumlarında belki de çoktan paylaşılmıştır ve siz ancak bu aşamalardan geçtikten sonra haberi duyumsamış olursunuz. Bu arada o hisse senedi %10 – %20 arası yükseliş yapmış olur.

Bir spekülatör hisse senedini toplama esnasında yeteri kadar alım yapmadan önce “ben bu hisseleri topluyorum bilginiz olsun” gibisinden bir şekilde bunun sinyallerini verirse zaten bu hisse senedinin fiyatı bu bilgiyle eş zamanlı olarak yükseleceği için ya zirveden alım yaparsınız ya da hiç alamazsınız. O zamandan sonra piyasaya tüyonun dağıtılmasının sebebi bellidir. Yatırımcıları fiyatın yükseleceğine inandırmak ve bunu spekülatöre duyurmaktır.

Hisse senedinin yükseleceğine inananların sayısı arttıkça talep artar. Şaşırtıcıdır ki tüyo size geldikten sonra piyasada yavaş yavaş yükselmeye başlar. Bir noktadan sonra yükselişi gören ancak kaçırdığını düşünenler de almaya başlayınca satışlar hızlanır ve mallar boşaltılır. Gördüğünüz gibi, sadece inanç faktörü hisselerin yükselmesi için yeterli oluyor. Ortada doğru ya da yanlış olarak değerlendirilecek bir bilgi mevcut değil.

Bu anlamda bilginin (tüyonun) doğru ya da yanlış olması piyasada bir önem arz etmez. Yeter ki, bilgiden doğacak beklentiyle yanıp tutuşan yatırımcılar ivmelerini alım yönünde artırsınlar. Piyasada dolaşımda olan tüyo artık hisse fiyatlarının içinde olduğundan ve bu birtakım bilinçli yatırımcılarında ilgisini çekmeye başladığında artık yeni fiyat trend başlamadan önceki fiyatın %80 üzerindedir ve alım yönünde iş işten geçmek üzeredir.

Piyasaya girmekte tereddüt eden ancak bir yandan da kaçırdığı trene bakıp iç çeken bu kesim, tahta sahiplerinin en çok hoşuna giden yatırımcı grubudur. Nerede alıp nerede satacağını bilmeden bir şeylerin peşinden koşturan bu grup da son olarak piyasaya girdiğinde aniden satışlar artar ve tecrübeli olanlar bu noktada portföylerini yüksek bir karla boşaltırlar. Yatırımcı ilk elden bilgi edinmişse bu tüyo gerçekten ona aittir ve başkalarına söylenmediği müddetçe geçerliliğini korur. Ne zaman ki bu bilgi ikinci kişiye “şöyle bir hisse var, aman kimseye söyleme” etiketiyle pazarlanırsa bu dalganın devamı gelir ve az önce anlattığım hikaye gerçekleşir. Size biri tüyo veriyorsa ve bilginin doğruluğu teyit edilse bile şunu bilin: O tüyo eğer küçük ölçekli yatırımcıysanız size asla ulaşmaz çünkü kimse sizin kolay yoldan para kazanmanızdan mutluluk duymayacaktır.

Haber portallarında tüyo başlığı altında birçok yazıya rastlayabilirsiniz lakin bunların hiçbiri tüyo değildir. Sadece meraklı borsacıları avlamaya yönelik başlıklar artarlar ve yazıların hitini arttırırlar. Bu tip haberler herkesin bildiği temel yatırım stratejilerini içerdiğinden dolayı tüyo niteliği taşımaz.

Tüyo aldığını söyleyen yatırımcıların tek hayali, tüyoya sahip olmadığını düşündüğü diğer yatırımcıların elindeki hisse senetlerine sahip olmak ve bu hisse senetlerini bir iki ay içinde yüksek bir karla satmaktır. Yalnız evdeki hesap çarşıya uymaz ve tüyo yatırımcının eline ayağına dolanır. Ne tesadüftür ki, tüyoyla hisse senedi alan yatırımcı, hisseyi aldıktan kısa bir süre sonra şelale düşüşü başlar ve yatırımcı zararını çıkartmadan borsadan çıkmak istemez. Hisse senedi %20, 30, 40 düşer, bu sefer de yatırımcı cephesinden “hisseyi satmadığım sürece zarar etmiş olmam, hem zaten ben uzun vadeli yatırımcıyım” naraları yükselir. Yatırımcımız elindeki tüyoyla başkalarını alt edeceğini düşünürken kendisi soyulmuştur ve piyasa ona ancak sabrederek kazançlı çıkabileceğini kötü bir tecrübeyle öğretir.

Borsanın rekor üstüne rekor kırdığı dönemler dahil olmak üzere, küçük hisse senetlerinin birkaç katı (yeni gelen yatırımcılarının sadece %33’ünün tercihi bist 30 hisseleri olduğu bilinirken) yükseldiği bilinirken hatta sektörel bazda yurtdışına uçuşların olmadığı, turistin gelmediği, otellerin bin bir güçlükle müşteri bulmaya çalıştığı bu dönemde turizm endeksinin tarihinin en yüksek seviyelerini görmesi gibi borsada yukarı yönlü risk iştihanın oldukça yüksek olduğu zamanlarda bile mutlaka zarar yazan çok sayıda yatırımcı bulabilirsiniz.

Tüm bunlara ve daha fazlasına rağmen bir borsa forumuna girdiğinizde yine de yatırımcıların dert yandığını ve suçu her zamanki gibi başkalarına atarak bir arınma yaşadıklarını görebilirsiniz. Darp edilen bir adamın sürekli aynaya bakarak gözünün morluğunu, burnunun kırığını incelemesi gibi gece gündüz ekran izleyerek aldığı hisse senetlerinin zarar ettiğini görmek yatırımcıların sonraki işlemlerinde de sağlıklı düşünmelerine engel olacaktır. Bu olan biten sonra genellikle borsaya veda etme dönemi başlar.

Yatırıma başlamadan önceki altın kural; yatırımcının kendisini tanıması ve kendisine karşı ne olursa olsun dürüst olmasıdır. Bu da doğru soruların sorulmasıyla başlar. Peki bu sorular neler:

  • Ben nasıl bir yatırımcıyım?
  • Kısa – orta – uzun vadeli yatırım planlarım neler?
  • Bir yatırıma başlamadan önce hangi verilere dayanarak alım-satım senaryosu oluşturuyorum?
  • Satmadan kar edemeyeceğimin farkında mıyım?
  • Gerektiğinde bir yatırım aracını alıp 10 sene bekleyebilir miyim?
  • Borsada para kaybetmek günlük hayatımı nasıl etkiliyor?

Bu sorulara dürüstlükle yanıt vermeniz, bir yatırım felsefenizin oluşmasını sağlayacak ve bu yolda ilerledikçe borsada kısa sürede para kazanmanın tamamen tesadüfi olduğunu göreceksiniz. Zamanla öğrendiğiniz en ufak bir bilgi kırıntısının yatırım kararlarınızda ne kadar fayda sağlayacağını tahmin edemez hale geleceksiniz. Artık bilgiye ulaşmak çok kolay, geriye kalan tek şey o bilgiyi işlemek ve yatırım kararlarınızda uygulamak. Bol kazançlar.

 

Güney Örnek

 

FÖŞ anlattı:  Salgından Ders Almadık, Sonumuz Ekonomik Kriz mi Olacak?

 

Erkan Öz: Milyar dolarlık aileler borsalardan çıkıyor!

 

Endeks 125 Bin Yolculuğuna Devam Edebilir mi?

 

Dr Artunç Kocabalkan ve Atilla Yeşilada:  25 – 26 Temmuz sonrası piyasalar hareketlenecek

Yorumlar

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler