Sosyal Medya
**8*

ANALİZ: Ocak-Temmuz bütçesindeki korkunç performans ne anlatıyor?

15 Ağustos 2019

Hazine ve Maliye Bakanlığı, Temmuz 2019’a ilişkin bütçe uygulama sonuçlarını açıkladı.

Buna göre,

– Temmuzda bütçe gelirleri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 51,1 artarak 93,4 milyar lira, bütçe giderleri de yüzde 37,6 artarak 83,5 milyar lira oldu.

Ocak-temmuz döneminde bütçe gelirleri, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 19,5 yükselerek 496,4 milyar lira, bütçe giderleri de yüzde 22,7 artışla 565,1 milyar lira olarak kayıtlara geçti.

– Böylece, merkezi yönetim bütçesi temmuzda 9,9 milyar lira fazla, ocak-temmuz döneminde ise 68,7 milyar lira açık verdi.

– Geçen yıl temmuzda 9,3 milyar lira faiz dışı fazla verilirken, bu yılın aynı ayında 17,6 milyar liralık faiz dışı fazla oluştu.

Rakamlar ilk bakışta, temmuz ayında hükümetin harcamalarda frene basmasa da gelir tarafında mucizevi bir performans artışı yakaladığı izlenimi veriyor.

Peki gerçekten böyle mi? Detaylardan çıkan hikaye başka. 

Giderler tarafında görüntü: tam gaz harcamaya devam!

Giderleri özet tablodan kalem kalem inceleyince, toplamdaki artoışın %37,6 ile manşet enflasyonun iki katından fazla olduğunu görüyoruz temmuz ayında; hemen ilk bakışta. Temmuz ayına ait faiz harcamaları %5,2 daraldığına göre, cari harcamalarda oldukça rahatsız edici bir artış olsa gerek diye hemen düşünüyoruz.

Nitekim, personel giderleri her zamanki kadar yüksek olsa da, %21,5 oranındaki artış geçtiğimiz aylara kıyasla sıra dışı değil.

Sosyal güvenlik sistemindeki sorunlar herkesin malumu; açığın finansmanına yönlendirilen harcamaların %20,5 artması da şaşırtıcı değil dolayısıyla.

Şaşrtıcı ilk kalem, mal ve hizmet alımlarındaki %27,2 oranındaki artış.  Seçimler bittiğine göre en azından bu tarafta frene basmak akıllıca olurdu; yapılmamış.

Fakat, şok etkisi yaratacak derecede korkunç olan, cari transferlerdeki temmuz 2018’den temmuz 2019’a gerçekleşen, %57,7 oranındaki büyük genişleme.  Sermaye giderleri (+%82,4) ve sermaye transferleri (+%286,3) aynı derecede şaşırtıcı. 

Bütçe gelirleri: Merkez bankası kaynakları devrede

Aylık bazda gelir performansında merkez bankasından kar transferinin yapıldığı ay hariç, 2018’in aynı ayına kıyasla artış sene balından bu yana enflasyonn altında kalmaktaydı.  temmuz’da ise gelir artışı %51,1 ile dikkat çekici derecede yüksek.

Vergi gelirlerine bakıyoruz; aylık artış sadece %7,3 ile enflasyon oranının yarısının altında.  Daha net ifadeyle daralan ekonomide devlet vergi geliri yaratamıyor; yarattığını da toplayamıyor.

Teşebbüs ve mülkiyet gelirleri tarafında ise temmuzdan temmuza artış %2.654,3! haracamalar tarafında çoğu artık Varlık Fonu yönetiminde olan kamu kurumlarına sermaye aktarımı yapıldığını izlerken, ne oluyor da Haz,ne teşebbüs gelirlerinden bu kadar muazzam performans yakalıyor?

Cevabı elbette 30 Temmuz’da yangından mal kaçırırcasına Hazineye aktarılan 21 milyar tutarındaki ihtiyat akçeleri.

TBMM Genel Kurulu’nda 17 Temmuz’da kabul edilen Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’da yer alan düzenlemeyle, maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar ayrılmış bulunan ihtiyat akçelerinin tamamının, birikmiş fevkalade ihtiyat akçelerinin ise son yılın karından ayrılan kısmı hariç tamamının Genel Kurul kararı aranmaksızın Hazine’ye devredilmesinin önü açılmıştı. Böylece, 30 Temmuz’da 21 milyar lira Hazine’ye aktarılmıştı.

Şimdi Temmuz bütçe performansına bakarsak, hükümetin bu parayı bile harcamaya hızla başladığını görüyoruz.  Hatta Cumhuriyet Gazetesi’nin 30 Temmuz tarihli haberine göre, Berat Albayrak yönetimindeki Türkiye Hazinesi, merkez bankasından gelen bu 21 milyar TL ile hemen ilk iş olarak kaynak bulmakta zorlanan ve müteahhitlere borcu olan kamu kurum ve kuruluşlarına bu paranın bir bölümünü transfer etti. Bunların başında Karayolları Genel Müdürlüğü ve enerji alanında faaliyet gösteren bazı devlet şirketleri var habere göre. Hatta, rakamlarla, Karayolları’nın müteahhitlere 2018 yılından kalma borcunun 2.5 milyar liralık kısmı MB’den alınan parayla ödendi.  Enerji alanında faaliyet gösteren bazı devlet şirketlerinin de borçlarını bir süredir banka kredileriyle çevirmeye çalıştığı, bu şirketlerin zamanı gelen ödemelerini Hazine’den gelen parayla yapabildiği belirtildi.

MB parası olmasaydı…Olsa da fark etmez

Ocak-Temmuz 2019 döneminde devletimizin bütçe açığı 68 milyar lira; geçen yıla göre %46,7 artışla.

Eğer merkez bakasının ihtiyati akçelerine el konmamış olsaydı bu açık en az 89 milyar lira olacaktı.  Sene sonu bütçe açığı hedefinin bütçe kanununa göre 80,6 milyar lira olduğunu; gerçekte ilk yedi ayda bunun %10 üzerine çoktan çıkıldığını; bu gelir ve harcama performansıyla da Türkiye maliyesinin hızla duvara çarpmaya doğru ilerlemekte olduğunu net bir şekilde ifade etmek gerek.

Hükümetin göz göre göre harcamalarda frene basmayışı ve para politikasında yüklü faiz indirmek amacıyla yaptıklarını birleştirirsek, AKP’nin ne kadar acililiyet içinde ekonomik büyümeyi hareketlendirmek istediğini; bunun için züccaciye dükkanındaki fil gibi davranmaktan çekinmediğini görmek kolaylaşıyor.

Yerel seçimlerde AKP’nin yaşadığı büyük kayıplar bilindiği üzere ekonomik zorlukların, ekonomik daralmanın bir sonucu idi.  Seçmen doğal olarak ekonomideki kötü gidişattan 17 enedir iktidarda olan AKP’yi, AKP’nin tartışmasız karar verici birimi Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ekibini sorumlu tutmuştu.

Şimdi hem maliye politikasında, hem para politikasında alınan büyük riskler; geri dönüşü çok zor olacak bozulma süreçleri esasta seçimsiz 4 yılı olan hükümetin nasıl da herşeyi riske ederek acil bir büyüme dönemi başlatmaya çalıştığını anlatıyorsa; bu aynı zamanda ufukta çoktan erken seçim rüzgarlarının esmeye başladığının da habercisi olabilir.

GA.

 

Yorumlar

Banner

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları