Sosyal Medya
**8*

Dünya Çapında Faiz İndirimleri Sonrası Türk Piyasalarına Para Akar mı?

27 Haziran 2019

AA.’ya dayanarak Dünya Gazetesi’nin yayımladığı habere göre akar. Yani en azından Anadolu Ajansı ekonomi masasının artık analizi mi diyelim, umudu mu diyelim böyle… Fakat yabana atılacak bir iddia de değil, çünkü temelinde dünyadaki faiz oranlarının önümüzdeki aylar hatta yıllarda gitgide düşeceği konusundaki verilere dayanıyor. Yine de acaba bu uzun süredir sıkıntılı zamanlar geçiren Türk piyasalarına ne ölçüde fayda sağlayacak? İyimserler ne kadar haklı? İşte o gelişmeler, işte o ihtimaller…

Atlanta Fed, ABD ekonomisi için 2’nci çeyrek GSYH büyüme tahminini, dün açıklanan dayanıklı mal siparişleri ve mal ticaret dengesi verileri sonrasında yüzde 2,0’den yüzde 1,9’a indirdi. Yani ABD ekonomisi biraz da Trump’ın o ekonomiyi geliştirmek için Çin’e ve AB’ye açtığı ticaret savaşlarının yan etkisi sonucu bir süredir bazı zayıflama işaretleri veriyor.

Bu zayıflama işaretleri, Trump’ın Fed Başkanı Powell’ı görevden alma yönündeki dolaylı tehditlerine varacak ölçüdeki “faiz indir” baskısına neden oluyor.

Tıpkı ABD gibi federal bir yapıya sahip olan ABD Merkez Bankası Federal Reserve’in bölge merkez bankası başkanlarının ise her birinin kafasından başka bir ses çıkıyor. Kimi faiz indirimine yatkın, kimi Trump’a rağmen ya karşı ya da ikircikli…

Son olarak San Francisco Fed Başkan Mary Daly, Fed’in zayıf enflasyon baskıları ve ABD ticaret politikasına ilişkin belirsizlik karşısında ekonomiye daha fazla teşvik sağlamayı isteyebileceğini söyledi. Nasıl teşvik? Bunun anlamı ABD için konuşuyorsanız Fed faizlerinin indirilmesi demek… Temmuz ayında Powell faiz indirir mi? Piyasa yorumcularının kimi 25, kimi 50 baz puan indireceğini düşünüyor. Trump’ın baskıları Temmuz için ters teper de Fed o ayı es geçerse bir sonraki toplantıda faiz ineceğine herkes kesin gözüyle bakıyor.

Sırada Avrupa Merkez Bankası (AMB) var. AMB Başkanı Mario Draghi geçen hafta ekonomik görünüm iyileşme ek teşviklere ihtiyaç duyulacağını söylemişti. Draghi, büyük ölçüde ticaret gerilimlerinden kaynaklanan süregelen belirsizliğin, büyümeye ve enflasyona yönelik aşağı yönlü risklerin somutlaşmakta olduğu anlamına geldiğini belirtmişti.

Bu konuşma sonrası pek çok ekonomist AMB Yönetim Konseyi’nin 25 Temmuz’daki toplantısında faizlerin ileriki aylarda düşeceğine ilişkin ilk işareti vereceği kanaatinde. Peki AMB ne zaman faiz düşürür? Tahminciler bunun için Eylül ayını işaret ediyor.

Trump, Draghi’nin, -nam-ı diğer (güvercin tutumu ve gevşek para politikası ünü nedeniyle konulan takma lakabıyla) Süper Mario’nun- bu yeni gevşeme işaretinden hiç de memnun olmadığını hemen belirtmişti. Sonuçta ABD’nin olası bir faiz indiriminin etkisi AMB de bunu takip ettiği takdirde sıfırlanmasa bile bir hayli azalır.

Para politikalarını gevşetmesi beklenen sadece Fed veya AMB değil. Japon merkez bankası BoJ zaten gevşek bir para politikası izliyordu. Geçtiğimiz hafta bu politikasını devam ettireceğini açıkladı.  Daha şimdiden aralarında Avustralya, Rusya, Hindistan ve Şili’nin de bulunduğu bazı merkez bankaları para politikalarını gevşetmeye başladı. Fed ve AMB’nin faiz indirimi kararı veya sinyali verdiği andan itibaren pek çok diğer merkez bankasının da faiz indirimine gideceğini, geçmiş yıllardaki uygulamalara bakarak tahmin edebiliriz.

İrlanda Merkez Bankası eski başkanı Patrick Honohan ise dünya çapında önümüzdeki 10 yılda daha düşük faiz oranları görüleceğini yönündeki tahminini açıkladı.

 PEŞİN PARAYI GÖRÜNCE NASIL DA GÜLERSİN KAFİR 🙂

Bildiğiniz gibi meşhur Hoca fıkrasıdır. Nasreddin Hoca’dan borcunu isteyen adama Hoca Nasreddin, şöyle demiş: “Şu bahçemin yola bitişik dikenli çaltıları görüyor musun?

Adam: “Evet?” demiş..

Hoca: “Hah işte” demiş. “Yoldan geçen koyunların pöstekisi onlara takılacak, ben ordaki yünleri toplayacağım. Eğirip iplik edip satacağım.”

Adam. “Ee?” demiş.

Hoca da: “Ne, ee’si. İşte böyle böyle sattığım parayla sana borcumu ödeyeceğim deyince… Adamcağız, sinirinden gayri ihtiyarî gülmekten kendini alamamış.

Hoca durur mu: “Peşin parayı görünce nasıl da gülersin kafir!”

**

Bu fıkrayı durup dururken niye anlattık? Aşağıdaki hesabı okuyunca belki sizin de aklınıza gelir diye…

O hesaba gelmeden önce yazımıza kaldığımız yerden devam edelim hadi…

**

Kimi analistler, doğrusu bir hayli iddialı bir tahmin sayılsa da Fed’in bu yıl sonuna kadar üç faiz indirimine gitmesini beklerken, dördüncü faiz indiriminin masada bulunduğunu iddia edenler bile var. Bu yıl bu senaryo gerçekleşmese bile daha gerçekçi sayılan analistler bile 2020 yılı için çok sayıda faiz indirimi olacağı kanısında…

Bütün bu tartışmalar sürerken ABD 10 yıllıkları % 2’nin altına indi; küresel piyasalarda negatif faiz dalgası yeniden başladı.

Fed faiz indirir mi indirmez mi tartışıladursun, küresel piyasalar faizleri indirdi bile… Fed ve ECB’nin yaptığı açıklamalar sonrası gelişmiş ülke tahvil getirileri tarihi düşük seviyeleri test ederken, ABD 10 yıllık tahvil faizleri yüzde 1,97 ile 9 Kasım 2016’dan bu yana en düşük seviyesine indi.

Haziran başında 25 baz puan olan ABD 10 yıllık tahvil getirisi ile 3 aylık tahvil getirisi arasındaki fark, Fed açıklamaları sonrası 8 baz puana kadar geriledi.

AMB’nın da gerektiği takdirde varlık alım programına tekrar başlayabileceğini ifade etmesi sonrası Almanya 10 yıllık devlet tahvili faizleri yüzde eksi 0,3 seviyelerini gördü.

İKİNCİ BÜYÜK NEGATİF FAİZ DALGASI

Dünya çapında negatif getirili borçlanma araçları 12 trilyon doları aştı. Azalan risk iştahıyla birlikte tahvillere olan talep artarken, negatif getirili borçlanma araçlarında yeni rekorlar da kırılmış oldu.

Önceki negatif faiz dalgası, zirvesine 2016’da ulaşmıştı. Daha sonra azalan negatif faizli tahvillerin piyasa değeri 2018’de 6 trilyon dolar civarına kadar gerilemişti.

AMB, bankaların ellerindeki parayı ekonomiye aktarmalarını istediği için bankalarda tutulan rezervler için yüzde 0,4 vergi alıyor. Dolayısıyla bankalar bu ödeme zorunluluğundan kurtulmak için risk seviyesi düşük diğer enstrümanlara yöneliyor. Bu da başka nedenlerle birlikte “güvenli liman” sayılan gelişmiş ülke devlet tahvillerinin faizini sıfırın altına çekiyor.

Almanya’nın 10 yıllık tahvil faizinin yüzde eksi 0,3 seviyesine gelmesinin sebeplerinden biri olarak da yine finansal kuruluşların bu masraflardan kurtulmak için uzun dönemli tahvillere olan talebinden ileri geliyor.

ZENGİNİN MALI ZÜĞÜRDÜN ÇENESİNİ YORARMIŞ!

İşte AA’nın haberindeki umut -ki bazı yatırım analistleri tarafından da paylaşılmıyor değil- gelişmiş ülke piyasalarında faizler sıfır civarına hatta altına düştüğünde küresel likiditenin mecburen gelişen ülkelere, bu arada Türkiye’ye de kayacağı… Bilmem bu mantığın Nasreddin Hoca fıkrasıyla bir ilgisi var mı? Gelin haberin devamına bakalım.

Haber şöyle diyor: “Parasal genişleme sonrası doğrudan yabancı yatırım artıyor. Küresel finans krizi sonrasında gelişen ülke merkez bankalarının parasal genişlemeye gitmesiyle Türkiye’nin de aralarında olduğu gelişmekte olan ülkeler büyük fayda sağlamıştı.”

Dünya gazetesinin AA haberine dayanarak yaptığı haberde rakamlar da veriliyor:

“Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Örgütü’nün (UNCTAD) 2019 raporuna göre küresel ekonomide gelişmekte olan ülkelere gelen doğrudan yabancı yatırımlar (DYY) 2006’da 404 milyar dolar seviyesindeyken, 2008 krizinden sonra yaşanan parasal genişleme döneminde önemli artış kaydetti.

Gelişmekte olan ülkelere yapılan doğrudan yabancı yatırımlar 2010’da 622 milyar dolara, 2014’te 677 milyar dolara ve 2015’te 729 milyar dolara ulaştı.

Parasal genişleme sürecinin sonuna gelindiği 2016 yılında gelişmekte olan ülke ekonomilerine gelen DYY tutarı 656 milyar dolara gelirken, 2018 itibarıyla 706 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.”

Bu görüşü savunanların akıl yürütmesi bir nevi “komşuda pişer bize de düşer” atasözüne uyuyor.

Gelişen ülkelere para akarsa, Türkiye’ye de akacaktır diyorlar. Hatta sadece sıcak para değil doğrudan yatırımlarda da artış olacağı bekleniyor:

“Parasal genişlemenin yaşandığı dönemde Türkiye’ye gelen DYY miktarında da önemli artış görüldü. Türkiye, kendi iç ve dış dinamiklerinin büyüme için oldukça pozitif seyrettiği 2005 – 2007 döneminde rekor seviyede doğrudan yabancı yatırım çekti. 2008 krizi sonrası bu rakam yarı yarıya düşse de kriz sonrasında gözle görülür bir artış yaşandı.

Türkiye ekonomisinin 2008’de 19 milyar dolar olan doğrudan yabancı yatırım tutarı, 2009’da 8,5 milyar dolara inerken, 2011 yılında 16 milyar dolar seviyesine çıktı. Doğrudan yabancı yatırımların menşei incelendiğinde Türkiye’nin çektiği DYY’nin ortalama yüzde 60’ından fazlası Avrupa Birliği ülkelerinden geldi.”

İYİMSER SENARYONUN ATLADIĞI “TEFERRUAT”!

Bu iyimser senaryonun atladığı bir kaç şey var gerçi… Önce küresel piyasalarda gözlenen negatif faizlerin bir sebebi zaten gelişen ülkelerden paranın gelişmiş ülkelere dönmeye başlamış olması. Yani “ilerideki güzel günler”den önce daha bir süre gelişen ülkelerin piyasalarında cehennem azabı yaşanmaya devam edebilir.

İkinci atlanan “ayrıntı” ise gelişen ülkelere paranın geri akmaya başlaması -bu gerçekleşse bile- bütün gelişen ülkelere para akacağı ya da hepsine eşit düzeyde akacağı anlamına gelmiyor.

Türkiye 2002 ve 2008’den sonra bu para akışından birçok gelişen ülkeye göre daha fazla nasiplenmişti; Çünkü o zamanlar küresel piyasaların az ya da çok sevilen, beğenilen, geleceği parlak görülen bir pazarıydı.

Halbuki 2016’daki negatif faiz dalgasından evet yararlandı ama hiç de 2002’deki veya 2008 sonrasındaki kadar değil… Ve dahası 2018 ve 2019’da zaman zaman paranın yeniden kısa süreli de olsa gelişen ülkelere aktığı ve gelişen ülke borsaları yükseldiği sıralarda Türkiye piyasaları bundan yararlanamadığı gibi onlardan negatif ayrışmak durumunda kaldı.

FAİZ İNDİRİMLERİ YA TERSİNE KRİZİ TETİKLERSE?

Ve son olarak küresel negatif getirilerin zirve yapması, arka arkaya yeniden faiz indirimlerinin gelmesinin -kötümser merkez bankacılarının boyuna dikkat çektiği gibi- 2008 benzeri bir küresel krizi yeniden tetikleyebilir. düşük faizlerin aşırı yükselttiği varlık piyasalarındaki, borsalardaki balon patlayabilir. Durum böyle olursa gelişen ülkelere para akmak bir yana olan bile bir süreliğine geri kaçabilir.

**

Evet umutlu olmak güzel ama Türkiye bir şey yapmadan, kendi ekonomisini düzeltmeden sadece yabancı piyasalardaki rüzgarlara bel bağlamaya kalkarsa korkarız deryalar ortasında yelkensiz kalan denizcinin durumuna düşebilir.

Yorumlar

Banner

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları