Sosyal Medya

Bütçe açığı %4’e giderken TL ne olacak?

13 Haziran 2019

Hazine dün, Mayıs ayı nakit bazlı bütçe verilerini açıkladı.  Çıkan verilere göre, Mayıs ayında Hazine’nin nakit açığı 14,4 milyar TL, faiz dışı açığı ise 6,2 milyar TL oldu. Bu da geçtiğimiz senenin aynı ayındaki 21,1 milyar TL’lik bütçe fazlası ve 25,9 milyar TL’lik faiz dışı fazlaya göre belirgin seviyede bozulmaya işaret etmekte.

Mayıs ayında bütçedeki yıllık karşılaştırmadaki sert bozulmanın bir sebebi, geçen sene Nisan ayında tahakkuk eden 17,1 milyar TL’lik verginin Hazine hesaplarına Mayıs ayında girmesi ve bu durumun Mayıs ayı bütçe dengesini olumlu etkilemesi. Fakat bu etkiyi ayıklasak bile bozulma çok net ve hala yıllık karşılaştırmada bütçe açığının 18,3 milyar TL arttığı anlamına gelmekte.

Mayıs ayı rakamları ile son 12 aydaki nakit bazlı bütçe açığının milli gelire oranı %3,2 seviyesine ulaşmış oluyor ki Nisan ayındaki 12 aylık açığın GSMH’ye oranına göre yaklaşık bir tam puanlık bir artışa karşılık geliyor. Daha da önemlisi geçen seneye göre de neredeyse 1,5 puanlık bir sıçrama var.  Söz konusu %3,2 de aynı zamanda 2010’dan beri görülen en yüksek nakit bütçe açığı/GSMH oranı.

Diğer yandan, enflasyonla mücadele edebilmek, borç stokunun milli gelire oranının yükselmesine engel olmak için lazım gelen faiz dışı nakit bütçe fazlası, son 12 ayda çoktan açığa dönerken; açık da milli gelirin %1’ine yükselmiş durumda. Bu seviye 2005 yılından beri yayınlanan veriler içinde en yüksek demek oluyor.

Diğer yandan nakit bazlı bütçenin finansman tarafında da dikkat çekici gelişmeler var.  Vergi gelirleri ekonomik daralmaya bağlı düşük performans gösterirken, harcamalarda önemli artışlar seçime bağlı gerçekleştikçe para ihtiyacı artan AKP hükümeti iç ve dış borçlanmaya ağırlık vermiş durumda.

Dış borçlanmada 2019 hedefi 8 milyar dolardı.  Hem kaynak yaratmak hem de seçim öncesi lirayı baskılamak için bu hedefin önemli bir kısmı olan 6,4 milyar dolar eurobond ihracı yılın ilk çeyreğinde gerçekleştirildi.

İç borçlanma tarafı ise biraz daha karmaşık. Bu tarafta finansman kalemleri içindeki “net borçlanma” tanım olarak toplam borçlanma ile anapara ödemelerinin farkı. Burada da Hazine ihaleleriyle toplanan para hedefe göre yüksek bir platoda gidiyor. Örneğin, Mayıs ayında yaklaşık 11 milyar TL net borçlanma yapılmış ki bu da önceden Hazine borçlanma programında hedeflenen 4,6 milyar TL’nin üzerinde. Yılık ilk beş ayındaki toplam “net” borçlanma miktarı da Mayıs da hesaplandığında 68,5 milyar TL.  Hatırlanacağı üzere 2019 toplam net borçlanma hedefi 81,7 milyar TL.  Kısaca, yılın ilk beş ayında tüm sene hedefinin %85’i tamamlanmış durumda. Açıklanan programa göreyse, Haziran-Ağustos 2019 döneminde de planlanan yaklaşık 12 milyar TL’lik net borçlanma var ki tam olarak gerçekleşmesi halinde 2019’un ilk sekiz ayında toplam net borçlanma 80 milyara ulaşmış olacak. Ağustos-Aralık arası dönemde net borçlanma sıfıra inemeyeceğine göre ve kaynak ihtiyacı artarak devam ettiğine göre bu sene için konan borçlanma hedefi aşılacak.  Hele bir de dış borçlanma hedefinden geriye kalan 1,6 milyar dolar da gerçekleştirilirse, bu aşım daha da fazla hale gelecek.

Borçlanma kanununa göre, AKP hükümeti, sene sonu hedefi olan 82 milyar TL’yi %10 oranında kanun değişikliğine gitmeden artırabilir; bu da borçlanma limitini yaklaşık 90 milyar TL’ye çıkartır.  Ya da, geçen sene kanunsuzca yapılan fazladan borçlanma hali, 2019’da da tekrarlanacak.

Her iki halde de iç borçlanma hedefinin üzerine çıkılması hem faizler üzerindeki baskıyı artıracak, hem de zaten artmakta olan faiz yükünü harcamalar tarafında daha da hızlandıracak.

2019 sonu için AKP hükümetinin hedefi olan merkezi yönetim bütçe açığı GSMH oranı olan %1,8; nakit tarafın yansıttığı platonun artık bir hayli gerisinde kalmış durumda.  Başka bir ifadeyle, bu hedefe ulaşmak artık kolay değil.  %1,8 yerine %4’lere yaklaşan bir bütçe açığı söz konusu 2019 sonu için.

Ya da 23 Haziran İstanbul yeniden seçimi sonrasında bütçede harcama tarafı ağırlıklı çok ciddi mali önlemlerin devreye girmesi gerekiyor. Vergi artışları da elbette gündeme gelecektir.  Fakat ekonomik daralmayı ne pahasına olursa olsun dengelemeye çalışan AKP hükümeti açısından bu önlemleri devreye sokmak kolay ve arzu edilir görünmüyor.

Şu durumda %1’ler civarından %4’e doğru yönelecek bütçe açığı GSMH ve %1,5 civarında faiz dışı açık GSMH oranı ile Türkiye’nin risk priminin düşmesi mümkün değil.  Aksine, yükselmesi beklenebilir.  Bunun da hem faizler hem de Türk lirası üzerinde baskı yaratmaya devam etmesi en makul beklenti olur.

Enflasyon matematiksel nedenlerle tek haneye bu sene içinde inse de orada kalmayacak; yükselecek. Cari açığın sıfıra gitmesi zaten AKP masalının aksine, tamamen içerdeki ekonomik daralmanın sonucu.  Pek başarı olmadığı gibi, ekonomide alarm zilleri çalmakta oluşunun elle tutulur göstergesi.

S-400 macerasının varacağı görünen nokta bu ekonomi hikayesinin içinde fazladan bir risk olarak yok. Madem”S-400’ler alınacak değil; alındı bile”; onu da risk primi üzerine eklemek gerek.

Yorumlar

Banner

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları