Sosyal Medya

Türkiye Ekonomisi

Prof. Dr. Orhangazi: Türkiye’nin ana büyüme modelinde problem var

Kadir Has Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Ekonomi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Özgür Orhangazi yayınlanan röportajında Türkiye’nin dış…

Prof. Dr. Orhangazi: Türkiye’nin ana büyüme modelinde problem var

Kadir Has Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Ekonomi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Özgür Orhangazi yayınlanan röportajında Türkiye’nin dış sermaye girişlerine bağımlı, inşaat odaklı büyüme modelinin tıkandığını vurgulayarak, ikinci bir kur şoku ya da borç krizi şokunun Türkiye ekonomisini daha da dibe götürebileceğini söyledi.

Şehriban Kıraç ile yaptığı Cumhuriyet’te yer alan röportajında “Türkiye’nin kısa vadeli problemlerinden ziyade ana büyüme modelinde problem var.” diyen Orhangazi “Yoksulluğu dert etmeliyiz” dedi.

Ekonominin mevcut durumuna ilişkin “Türkiye ekonomisi 2000’li yıllardaki dış sermaye girişlerine bağımlı, borç artışına dayanan inşaat odaklı büyüme modelinin sonuna geldi. Çok açık ve net, bu model tıkandı. 2018’den itibaren ekonomi yavaşlamaya başladı, peşi sıra kur krizi geldi. Büyümenin düşmesi işsizlik artışını getirdi. Uzun süredir işsizlik yüzde 10’un üzerinde seyrediyor. İşgücüne katılım oranı düşük. İthal ürüne bağımlılık ve kur şoku enflasyonu da artırıyor.

Türkiye’deki büyüme modelinin en büyük çelişkisi faizleri yükselttiğiniz zaman içerideki talep çöküyor, kredi büyümesi çöküyor. Faizleri düşük tutarsanız kur kontrolden çıkıyor.” yorumunu yapan Orhangazi  “Yeni bir hikâye diyorsak eskinin ne olduğunu, ne tür problemler olduğunu ortaya koymamız gerekiyor. İçinde bulunduğumuz krizin aslında bizim yıllardır benimsediğimiz büyüme modelinin krizi olduğunu kabul etmezsek bir yere varamayız.” diyor.

“Katma değeri yüksek ürünler üretelim, Ar-Ge’ye yatırım yapalım deniyor, ama bunların hiçbirisi şu an karşı karşıya kaldığımız sorunları doğrudan çözemeyecek… Türkiye’deki nüfusun yüzde 40’ı yoksunluk ve sosyal dışlanma tehdidi altında. Bunları dert etmeden, Ar-Ge yapalım, pahalı ürün üretelim çok havada kalan şeyler oluyor.”

Şuanda vatandaş için en büyük sorunları işsizlik ve enflasyon olarak dile getiren Orhangazi “Büyüme modelinin sürdürülemez olduğuna geliyor yine konu. Bir yandan muazzam bir dış borç yükü altındayız, bir yandan yurtiçi borçluluk oranları çok yüksek. Bir iktisatçı olarak, önce şunu ayırıp çözebiliriz diyeceğimiz noktayı geçmiş durumdayız. Tam teşekküllü bir problemle karşı karşıyayız.

Şunu net söyleyelim, kolay ve hızlı bir çözüm yok ortada. Dış sermaye girişleri de bir nedenden dolayı mucizevi şekilde birden bire artmadığı sürece, bizim düşük büyüme, yüksek işsizlik, yüksek faiz ve TL’nin değersiz olduğu bir döneme kendimizi hazırlamamız gerekiyor.” yorumunu paylaşıyor.

“Her şey daha mı kötüye gidecek yani?” sorusuna ise şöyle yanıt veriyor “İşsizlik yükselme eğiliminde. Enflasyon biraz stabilize olmuş gibi görünse de kurdaki herhangi bir oynama yeniden onu zıplatabilir. Ekonomik büyümenin devam edeceğine dair herhangi bir işaret yok. Hem şirketler hem hane halkları faizlerin bu kadar yüksek olduğu bir durumda daha fazla borç alıp harcama yapabilecek durumda değiller. Talepte ciddi yavaşlama var. Üretim tarafında da maliyetler çok yükseldiği için arz sıkıntıları var. Kısa bir sürede kendiliğinden bir çıkış beklemeyelim.”

Şu anda acil atılması gereken adımları Prof. Dr. Orhangazi  “Bir numaralı adım krizden doğrudan etkilenenleri, işsiz kalanları ya da enflasyon yüzünden gelirleri ciddi bir biçimde düşen kesimleri koruyan kollayan politikaların devreye sokulması gerekiyor. Bunlar insani politikalar olmakla birlikte aynı zamanda iktisadi politikalardır. Ekonomide ki talebin çökmesini de engeller. Tabanda krizin etkilerini kontrol altına almak gerekiyor. İkinci adımda açık şekilde sorunu masaya yatırıp, dış borç sorununun nasıl çözüleceği bir program çerçevesinde tartışmak gerekiyor.
Üçüncüsü hukukun üstünlüğünü ve demokrasiyi savunmamız gerekiyor. Bunu yabancı yatırımcı gelsin diye değil de kendi geleceğimizi nasıl belirleyeceğiz bunu rahat rahat konuşalım diye ihtiyacımız var. Özellikle en dipte yer alan kesimin krizden mümkün olduğunca az hasarla çıkması için buna ihtiyacımız var. Mesela insanlar ‘ekonomik kriz var’ dediği için yargılanmamalı.” şeklinde sıralıyor.

TL’ye dair güvenin azaldığına değinen Orhangazi “Bunun devam edeceği görülüyor. 1990’larda insanların maaşını alır almaz dövize çevirdiği bir kriz ortamı vardı. Belirsizliklerin arttığı dönemde o tarafa doğru yönelim oluyor. Bu kadar spekülasyona açık bir ortamda herkes kendisini korumaya çalışıyor. Ufak bir birikimi olanlar da kendisini korumaya çalışıyor.” diyor.

Yorumlar

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler