Sosyal Medya

Ekonomi

ANALİZ: Bütçe açığı rekora koşuyor

Bütçe açığı GSMH oranının bu gidişat içinde %4'e ulaşacak olması, enflasyonun %15 civarında oturacağı gerçeği ve S-400 başta olmak üzere siyasi risklerin yükselmekte oluşu, gevşek mali ve para politikasının dönüp dolaşıp Türk lirasını vurma riskini iyice elle tutulur hale getirmekte.  Cari açığın geçen seneden bu yana ekonomik daralma nedeniyle hızla sıfıra gidişi lirada korkulan sıçramanın kademeli olarak nüfuz edeceği anlamına da geliyor.

ANALİZ: Bütçe açığı rekora koşuyor

Hazine ve Maliye Bakanlığı, haziran ayı ve yılın ilk altı aylık dönemindeki bütçe gerçekleşmelerini açıkladı. Buna göre başlıklar şu şekilde:

  • 2018 Haziran ayında 25.6 milyar TL açık veren bütçe, 2019 yılı Haziran ayında 12.1 milyar TL açık verdi.
  • 2018 yılı haziran ayında 23.2 milyar TL faiz dışı açık verilmişken, 2019 yılı haziran ayında 7.7 milyar TL faiz dışı açık verdi.
  • Haziranda bütçe gelirleri bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 7.6 artarak 55.5 milyar TL, bütçe giderleri yüzde 12.5 azalarak 67.5 milyar TL oldu.
  • 2018 yılı Ocak-Haziran döneminde 46.1 milyar TL açık veren bütçe, 2019 yılı Ocak-Haziran döneminde 78.6 milyar TL açık verdi.
  • 2018 yılı Ocak-Haziran döneminde 12.3 milyar TL faiz dışı açık verilmiş iken, 2019 yılı Ocak-Haziran döneminde 27.8 milyar TL faiz dışı açık verildi.

Rakamları anlayalım…

Yılın ilk altı aylık bütçe gerçekleşmeleri, geçen yıla kıyasla Türkiye’nin mali performansında kayda değer bir bozulmanın yansıması.

2019 sonunda beklenen 80,6 milyar TL’lik toplam bütçe açığına yılın yarısı itibarıyla 78,6 milyar TL ile ulaşılmış durumda.  Faiz dışı hesaplarda 36,7 milyar TL ile fazla verilmesi planlanırken, ilk altı ayda 27,8 milyar TL açık oluşmuş.

Bu dikkat çekici bozulmanın açıklaması için ana kalemlerde şöyle bir geriye bakmak yeterli.

İlk altı ayda harcamalar %29,5 artarken, gelir artışı sadece %18,9 ile enflasyonun altında kalmış.  daralan bir ekonomiye canlanması için harcama pompalaması yapılmış.  Fakat, harcama kalemleri içinde personel giderlerinin %31, sosyal güvenlik açığını kapatmak için yapılan transferlerin ise %37 artışı, yapılan harcamaların ekonomiyi canlandırmaktan çok, mecburi yapıldığını gösteriyor.  Bu da demek ki bu kalemlerde önümüzdeki aylarda frene basmak pek kolay değil.  Bu gidişata rağmen, cari harcamalardaki artış da %29 ile dikkat çekmekte.  Kritik yerel seçimler öncesinde ekonomik aktiviteyi iyi gibi göstermek, ya da canlandırmak için yapılan harcamalar hedeflenenin çok üzerinde bir artış hızında gerçekleşmiş.  En azından bu tarafta gidişatı yavaşlatma alanı var; ama isteği var mı bilmek mümkün değil. Faiz harcamaları zaten %51 artışla, engellenemeyecek şekilde yukarıda.  Geçen sene yaşanan kur krizinin etkiler yavaş yavaş çekilirken, faizlerdeki artış liranın kontrolü için kaçınılmazdı.  Bu da tabi Hazine’nin borçlanma maliyetlerine birebir yansımış durumda.

Gelirler tarafı da tabi daralan ekonominin baskısı altında. Vergi gelirlerindeki büyüme sadece %6,4 ile enflasyon seviyesinin üçte biri civarında. Vergi gelirleri haricinde yapılan transferler Hazine açısından günü kurtarmış oluyor kısaca ki genel bütçe gelirlerindeki artış %20’de. Dahilde alınan KDV ve özel tüketim vergisi ilk altı ayda eksi büyümede.

Haziran ayı itibarıyla, seçim sonrası dönem diyebilirsek eğer, harcama tarafında bir değişim olup olmadığına da bakmak gerekli.

Oradaki görüntü de pek iç açıcı değil.

Haziran’da toplam harcamalardaki artış %12,8’e gerilemiş ama bu yavaşlamış da olsa harcamalardaki artış gelirdeki nominal daralmanın %11 olmasına rağmen gerçekleştirilmiş.  Başka bir ifadeyle, merkez bankası kar transferi gibi tek seferlik gelirler kalmadığı ortamda, hükümet mecburen harcamalarda frene basmak zorunda kalmış.  Ancak, bu frene basış bile gelir performansıyla kıyaslandığında bütçedeki bozulma ateşine gaz dökmüş işin basit açıklaması.

Peki yılın ikinci yarısı ne olacak?

Geçen sene son çeyrekte açıklanan Yeni Ekonomi Programı’nda verilen hedefler, beklentiler çoktan çöp olmuş durumda.  Ne ekonomik daralmanın boyutu, ne de enflasyonun seyri hükümetin baz senaryosunun yanından bile geçmiş değil.

Mali disiplin Türkiye gibi ekonomilerde risk primini kontrol altında tutabilmek adına çok önemli; çünkü finansal piyasaların derinliği halen çok sınırlı. Şimdi, merkez bankası başkanının beklenmedik değişimi ve bu değişimin şekli; beklenenden daha fazla bir faiz indirimi olasılığının artması gevşek bir para politikasına geçiş ile büyümeye öncelik verileceğinin habercisi.  Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın büyümeye ne kadar önem verdiği, hele ki önemli bir politik yenilgi aldıktan sonra AKP oy tabanını rahatlamak isteyeceği zaten bir sır değil.

Maliye politikası da zaten çok gevşekten, daha da gevşek şekle büründüğünde finansal istikrar tehlikeye girmiş oluyor.  Kaynak sorunu olduğundan, merkez bankasının yedek akçelerinin Hazine’nin kullanımına yönlendirilmesi, yeni banka başkanının bunu onaylar yönde açıklamaları da çok sürpriz değil.

Ancak, bütçe açığı GSMH oranının bu gidişat içinde %4’e ulaşacak olması, enflasyonun %15 civarında oturacağı gerçeği ve S-400 başta olmak üzere siyasi risklerin yükselmekte oluşu, gevşek mali ve para politikasının dönüp dolaşıp Türk lirasını vurma riskini iyice elle tutulur hale getirmekte.  Cari açığın geçen seneden bu yana ekonomik daralma nedeniyle hızla sıfıra gidişi lirada korkulan sıçramanın kademeli olarak nüfuz edeceği anlamına da geliyor.

Mali performansın kötülüğü ortadayken, şimdi heyecanla büyümeye yönelen bir para politikasının birleşimi zor bir kış döneminin hepimizi beklediğinin de habercisi.

GA.

 

Yorumlar

Benzer Haberler