Sosyal Medya

Alp Nasir yazdı: Yoksul ve güzel ülkem

15 Haziran 2019

Nuri Bilge Ceylan, Cannes Film Festivalinde “Üç Maymun” filmiyle en iyi yönetmen ödülünü aldığında “Bu ödülü birisine ithaf etmek istiyorum, yalnız ve güzel ülkem Türkiye’ye” demişti. İşte başlığın çıkış noktası bu oldu benim için, yalnız olduğu zaten ifade edildiğine göre ben de yoksul olduğunu ifade edeyim istedim. Ancak ifademi size detaylandırmadan önce birkaç kavrama açıklık getirmek ve konuya öyle giriş yapmak isterim.

Bunlardan ilki yani gini katsayısı, bir ülkenin milli gelir dağılımının eşit olup olmadığını ölçen bir katsayı değeridir. Bu değer 0 ile 1 arasında değişir ve yüksek değerler daha büyük eşitsizliğe işaret eder. OECD ülkelerinin yayınlamış oldukları son gini katsayılarının kıyasını içeren aşağıdaki grafiğe göz attığımızda, nerede olduğumuz konusunda fikir sahibi olabiliriz. Kolaylık olması açısından OECD ülkeleri içerisinde sondan beşinci olduğumuzu belirteyim.

Peki, şimdi durduk yere nereden çıktı bu kıyaslama demeyin lütfen, Türk-İş Mayıs ayı yoksulluk rakamlarını açıkladı. Belki gözünüzden kaçmıştır diye biraz vurgulamak istedim. Mayıs 2018’de 5.492,24TL, Aralık 2018’de 6.322,99TL olan dört kişilik ailenin yoksulluk sınırı Mayıs 2019’da 6.919,33TL’ye yükseldi. Yani geçtiğimiz yılın aynı ayına göre artış %26. Tüfe – Üfe – Faiz üçgeni yazısını tekrar inceleyerek TUİK’in açıkladığı Tüfe endeksinin bulunduğu yer ile bir karşılaştırma yaparsanız gerçek enflasyonun endeks değerinden daha farklı hissedildiğini görmek daha kolay olacaktır. Bu arada Kamu-sen de geçim endeksi yayınlıyor. Onların son yayınlanan geçim endeksi Nisan ayına dair ve bu kuruma göre dört kişilik bir ailenin asgari geçim haddi 6.563,73TL (Türk-İş Nisan 2019: 6.862,82TL).

Şimdi gelelim diğer iki kavrama… Aritmetik ortalama, bir serideki sayıların toplamının serinin eleman sayısına bölünmesi sonucu elde edilen değere verilen ad iken medyan, bir sayısal veri serisi küçükten büyüğe doğru sıralandığında ortada kalan sayıdır. Bu iki terim ne alaka demeyin, TÜİK’in her yıl Eylül ayında yayınladığı “Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması” raporuyla yakından ilgili. Şimdi sizi de düşündürmek adına verileri açıklamadan önce şu noktaya açıklık getirmek isterim: bir seride aritmetik ortalama, medyan değerinden ne kadar yüksekse (veya alçaksa) serinin sapması o kadar fazladır.

 

Örneğin 1, 2, 4, 6, 7, 8 ve 17 sayılarının aritmetik ortalaması 6,43 medyan değeri (7 sayıyı sıraladığımızda 4. Sayı ortadaki değeri verir) ise 6’dır. Yani bu iki değer arasındaki fark arttıkça seride bozulma olur. Son sayıyı 100 yapsaydım ortalama 18,29 olacak ama medyan 6’da kalacaktı. Benzer durum gelirlerimiz için de geçerlidir.

Yukarıdaki grafik bize kullanılabilir gelir seviyemiz ve GSYH bazında kişi başına gelirimize ilişkin bir seyir sunmaktadır. Buna göre 2006-2017 döneminde ortalama hanehalkı kullanılabilir gelirinin ortalama yıllık büyüme oranı (yıllık bileşik büyüme oranı  – YBBO) %11,7 iken kişi başına GSYH TL bazında %11,8 büyümüş dolar bazında ise %2,7 artış göstermiştir. Yani basit bir hesapla büyümemizin %9’a yakını fiktiftir, OECD ülkeleri ile karşılaştırdığımızda bir anlam ifade etmemektedir. Aynı dönemler içerisinde yıllık ortalama TÜFE endeksinin büyümesinin de %8,4 olması bu tezimizi desteklemektedir. Yani gelir artışımız enflasyona kurban edilmiştir.

Peki, kurban edilen sadece gelir midir? Hanehalkı kullanılabilir gelirini, hanehalkı büyüklüğü ve kompozisyonuna göre hesaplanan eşdeğer hanehalkı büyüklüğüne bölerek elde edilen “eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert geliri (EHKG)” bize resmin farklı bir noktasından bakmamız gerektiğini gösteriyor. Aşağıdaki grafiğe göre 2009-2017 döneminde ortalama EHKG, YBBO %11 artarken, Hazine ve Maliye bakanlığının resmi olarak yayınladığı ortalama yıllık dolar kurundaki YBBO artış %12,3 olmuştur. Bu verilere 2018’in dahil olmadığını da tekrar hatırlatmak isterim (2018 USD ort.: 5,26).

 

Yukarıdaki grafikten anlaşılan diğer bir konu, ortalama gelirin medyana kıyasla daha hızlı artmış olmasıdır. Bundan kastım size yazımın başındaki terimleri açıklarken de belirtmiş olduğum gibi yoksulların “sayısı” artarken, zenginlerin “varlıkları”nı artırmasıdır. Yani nitelik niceliğin önüne geçmiş ve kişi sayısından ziyade zenginlerin varlık artışı, ortalamanın medyana göre daha yukarıda olmasına yol açmıştır. 2009-2017 döneminde medyan 7.044TL’den 15.887TL’ye yükselirken, ortalamada 9.396TL’den 21.577TL’ye artış gerçekleşmiştir. Yine TÜİK’in tanımlarından devam edersek, medyan gelirin %40’ının altında gelire sahip olan yoksul sayısı 2009 yılında 7.485bin kişi iken 2017 yılında 5.865bin kişiye gerilemiştir. Burada dikkat edilmesi gereken konu ise yoksulluk sınırının TÜİK’in verilerine göre ilgili dönemde (2009-2017) YBBO %10,7 artarken TÜFE endeksinin %8,4 artmasıdır. Buradan şu sonuca varabiliriz değerli okuyucular: Yoksulluk sınırına dahil edilen harcama kalemlerinin tümünü TÜFE’yi hesaplarken kullandığımız sepette aynı ağırlıkla bulamıyoruz.

Ayrıca toplumun en zengin %20’lik kesiminin 2017 yılı ortalama geliri (51.127 TL) en yoksul kesiminin (6.779TL) 7,5 katı…  Demek ki daha alınacak çok yol var. Son olarak da şunu söyleyip sizi düşüncelerinizle baş başa bırakacağım: EHKG dağılımda en yoksul %20’lik dilimin payı 2009’da %5,6 iken 2017’de %6,3’e çıkmış, en zengin %20’nin payı ise %47,6’dan %47,4’e gerilemiştir. Anlayacağınız değerli okuyucularım en yoksul dilime kayan kişiler zenginlerden değil orta kesimdendir. Kalburüstü kesimi kaybediyoruz ve orta sınıf kaybolursa tüketim/harcama döngüsündeki seyrin değiştiğini çok çabuk görürüz, zaten görmekteyiz de…

Alp Nâsır

Yorumlar

Banner

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları