Sosyal Medya

Güldem Atabay: Kasım enflasyonu ne anlatıyor?

3 Aralık 2019

Rakamlar taze: Yıllık TÜFE enflasyonu %10,6 ile yeniden çift hanede. Gıda fiyatları enflasyonundaki %9 muamması bir yana; sağlık, eğitim, lokanta, çeşitli mal ve hizmetler sektörlerinde yıllık enflasyon çift hanede.  Konut ve ev eşyası sektörleri ise neredeyse söz konusu sınırda.  Daha da önemlisi, çekirdek enflasyon bir ayda %7 civarından %10’un üzerine çıkmış durumda.

Bu durum ise, tek haneli enflasyonun önemli ölçüde baz etkisi ile görüldüğü Ekim enflasyonundan öteye kalıcı olarak ülkemize kolay kolay geri dönemeyeceğinin habercisi.  Türkiye’de enflasyon daha uzun süre gelişmekte olan ülkeler ortalaması olan %3-4 bandının üç-dört kat üzerinde seyretmeye devam edecek.

Ekonomi yönetiminin büyüme uğruna yarattığı sürdürülemez dengesizlikler sonucunda ortaya çıkan Ağustos 2018 kur krizi sonrasında faizlerin artmak zorunda kalışı, ekonomik daralmaya bağlı cari açığın hızla sıfıra yaklaşması ve tabi çöken iç talep ile beraber liranın son aylarda istikrar kazandığına şahit olduk.  Tabi kriz öncesine göre yepyeni bir platoda.

Özel sektörün borç ödeme yükü aynen devam ederken, Türkiye’nin dış finansman ihtiyacı cari açıktaki düzelme ölçeğinde azaldı. Firmalar artan maliyetlerini marjlarında daralma pahasına çöken talep ortamında piyasa fiyatlarına yansıtmaktan çekindiler. Sonuç, %25’e çıkan enflasyon bu ortamda %10’un üzerine kadar gerileyebildi.  Ekim’deki tek haneli enflasyon her ne kadar hükümet tarafında coşku ile karşılandıysa da, işi bilenler bu seviyenin kalıcı olmayacağı konusunda uyarılarda bulunmuşlardı. Lira kaynaklı baskılar enflasyon üzerinde azalırken, enerji zamlarının yarattığı maliyet baskıları ise halen devam etmekte. Dolayısıyla, üçüncü çeyrek büyüme verisinden izlediğimiz üzere iç talepte oluşacak azıcık bir kıpırdanma, artan maliyetlerin tüketici fiyatlarına yansımasını da beraberinde getirecek.

Gıda fiyatlarındaki ölçüm hataları bu resmin içinde bile değil ancak, hissedilen gıda fiyatları enflasyonunun %9’un çok ötesinde oluşu zaten kendi başına süreci besleyecek faktörler arasında.

Güven verici bir ekonomik çıpanın eksikliği, dolarizasyonun aylardır devam ediyor oluşu, geriye dönük verilere göre fiyatlama davranışı, yüksek kamu harcamaları; özetle enflasyondaki yapısal atalet; Türkiye’de TÜFE enflasyonunu uzun süre %10-13 bandında tutacak gibi görünüyor. Üstelik de yüksek bir oynaklıkla beraber.

Bu durumun doğal sonucu olarak da, yüksek enflasyonun olduğu Türkiye’de büyümede orta vade ortalamalarında ülkenin işsizlik sorununu çözecek sıçramanın beklenmesi mümkün değil.  Hatta kısa vadede, mevcut ekonomik ortamda yatırımlarda daralma devam ederken, %5 büyümeyi 2020 yılında yakalamak da mümkün görünmüyor.  Kamu harcamalarında daha da fazla bir artışla büyüme geçici olarak yükseltilebilir ancak bu seçimin daha yüksek enflasyon, daha yüksek faiz olarak geri döneceğini söylemeye herhalde gerek yok.

Özetle, kronik karaktere çoktan bürünmüş yüksek enflasyon Türkiye’de üretim yapmayı giderek zorlaştırmakta. Gerçekçi bir enflasyonla mücadele politikası hem para hem maliye politikalarında uyumu gerektiriyor ki biz son birkaç senedir iki tarafın çoklukla çeliştiğine şahit olmaktayız. Enflasyonun çift hande takılı olması ortalama büyüme performansını düşürürken, kaynak sorunu zaten kısa vadede de büyüme önünde engel teşkil ediyor. Mali taraftaki disiplinsizlik gelinen aşamada belki de anayasaya bağlanmış bir mali kuralla sınırlandırılmadıkça, para politikası iktidarın kısa vadeli politik çıkarlarını desteklemekten kurtarılmadıkça Türkiye’nin yüksek enflasyon sorununu tartışmaya daha çok devam ederiz.

12 Aralık toplantısından Para Politikası Kurulu’ndan bir faiz indirimi daha gelmesi halinde oynaklığın da, lira üzerinden enflasyonun da izleyen aylarda yeniden tetikleneceğini belirtmekte fayda var.

GA.

@guldematabay

Yorumlar

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları