Güldem Atabay

ANALİZ: Şubat’ta enflasyonda rahatlama yok!

4 Mart 2019

Türkiye’de enflasyon son bir yılda hızlı bir sıçrama gösterirken, tanzim satışlar sonrası bu ay herkesin merak ettiği gıda fiyatlarıydı.  Hükümet hariç herkesin bildiği üzere gıda fiyatları tarım sektöründeki yapısal sorunlar nedeniyle yükseliyor.  Ve dolayısıyla da tanzim satış gibi yapay önlemler gıda fiyatlarını aşağıya çekmiyor.  Çekmeyecek de.

Gıda fiyatlarının ötesindeyse, enflasyonun alt kademeleri bize hedef seviyesine ulaşmakta daha çok ama çok uzun bir yol olduğunu anlatıyor.  Detaylara beraber bakalım.

TÜFE’de “müjdeli haber” yok

Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık %0,16 artışla ortalama beklenti %0,50’nin altında kaldı.  Böylece de, yıllık TÜFE enflasyonu Ocak ayındaki %20,35 seviyesinden %19,67 seviyesine gerilemiş oldu. Rahatlamak için pek düşük bir seviye değil elbette.  TÜFE enflasyonun Şubat 2018’de %10,3’te olduğunu unutmamak gerek.   


Alt sektörler içinde, hemen gıda fiyatlarının %0,9 artmış olması, gıda fiyatlarında yıllık enflasyonun %29’da oluşu sıkıntıların devam ettiğinin habercisi.  Tanzim satış denen icadın ise, genel sev,ye üzerinde ne kadar etkisiz kaldığının ispatı.  Bahar sezonu ürünleri raflara gelmeden kış sezonu için giyim fiyatlarında yapılan indirimler, söz konusu sektörde fiyatları aylık bazda %4,81 aşağıya çekmiş; ki bu da aslında geçen sene indirim dönemlerinde izlenen çift haneli enflasyon düşüşlerinin oldukça gerisinde.  Yeni sezon ürünler zayıf talebe rağmen oldukça yüksek fi,yatlarla raflarda yerini alacak; bu da mevcut rahatlamanın kalıcı olmayacağını anlatmalı.

Diğer yandan, hem çok sert gerileyen iç talep hem de hükümetin attığı destekler, konut fiyatlarında Şubat’ta artışın önünü kesmiş; ancak yıllık seviye halen %16,6’da.  Belki de gelecek aylar içinde fiyatlarda tempolu bir gerileme yaşayacak tek sektör olarak konutun altını çizmek gerek. 19 Şubat’ta devreye giren ilaç zammı zonrasında sağlık sektöründe aylık enflasyon %2,48 ki bu da sürpriz değil.  Yıllık bazda sağlık fiyatları enflasyonu halen %17,9’la oldukça yüksek.  Eğitim tarafında aylık artış %1,64 (yıllık %11,6) ise mevcut seviyesinde kalacak gibi değil.  Özel okulların yeni yeni açıklamaya başladığı 2019-2020 dönemi ücretleri eğitimde enflasyonun %20’lere doğru varacağını anlatıyor.

Genel gidişatın, enflasyon dinamiklerinin önemli göstergesi elbette çekirdek enflasyon; yani içinden yüksek fiyat oynaklığını sahip ya da kontrol dışı sektörlerin ayıklandığı endeks.  İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler, tütün ve altın hariç TÜFE Yani B-çekirdek endeksinde aylık düşüş %0,15.  Yıllık seviye halen %18,5.  Liranın son üç aydır göreceli istikrarı çekirdek enflasyonda kısmi gerilemeye alan açmış olsa da, liranın örneğin son bir haftada içine girdiği ılımlı değer kaybı da benzer şekilde çekirdek enflasyonu yeniden yukarı hareketine yansıyacak gibi.

Daha net ifadeyle, Türkiye ekonomisindeki esas sorunlara neşter atmadan liraya istikrar getirilemeyeceği gerçeği, enflasyonun kalıcı düşüşünün önünde engel.

Üretici fiyatları tarafında baskı devam ediyor aslında!

Yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE), Şubat’ta bir önceki aya göre %0,09 artınca sadece, yıllık YÜFE de Ocak’taki %33 seviyesinden %29,6’ya düşmüş durumda.  Geçen yılın Eylül ayında liranın hızlı değer kaybına bağlı olarak zirvenin %46,2 ile görülmüş olduğunu hatırlatmak gerek.  O dönemden bu yana liranın yaklaşık %25 değer kazanmış oluşu Yİ-ÜFE’nin düşüş performansının ardındaki neden.  Lİranın daha fazla değer kazancı beklenmemesi ise, baz yılı etkisi ötesinde neden daha fazla geri,lemeyeceğinin açıklayıcısı tabi aynı zamanda.  Üstelikj, lirada bundan sonra oluşacak değer kayıpları da, aynen çekirdek enflasyonda olduğu gibi doğrudan ve hatta birebir Yİ-ÜFE’yi etkileyecek güçte olacak.

Yurt içi üretici fiyat endeksi, bir önceki yılın aynı ayına göre değişim oranı, Şubat  2019
[2003=100]

Üstelik, sanayinin dört ana alt sektöründe hikaye de oldukça ilginç.  Madencilik ve taşocakçılığı sektöründe aylık artış %1,89 ve yıllık seviye de %22,6.  Liranın “isitikrarına” rağmen imalat sanayi sektöründe %0,60 artış ver ve yıllık seviye azımsanmayacak şekilde %28,5’te.  Fiyat ayarlamaları sayesinde, elektrik, gaz üretim ve dağıtımı sektöründe %7,43  düşüş ise zaten %47,4 olan yıllık artışa bakınca pek rahatlatıcı değil.

Türk lirasının istikrar kazanmasına rağmen, dayanıksız tüketim malarındaki aylık %1,5 fiyat artışı (yıllık %24,7) ve sermaye malları fiyat enflasyonun aylık %0,22 oluşu (yılık %30,7) enflasyonda rahatlamaya yakın bile olmadığımızın bir başka açıdan ispatı.

Merkez Bankası ne yapar?

Ekonomideki sert kötüleşmenin, zorlayıcı hayat şartlarının AKP iktidarını 31 Mart yerel seçimlerinde etkilemesi bekleniyor.  Faiz indirimleri de malum, azıcık konjonktür izin verse hemen iktidarın gündeminde olacak yeniden ve çok büyük olasılıkla bizzat Sayın Erdoğan’ın dilinden.

Fakat, mevcut enflasyon dinamikleri Mart ayında ve hatta yaz aylarından önce faiz indirimine yer olmadığını net bir şekilde ortaya koymakta.  Sayın Maliye ve Hazine Bakanı Albayrak enflasyon hedeflediğimiz şekilde ilerliyor dese de, resmi hedefin %6’da olduğunu; bahsettiği konunun geçen seneki ağır hasar sonrası bu sene için konulan beklenti olduğunu hatırlatmakta fayda var.  2019 sonunda TÜFE enflasyonun %18 civarında kalmasının, hedefe yakınsamak olmadığı herhalde aşikar.

Dolayısıyla merkez bankası Çarşamba günü toplantısında faizleri bir milim oynatmayacağı gibi, faiz indirimlerine yönelik herhangi bir imada bile bulunamaz.  Yaparsa zaten büyük hata yapar ve lira üzerinden bedelini hemen öder.  Tabi her birimizle beraber. 

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları