Sosyal Medya

Dünya Ekonomisi

Gelişmekte olan ülkeler için yeşil ışık daha da parlıyor: Peki ya Türkiye için?

Gelişmekte olan ülkeler iyimser beklentilerin 2019’da yükselmeye devam ettiğini görmekteyiz. Getirilerin bu piyasalar için yılın ikinci çeyreğinde de yükselmeye devam…

Gelişmekte olan ülkeler için yeşil ışık daha da parlıyor: Peki ya Türkiye için?

Gelişmekte olan ülkeler iyimser beklentilerin 2019’da yükselmeye devam ettiğini görmekteyiz.

Getirilerin bu piyasalar için yılın ikinci çeyreğinde de yükselmeye devam edeceğine ve gelişmekte olan ülke piyasalarının cazip görünümlerini koruyacağına dair büyük kurumların arka arkaya fikir beyan ettiklerini takip ediyoruz.

Bunlara Danske Bank da yeni raporuyla katılıyor.

“Gelişmek Olan Piyasalar 2019’a, küresel para politikalarındaki U-dönüşlerinin yardımı ve de ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşlarında yumuşamanın desteği ile iyi bir başlangıç yaptılar.” diyen kurum, “Fed ve AMB’nin söz konusu U-dönüşlerini tetikleyen biraz da Aralık 2018’de piyasalarda yaşanan sıkıntılı dönem olmuştu. Bu dönüşlerle birlikte sermaye, daha yüksek getiri beklentisini bir kenara bırakıp gelişmekte olan ülke piyasalarında getiri avına çıkmaya başladı.” diye ekliyor.

2019’da ABD’de yaşanan dengelenme, 2018’deki keskin güçlenmeden sonra, birçok diğer riskli konuya rağmen gelişmekte olan piyasalar için büyük bir olumlu itici güç oldu: Çin-ABD arasında henüz ticaret anlaşması imzalanmadı; Macaristan, Hindistan, Kazakistan, Polonya, Rusya, Türkiye ve Ukrayna gibi çok sayıda ülkede jeopolitik türbülanslar devam etmekte. Brezilya ve Çin gibi ülkelerde de birçok ekonomik mesele 2019’da yerel olarak çözüme kavuşturulmayı bekliyor.

Raporun sahibi Danske Bank da piyasadaki beklentilere paralel olarak, Çin-ABD ticaret anlaşmasının 2019’un ikinci çeyreğinde imzalanmasını bekliyor. “Taraflardan birisinin mevcut “ticaret müzakere yolculuğu”ndan geri çekilmesi, gelişmekte olan piyasalarda hemen ağırlığını hissettirecek bir gelişme olacaktır.” şeklinde yorumlanıyor.

Raporun devamında gelişmekte olan ülkelere dair yorumlar şöyle yer alıyor:

ABD-Çin arasındaki müzakereler bittikten sonra ABD Başkanı Donald Trump’ın bir sonraki hedefi muhtemelen benzer bir savaşa / pazarlığa AB ile girmek olacaktır. Bu, Mayıs 2019’da gerçekleşirse, en büyük kaybedenler Orta ve Doğu Avrupa ekonomileri olur.

Gelişmekte olan piyasalardaki ekonomik büyümenin, parasal koşulların gevşetilmesi üzerine beklenenden daha az yavaşladığı görülmektedir. Gelişmekte olan birçok piyasada para birimlerinin istikrarı ve de hızlanan enflasyon verilerinin 2019’un ikinci yarısında yavaşlayacağı göz önüne alındığında, gelişmekte olan ülke merkez bankalarının da gelişmiş ülkelerdeki muadillerini takip etmesi beklenebilir.

Bu anlamda öncüler 2019’un ilk çeyreğinde gevşemeye giden Çin ve Hindistan oldu.

Biraz da bunun etkisi ile Çin ekonomisinde bir dip yapma sinyalleri alınıyor ki bu da ülke ekonomisinin sert iniş yapacağı yönündeki endişeleri bir miktar hafifletti. Diğer Asya ekonomilerinin bu paterni çok yakında takip etmesi muhtemeldir. Rusya, Güney Afrika, Türkiye ve Brezilya da 2019’da bu akıma katılabilir ve 2020’ye doğru özellikle ekonomik genişlemelerini destekleyebilirler.

Küresel anlamda ısı haritası yeşillenirken yeşil renkler daha da yeşilleniyor. Bununla birlikte, olası yeni bir TL krizinin yılın ilk yarısında gelişmekte olan pazarlara yönelik iştahı frenlemesine neden olma riski de var.

Türkiye’ye dair beklentiler

Türkiye ekonomisi durgunluğa girmiş durumda. 2018’in son çeyreğinde büyüme eksi 2,4 olarak gerçekleşti. Şu andaki en büyük bir belirsizlik, ülke yetkililerinin (Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan ve Merkez Bankası) 31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerden sonra buna nasıl tepki vereceği.

Tüketici ve iş dünyası, 4. çeyrekteki keskin düşüşten sonra ilk çeyrekte bir miktar toparlandı. Turizm de TRY’nin ucuzluğunun yabancıları cezbetmesi nedeniyle 2017’den bu yana süregelen genişlemesini sürdürüp 2019 büyümesine katkısını arttıracak gibi.

2019 GSYİH büyüme tahminimizi, % 0,3 / yıl (daha önce% 1,1 / yıl) olarak indirdik. Yeni bir TL krizi ihtimali ve buna önlem olarak sıkı para politikasının beklenenden daha uzun devam etme ihtimali, tahminlerimiz üzerindeki aşağı yönlü risk oluşturuyor. 2020 büyüme beklentimizi ise değiştirmeyip yıllık yüzde 2,1’de bıraktık.

TCMB 6 Mart tarihindeki son PPK toplantısında haftalık repo faizlerini yüzde 24 oranında sabit bıraksa da, 15 yılın en yüksek seviyesi olan 25,2’den Şubat’ta yüzde 19,7’ye düşen enflasyonun da etkisiyle mesajlarını bir miktar yumuşatmıştı. TCMB’nin ikinci çeyrekte ihtiyatlı indirimler yapmaya başlamasını ama yine de reel faiz oranlarını pozitif bırakmasını bekliyoruz.

TL tahminlerimiz için aşağı yönlü riskler hem jeopolitik hem de makro alanında. ABD ile ilişkilerde, örneğin Rusya’dan satın alınacak olan S-400 uçaksavar silah sistemi ile alakalı yeni gerginlikler yaşanabilir. TCMB’nin politik baskı ve kötüye giden makro faktörlerin etkisiyle parasal gevşetmesini hızlandırması, TL için aşağı yönlü risklerden bir diğeri. Fed’in para politikasında daha da güvercin bir tutum takınması ise TL için olumlu denebilecek risklerin başında geliyor.

Yorumlar

Banner

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler