Sosyal Medya
**8*

ANALİZ: Yeni Ekonomi Programı – Harikalar diyarı versiyon 2.0

30 Eylül 2019

Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak bu sabah itibarıyla 2020-2022 dönemi Yeni Ekonomi Programı (YEP) detaylarını açıkladı.

Albayrak’ın vurguladığı,  2018’de yaşanan kur krizinin ardından 2019 yılının “dengelenme” dönemi olarak başarıyla geride bırakıldığı; 2020’den itibaren ise “değişim” dönemine geçiş olduğu.

YEP 2019 hedeflerinde güncellemeler ve 2020-2022 dönemine ait verileri aşağıda listeledik. Bu verilere bakarak ve Albayrak’ın açıklamalarını dinledikten sonra YEP 2020-22’ye ait yorum yaparken söylenecek belki de ilk söz, Sayın Albayrak’ın çizdiği büyüme-enflasyon-cari denge ilişkisinin gerçek hayatla çok tutarlı olmadığı.

2018 neydi gerçekte?

Albayrak, artık alıştığımız tarzıyla yine 2018 yılında yaşanan kur krizini Türkiye ve AKP iktidarına yapılan “saldırı” olarak nitelendirirken, yaptığı girizgahta bolca “iftira”, “yalan”, “birileri” gibi kelimelerle genel olarak hükümet tarafında ekonomi yönetimine gelen eleştiri sahiplerine bakışın değişmediğini bir kez daha göstermiş oldu. Bu da tabi, gelen eleştirilerin politika yapım aşamasında hükümetin kulağına ulaşmada halen sınırlı olduğunu anlatıyor bizlere.

Keza, yeniden vurgulamakta fayda var: 2018 kur krizi durup dururken Türkiye’ye yapılan bir “saldırı” değildi.  Başta enflasyon ve cari açık olmak üzere büyümeyi aşırı zorlamanın yarattığı büyük ekonomik dengesizliklere karşı  Türkiye ekonomisine yatırım yapan birimlerin risklerini düşürmek üzere başlattıkları kaçıştan ibaretti.  Bu sürecin içinde iç ve dış politikada sertleşen söylem ve hareketlerin tetikleyici olduğunu da eklemek gerek.

2019’da gerçekte ne oldu?

2019 yılını güncellenen veriler eşliğinde değerlendirmek de önemli gelecek üç yılı tartışmaya başlamadan önce.

Albayrak ve AKP kanadında çok sevilen “dengelenme” kelimesinde ısrar edildiğini izliyoruz.  Dengelenme gerçekten olsaydı, Türkiye ekonomisinde yaşanan şok arkasından izlenen büyüme performansı gerçekten Bakan’ın söylediği gibi “yumuşak iniş” şeklinde olurdu.  Halbuki, %2,3 büyüme beklenen Türkiye ekonomisi dış konkjonktür ve mali dengeyi berbat edici kamu harcamalarına rağmen resmen “çakıldı” 2019 boyunca.  %2,3 büyüme yerine %0,5 büyüme performansı oldukça büyük bir fark.  Hele cari denge, işsizlik ve kamu maliyesi üzerinde yarattığı etkiler açısından değerlendirildiğinde.

Sayın Bakan’ın “2019’da fazla büyümeyi” hedeflemedikleri sözü, kamu harcamalarında yapılan sıçrama, merkez bankasını faiz indirimlerine zorlama şekli ve kamu bankaları üzerinden kredilere yüklenme çabaları eşliğinde doğruları yansıtan bir söylem değil.  Albayrak’ın “orta gelir tuzağından çıkmak” kavramını kullanarak 2019 büyümesinden bahsetmesinin ise, konu ile alakası olmayan hoş başlıkların kullanımından ibaret olduğunu biraz da gülümseme ile vurgulamak lazım.

Dolayısıyla, ancak 2018 ve 2019’da gerçek olanın adının koyduktan sonra 2020-2022 vizyonunu değerlenirmeye başlamak gerek.

YEP 2020-2022: Alis Harikalar diyarında devam ediyor

Öyle bir ekonomi düşünün ki, sıfır büyümeden tam bir sene sonra potansiyel büyüme rakamı olan %5 büyümeye ulaşacak, bunu üç yıl boyunca koruyacak; bu sürede cari açık yaratmayacak ve enflasyon da %5’in altına inecek.  “Değişim” ile hedeflenen verim ve tabi rekabet gücünde artış da bugünden yarına gerçekleşerek üç yıl boyunca AKP hükümetinin son 17 senede değiştiremediği yapıyı değiştirecek. İnşallah demekten başka bir katkı yapmak kolay değil.

Enflasyonda geçen Ekim ayındaki %25 seviyesinden bugün gelinen %15 seviyesi, temel olarak iç talepteki sert daralma ve Türk lirasında yüksek faiz kalkanı ve dış konjonktür yardımı ile sağlanan istikrarın sonucu.  Ancak, yapışkanlık, gıda enflasyonu tarafında temelde tarım politikasızlığı kaynaklı problemler daimi.  Tek haneli enflasyon, üstelik kalıcı şekliyle, verimlilik ve rekabet gücünde kuantum sıçraması gerçekleşmeden hayalden ibaret.

Sayın Bakan Albayrak sıkça ithalatı nasıl aşağıya çektiklerini ve böylece 2019’u “birilerini” mutsuz edecek şekilde nasıl da başarılı bir “dengelenme” yılı olarak geride bıraktıklarını anlattı. İşin gerçeği bu değil halbuki.  Sadece tarım dışı işsizliğin %15’e ulaşması bile böyle olmadığının kanıtı.

İthalattaki çift haneli geri çekilme, hükümet marifetiyle, ara malı üretiminde bir sıçrama ile gerçekleşmiş değil.  Tam aksine; 2019  için %2,3 büyüme ve cari açık/GSMH oranını da %3,3 bekleyen Albayrak’ın tahminlerinde nasıl yanıldığının habercisi.  Çünkü, %2,3 büyüme yerine sıfıra yakın bir büyüme ve %3,3 cari açık yerine sıfır bir cari açıkla karşı karşıyayız.

İtahalat tarafını kontrol altına almak; her büyüme döneminde dev bir cari açık yaratmadan büyümeyi sürdürmek adına ara malı üretimine öncelik vermek elbette doğru bir politika.  Ancak, %5 büyüme hedeflerininin gerçekçiliğini tartışmadan veri olarak alırsak bile, bu üç yıl sürmesi planlanan yüksek büyüme döneminde cari açığın 2022’de sıfırda olacağı son derece hayal ürünü bir yaklaşım. Varlık fonu sabit yatırımlarından bahsetmek de burada yeterli değil.

Hemen büyümeye gelirsek, tüketimin canlandığı, faizlerin düşmesi ile ertelenen talebin piyasaya geleceği, stokların artacağı ve düşen faizlerle beraber kapasi,te yatırımlarının artacağı, büyüyen bir ekonomide büyümenin kaynakları olarak ekonomi kitaplarından kopya alınmış gibi duruyor. Sadece 8 milyar dolar batık kredinin yazılması ile bankacılık sektöründe batık krediler nedeniyle tıkanan kredi kanalları öyle kolay kolay 2020’de coşkun bir nehre dönüşmeyecek.  Bir kere, söz konusu kredilerden çok daha fazlası bankalarda gömülü durumda.  Bankacılık sektörü ancak yurtdışı kaynaklar bol ve ucuz olduğunda kredi verme iştahına sahip olabiliyor ve o tarafta beklentiler 2009-2015 döneminin kolay kolay tekrarlanmayacağı yönünde.

Sayın Albayrak’ın kredi desteği eksikliği ve konut sektörü arz fazlası nedeniyle büyümenin düştüğü ve işsizliğin tırmandığı tespitleri ise, neredeyse akıllara zarar bir vurgu. Büyüme için yeniden konut sektörüne destek verileceği açıklaması ise orta vadeli sürdürülebilir büyüme arzulayan herkes için hayal kırıklığı olmalı.

Sayın Bakan, 2019’daki kötü bütçe performasını ekonomik daralmaya bağlı gelir düşüklüğüne bağlarken, kamu harcamalarının enflasyonun iki-üç katı üzerinde artırılmasına hiç değinmiyor.  Büyük resim yukarıdaki şekilde çizilmişken, bütçe açığı GSMH oranının bu sene sonunda hedeflenenin üzerinde %2,9 olmasının ardından (ki iyimser bir beklenti), %5 büyüyen bir 2020 Türkiye ekonomisinde neden yine %2,9’da kalmasının beklendiği de herkesin kafasında sorular yaratmalı. Vergi reformu yine dikkat çekici olan ancak içi hiç bir zaman doldurulamayan vaatlerden.

O zaman gerçek sorunlar ne?

Kur krizi sonrası, daralan Türkiye ekonomisinin dış kaynak yaratmakta zorlandığı, iç kaynaklarını etkili alanlara yönlendiremediği, enflasyonun %10-12 arası yapışkan seyredeceği 2020-2022 yıllarında esas sorun düşük büyümenin yaratacağı ekonomik ve sosyal zorluklar.  Bugünkü YEP’ten anlaşıldığı üzere, AKP hükümetinin, bu sorunlarla çözüm bulacak vizyonunun olmayışı. Türkiye ekonomisinin, bir çok alanda kendi haline bırakılmış durumunun sıklıkla oynaklıklar yaratacağı, uzun vadeli plan ve dolayısıyla yatırım yapmanın zorlaşacağı, işsizlik sorununun kemikleşerek politika sahnesinde belki de önemli kırılmalara yol açabilecek oluşu.

GA.

 BÜYÜME PROJEKSİYONU

– 2019: %0,5 büyüme (yüzde +2,3’ten revize)

– 2020-22:  YEP dönemi boyunca her sene %5 büyüme

ENFLASYON PROJEKSİYONU

– 2019: %12 (%15,9 önceki sene YEP)

– 2020: %8,5

– 2021: %6,0

– 2022: %4,9.

CARİ DENGE PROJEKSİYONU

– 2019: cari denge/GSYH beklentisi %0,1

-2020: cari denge/GSYH beklentisi -%1,2

– 2021: cari denge/GSYH beklentisi -%0,8

– 2022: cari denge/GSYH beklentisi %0,0

BÜTÇE PROJEKSİYONU

– 2019:  merkezi yönetim bütçe /GSYH beklentisi – %2,9

– 2020 merkezi yönetim bütçe / GSYH beklentisi – %2,9

– 2021 merkezi yönetim bütçe / GSYH beklentisi – %2,5

– 2022 merkezi yönetim bütçe / GSYH beklentisi – %1,5

İŞSİZLİK PROJEKSİYONU

– 2019: %12,9

-2020: %11,8

-2021: %10,6

-2022: %9,8

Yorumlar

Banner

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları