Sosyal Medya

Borç Deflasyonu

Paul  Krugman:  Likidite Tuzağı Gelişen Ülkelere sıçradı

Krugman’a göre, tahvil alımı gibi parasal genişleme hamleleri faiz indirimleri kadar etkili olmuyor. Krugman GOÜ’i 2 kategoriye ayırıyor. Bir yanda Türkiye ve Arjantin gibi çok borçlu ve kredibilitesi düşük ülkeler var. Bunlar hala geleneksel GOÜ problemi olan sermaye kaçışı ve bunun getirdiği devaluasyon-enflasyon spiralini çözmeye uğraşıyor

Paul  Krugman:  Likidite Tuzağı Gelişen Ülkelere sıçradı

Nobel ödüllü ekonomist ve New York Times köşe yazarı Paul Krugman’a göre, para politikası yalnız Gelişmiş Ülkeler’de  değil, Gelişmekte Olan Ülkeler’de (GOÜ, Piyasalar = GOP) etkinliğini yitiriyor.  Türkiye gibi bazı  GOÜ’in hala sermaye kaçışı gibi eski tür problemlerle boğuştuğunu saptayan Krugman, enflasyon ve yapısal sorunlarını çözmekte daha başarılı olanların ise Likidite Tuzağı’na düştüğünü ifade etti.

Modern ekonominin kurucusu sayılan John Maynard Keynes’in bir kuramı olan Likidite Tuzağı, para arzında artışın ekonomide üretime yansımadığı, çünkü aktörlerin sürekli daha fazla nakit tutarak kredi genişlemesine engel olduğu hastalıklı bir ortamı tarif ediyor.

Peru ve Şili politika faizlerini nerdeyse sıfırlayan 2 Latin Amerika ülkesi. Bunlar Türkiye’de olduğu gibi  Merkez Bankaları’nın tahvil alımları yoluyla para arzını genişleterek ekonomilerine destek verme yoluna gidiyor. Krugman’a göre, Brezilya ve Kolombiya da yakında onlara katılabilir. Bloomberg’in telefonla görüşünü aldığı ünlü ekonomist “Para Tuzağı kuramının özünde GOÜ’de uygulanamaz diye bir ayrışma yok” dedi.

Krugman’a göre, tahvil alımı gibi parasal genişleme hamleleri faiz indirimleri kadar etkili olmuyor. Krugman GOÜ’i 2 kategoriye ayırıyor. Bir yanda Türkiye ve Arjantin gibi çok borçlu ve kredibilitesi düşük ülkeler var. Bunlar hala geleneksel GOÜ problemi olan sermaye kaçışı ve bunun getirdiği devaluasyon-enflasyon spiralini çözmeye uğraşıyor.

İkinci kategoride ise düşük borçlu ve kredibilitesi yüksek GOÜ var. Bunlar Gelişmiş Ülke problemi olan etkisiz para politikası sorunuyla uğraşacak. Krugman’a göre, GOÜ’ü Gelişmiş Ülkelerden ayıran asıl özellik, ABD, Almanya, Japonya ve İngiltere gibi ülkelerin nerdeyse sonsuz miktarda borçlanabilmesi. Bu sayede para politikasını mali politika ile takviye edebiliyorlar.  GOÜ’in ise maliye politikasında manevra alanı çok daha dar, çünkü göreceli sığ finansal sistemleri ve düşük kredi notları iç ve dış borçlanma imkanlarını sınırlıyor.

Krugman’ın  saptamalarının ne denli doğru olduğunu görmek için bir kaç ay ya da bir yıl gerekecek, çünkü faiz indirimi ya da tahvil alımı olsun, para politikası hamlelerinin reel ekonomiye yansıması uzun bir zaman aralığı ile gerçekleşiyor.

Öte yanda, GOP’ın Mayıs ayında yeniden satış baskısı altında kaldığı bir gerçek. Dün MSCI GOÜ Hisse Endeksi %0.85 değer yitirirken, tüm Latin Amerika para birimler de dolara karşı satıcılıydı. Başlıca neden ise Brezilya ve Meksika gibi dev bölge ekonomilerinden gelen zayıf ekonomik veriler oldu. Bu iki ekonominin de resesyona girmesi kaçınılmaz. Ek olarak, GOÜ’in Covid-19 salgınının yeni merkezi olduğu ve bazılarında ikinci dalganın da gözlenebileceği kaygısı var.

Rabobank FX stratejistleri Jane Foley ve Piotr Matys dün yazdıkları müşteri notunda “Önümüzdeki aylarda GOÜ’e kayda değer miktarda finansal sermaye girişi yaşanmayacak. Bu nedenle, bu ülkelerin para birimlerinin dolara karşı değer kaybedeceği görüşündeyiz” ifadelerini kullandılar.

 

Dr. Artunç Kocabalkan – Atilla Yeşilada:  2. dip bekliyorum

 

Geldiğimiz nokta: Ya faiz artırımı, ya sermaye kontrolleri

 

Rogoff: Negatif faiz oranları artık bir tabu değil

 

Nadir bir “enflasyonist depresyonla” karşı karşıyayız

Yorumlar

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler