Sosyal Medya

Türkiye Ekonomisi

“Enflasyon ve işsizlikte daha da korkunç rakamlar göreceğiz”

Uzmanlar son dönemde uygulanan ekonomi politikaları ve medyaya yansıyan "TCMB-Bütçe" iddialarıyla ilişkili olarak ortaya çıkan geleceğe dair tablonun sıkıntılı olduğunu işaret ediyorlar

“Enflasyon ve işsizlikte daha da korkunç rakamlar göreceğiz”

Türk ekonomisine her geçen gün uzmanlar daha da karanlık bir tablo çiziyorlar. Endişelerin siyasi belirsizliklerle beraber yükseldiği Türkiye’de açıklanan veriler ve medyada yer alan Merkez Bankası’nın ve hükümetin ekonomi yönetimine dair haberler de güven algısını iyiden iyiye bozuyor.

Son günlerin en çok konuşulan haberlerinden bir olan Merkez Bankası’ndan bütçeye 40 milyar TL aktarılacağına dair iddiaların yankıları devam ediyor. Hükümetin bozulan bütçe görünümünü Merkez Bankası kaynakları ile telafi etmeye çalışmasının, enflasyon ve döviz kurunda hızlı bir tırmanışa yol açabileceğinden endişe ediliyor. Bu yılın başında da hatırlamak gerekirse Merkez Bankası 2018 kârının yüzde 90’ına karşılık gelen 33,7 milyar TL’yi Hazine’ye aktarmıştı.

İLGİLİ HABERDikkat çekici iddialar: Merkez Bankası'ndan bütçeye 40 milyar TL destek mi gelecek?Dikkat çekici iddialar: Merkez Bankası’ndan bütçeye 40 milyar TL destek mi gelecek?

DW Türkçe’ye konuşan uzmanlar “bunlar daha iyi günlerimiz” der gibiler.

Daha da korkunç rakamlar göreceğiz

Bilkent Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erinç Yeldan’a göre, döviz kurları ve enflasyondaki yükseliş sürecek. Yeldan, Merkez Bankası’nın iktidarın elinin rahatlatmak için kullanılmasının Türkiye’de Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Sermaye Piyasaları Kurulu (SPK) gibi bağımsız olması gereken düzenleyici ve denetleyici kurumların siyasi kararlarla yönetilmesinin yeni bir örneği olduğunu söylüyor.

Prof. Yeldan, “Ekonomi artık ne iktidar ne de bürokrasi tarafından yönetilebilir olmaktan çıkıyor. Tüm bu adımların maliyeti olarak, para piyasalarında daha yüksek enflasyon ve işsizlikte daha da korkunç rakamlar göreceğiz” değerlendirmesinde bulunuyor.

Türkiye’nin içine sürüklendiği kriz olgusunun 2009’dan beri dünya genelinde yaşanan küresel durgunluktan farklı olduğunun altını çizen Prof. Yeldan, “Türkiye’de şu anda üretim yavaşlaması veya reel ücretlerde gerileme gibi sorunlardan çok daha önemli bir kriz yaşanıyor. Ülkede topyekûn tüm iktisadi ve siyasi kurumlar çöküyor” diyor.

İktidarın ekonomide kısa dönemli rahatlama sağlamak için yapay bir canlılık oluşturmaya çalıştığını dile getiren Yeldan, “En büyük tehlike ekonomik kriz değil, rastgele alınan kararlar yüzünden yıpranan kurumlar ve bozulan güven algısı. Ne yazık ki yakın gelecekte de enflasyon, kurlar ve Türkiye’nin risk primindeki yükseliş devam edecek” diye konuşuyor.

Tedbir alayım derken enflasyonu daha da yükseltecek

DW Türkçe’ye konuşan Koç Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selva Demiralp, bütçe açığındaki bozulmanın Türkiye’nin kamu maliyesine dönük uzun yıllardır oluşmuş güvene zarar verdiğini söylüyor.

Ekonominin durgunluğa girdiği bir dönemde iktidarın Merkez Bankası kaynaklarını kullanmasının anlaşılabilir olduğunu ifade eden Prof. Demiralp, “Hükümetler zaman zaman resesyona karşı genişlemeci adımlar atabilir ancak bu kez zamanlaması çok yanlış oldu. Asıl sorun olan kötü şirket bilançoları için bir şey yapılmadan, bu tür kaynaklar bir işe yaramaz” diyor.

Ekonomi yönetiminin öncelikle şirket borçlarını yeniden yapılandırmaya odaklanması gerektiğini kaydeden Demiralp, şunları söylüyor: “Şimdi bu 40 milyar TL ile ekonomi canlanmayacak, yatırım ortamı iyileşmeyecek. Bunun yerine, borçlu şirketler yine gidip döviz alacak. Sonuçta tedbir alayım derken, enflasyonu daha da yükseltecek kötü bir sonuç ortaya çıkacak.”

Hızlı toparlanma söz konusu değil

Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM) Direktörü Prof. Dr. Seyfettin Gürsel, Aram Ekin Duran’ın DW Türkçe’deki haberinde yer alan açıklamalarında, hükümet tarafından atılan adımların ekonomide toparlanma sürecini geciktireceğini söylüyor.

Daha önce 2018’in son çeyreğinde yüzde 3 küçülen Türkiye ekonomisinin 2019’un ilk çeyreğinde dibi gördükten sonra yavaş bir toparlanma sürecine girebileceği öngörüsünde bulunduğunu dile getiren Prof. Gürsel, “Ancak döviz şokları ile birlikte art arda gelen ve güvensizliği artıran hamleler sonrasında, artık küçülmenin ikinci çeyreğe de sarkabileceği ihtimali doğdu” diye konuşuyor.

Türkiye açısından artık ekonomide “hızlı toparlanma” diye olgunun söz konusu olmadığını vurgulayan Gürsel, şöyle konuşuyor:

“Bundan sonraki süreçte işsizliğin yüzde 16’ya kadar çıkacağını ve belki 2-3 yıl boyunca bu yüksek seviyelerde seyredeceğini düşünüyorum. Türkiye’de ilk kez böyle büyük ve uzun bir işsizlik tablosu ortaya çıkacak. Bunu iktidar da toplum da yaşayarak görecek.”

Yorumlar

Banner

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler