Sosyal Medya

FÖŞ yazdı:  Kredi furyası borç krizine gider

10 Haziran 2020

 

Balıklama konuya gireceğim. Covid salgınının bittiği filan yok. Dün gece entel çevremdeki arkadaşlarla Kilyos sahilinde ateş yaktık, biraz da JD, hem demleniyoruz, hem göbek atıyoruz, hem özlem gidermek için sarılıp öpüşüyoruz, hem Türkiye’nin acınası durumunu tahlil ediyoruz. Burada adını veremeyeceğim (çünkü emin değilim,  kafam çok kıyaktı, sudan çıkarak üstüme gelen mor köpekbalıklarına karşı tedbir alıyordum) ama fikirlerine çok saygı duyduğum bir Türk entellektüeli:  “Koç” dedi, “Bu zavallı, bilinçli olarak proteinsiz ve eğitimsiz bırakılmış halk mal mal sokaklarda gezerken, salgın biter mi?”  “Vallahim haklısın” diyip iki yanağından da öptüm, sonra üstüne kusmuşum.  Hoş olmadı, ama teşhis doğrudur.

Covid’in Epsilon Eridani’de savaşçı klanlar tarafından üretilip, Dünya’yı ehlileştirmek ve sömürgeleştirme öncesi harekatı başlatmak için  UFO’larla atmosferden yayıldığını artık herkes biliyor.

Böyle bir tehdide rağmen AKP gibi gaipten çok iyi haber alıp, süper-gıyabet tekniklerinde ordinaryuslaşmış bir eski kulağı kesiğin muhalefetle uğraşmasının tek bir nedeni olabilir:  Artık iktidardan yoruldular, biraz tatil yapmak istiyorlar. Baktılar ezik muhalefet güruhu bu işi beceremeyecek,  kendileri üstlendiler. Ekonomi ve geleceğe güvenin bu denli kırılgan ve hassas ve ürkek olduğu günlerde, ekonomiyi rotasında tutmak yerine muhalefeti susturmak için komplolar hazırlamak başka türlü izah edilemez.

Her konuda olduğu gibi bu hedeflerine de çok kısa sürede ve azimle ulaşmayı başardılar. Bu sabah Metropoll Mayıs anketinin sonuçlarını açıkladı, AKP+MHP dövme demirden yapılmış paraşüt gibi irtifa kaybediyor.

 

Ama bu kadarı yetmez benim Sevgili Partime. Olur da siyasette çalkantının yaratacağı güven bunalımı bile bu kadim ülkeyi paralize etmezse diye, B, C ve Yumuşak G planları hazır. Bunların başında ülkeyi bir kredi furyasına sokup, ardından patlaması kesin borç krizi sayesinde iktidardan şerefleriyle ayrılmak istiyorlar.

Hımmmm, kredi krizi.. Nasıl bir şeydirkim, acep?  Bankalar ve müşterileri de fon yöneticileri ya da traderlar gibi anın şehvetiyle, düşünmeden heyecana kapılıp yanlış kararlar alırlar.  Bankalar hiç ödeyemeyecek kişi ve kurumlara kredi verebilirler. Birey ve şirketler büyük umut bağladıkları proje/yatırımlarından büyük paralar kazanacaklarına emin oldukları için kredi alırlar, ama proje tıslayınca batarlar.

Bu yüzden BDDK gibi denetleyici kurumlar, banka ve kredi müşterisine nasihat vermek, toplam riskin sistemik felakate dönüşmesini engellemek için icat edilmişlerdir. Bakın, bizim BDDK bu görevi nasıl başarıyla ifa ediyor. Hergün Varlık Rasyosu’nu kurcalayıp bankaları kredi vermeye zorluyor. Yetmedi, tatil için yapılacak alışverişlerde kredi kartı taksit limitini 12 aydan 18’e yükseltiyor.  TCMB’nin de bu aziz millete faydalarını tarih ve gelecek nesiller hayırla yadedecektir. Yılbaşından bu yana para arzını %80 şişiren Bankamız, şimdi de ihracat olmadığı için boşta duran ExIm Bank fonlarını teşvikli projelere hasrederek, kredi furyasının hızla şişip balona dönüşmesine “asist”  yapıyor.

Sonuçlarını aşağıda göreceksiniz:

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Toplam krediler 5 ayda %19 büyümüş. Bu hızla gidersek, sene sonunda kredi stoğu %69 genişlemiş olacak. Nominal GSYİH ne kadar büyür?  %11 enflasyon, artı %5 eksi büyüme, eşittir %6. Hadi, ekonomi daralmayacak, enflasyon da %9’a düşecek diyelim. Yine de nominal GSYİH %9 büyür, ama krediler %69 büyümüş?  Yani, toplumun her kesimi devlet de dahil gırtlağına kadar borca batmış olur.

 

Bu borçlar nasıl ödenir?  İlk şartı ekonomide sürdürülebilir %5  büyüme ki bireysel harcanabilir gelir ve şirket nakit akımları hızla yükselen kredi faizlerini karşılayabilsin. İkincisi, faizleri sürekli düşük tutarak ki– Maşallah o hususta da dünyaya örnek oluyor hükümetimiz:

 

 

 

 

 

Ama başka bir yolu daha var. Pompalarsınız enflasyonu, nominal gelirler hızla artarken borçların reel değeri düşer, herkes rahatlar.

Peki kredi krizi ne zaman çıkar?

Bankaların batıkları sermayelerini kediye yüklediği zaman.

Vatandaş ve şirketler “Ula, biz kadar borcu nasıl ödeyeceğiz, artık yenisini almayalım” dedikleri zaman.

Döviz kurunun baskısı veya bu güzel milletin bankalardan kaçması sonucunda TCMB faizleri hızla yükselttiği zaman.

Siyaset veya salgının tekrarlaması gibi nedenlerle, toplumda ekonomiye güven ülserli mideye döndüğü zaman.

 

Bizde de Covid-19 ikinci dalgasının siftahını yapıyor. Bakın, yalnız ben değilim bundan korkan. Fahrettin Koca’yla Sevgili Başkanım Erdoğan da millete “rehavete kapılmayın, virüs gitmedi, salgın bitmedi” diye nasihat ediyorlar. Velakin öte yanda da hergün karantina, kısıtlama ve sosyal mesafe kurallarını gevşeterek “Halka verir talkını, kendi yer salkımı” oynuyorlar.

 

Döviz kurunu 6.70-80 bandında tutmak için TCMB yılbaşından bu yana $50 milyar rezerv harcıyor. Bankalar sırf Varlık Rasyosu büyümesin, zorla kredi vermeyelim diye, ufak montanlı döviz mevduatını kovuyorlar.

Dünya Bankası’na göre ekonomi bu yıl %3.8 küçülecek. TUIK’in tüm kadrosunu yenileseniz de, enflasyon düşmez. Çünkü, enflasyon bir istatistik değil algı meselesidir. Siz her ay “TÜFE düştü” diye ilan etseniz de, cebindeki paranın kuşa döndüğünü hisseden halk, yemez. Enflasyon yükseliyormuş gibi fiyatlar mal, hizmet, ücret ve bankadan aldığı nominal faizi.

Bunların üstüne bir de zart-zurt nedenlerle her gazeteciyi tevkif edip, kafanız estiğinde bir kaç muhalif vekili daha hapse tıkarsanız, halk ve şirketler “Vay Babo, yine arbede çıkacak, biz en iyisi harcamayalım” derler.

Döviz krizini önlemek için halkı mevduattan soğuttuk. Salgını bastırmak için herkesi sokaklara saldık. Ekonominin daha hızlı büyümesini sağlamak için ifade özgürlüğü ve insan haklarını iyice dövüp hastanelik ettik. Kredi furyasını frenlemek için de özel bankaların kafasına tabanca dayayıp “Daha fazla kredi verin” dedik. Bunlar da yetmedi, halka “Yahu, işte orada bedava kredi var, gidin, alın, doya doya harcayın diyoruz.

 

Bir de erken seçim yok diyorlar. AKP iktidarda kalmak istese bu kadar kötü yönetir mi ülkeyi?

 

FÖŞ

 

Bu Ekonomi Politikası Değil, Hoşaf

 

Vaka sayısında hesap tutmadı

 

Dr. Ozan Bingöl Yazdı: Ek Vergiler mi Yolda, Yoksa Vergi Affı mı?

 

Dr. Murat Kubilay: Türkiye krizin hangi aşamasında?

 

 

 

 

 

https://twitter.com/AtillaYesilada1

Yorumlar

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları