Sosyal Medya

Piyasalar

TCMB Başkanı Uysal Ne Söyledi, Ne Söyleyemedi?

TCMB'nin yeni başkanı Murat Uysal ilk kez kamuoyunun ve basın mensuplarının karşısına çıktı ve hem 3. Enflasyon raporunu açıkladı hem de sorulara cevap verdi. Bazı konularda çok açık olmaya çalışan ve geniş açıklamalarda bulunan Uysal bazı zor sorulara ise cevap vermekten kaçındı veya kaçak cevaplar verdi. Genel olarak belki de doğal olarak biraz gergin gözüken Uysal'ın önemli sorulara ilişkin verdiği ve vermediği cevaplar aşağıda...

TCMB Başkanı Uysal Ne Söyledi, Ne Söyleyemedi?

TCMB’NİN BAĞIMSIZLIĞI KONUSU

TCMB Başkanı Murat Uysal para politikası kararlarını alırken bağımsız şekilde hareket ettiklerini vurguladı. Ancak araç bağımsızlığı ile amaç bağımsızlığının ayrılması gerektiğini belirtti. Uysal yasalara göre ekonomik hedeflerin yani amaçların hükümetle beraber belirlendiğini hatırlattı. buna karşılık yine yasalara göre TCMB’nin hangi araçları kullanarak bu amaçlara ulaşacağı konusunda bağımsız olduğunu ve böyle de davrandığını söyledi. Son aldıkları faiz indirimi kararını da böyle aldıklarını ifade etti.

Cevap vermediği: Bağımsız karar almış ise faiz indirme kararının (miktarının değil ama yüksek bir indirim yapılacağının) Cumhurbaşkanı tarafından nasıl günler öncesinden kamuoyuna açıklanabildiğini izah edemedi.

GÖREV DEĞİŞİMİ

Murat Çetinkaya’nın yerine Merkez Bankası Başkanlığı’na getirilmesinin şekline ( önceki başkanın cumhurbaşkanı tarafından görevden alınması) dair soruya Uysal şu yanıtı verdi; “Mevcut kanun ve yasal düzenlemelere göre alınan bir karar. Şu an görevi üstlenen ekip olarak hedefimize odaklanmış vaziyetteyiz. Fiyat istikrarı ve finansal istikrar konusuna tüm vaktimizi yoğunlaştırmış durumdayız.”

Cevap vermedikleri: Elbette Uysal Cumhurbaşkanı’nın eski başkan Çetinkaya’nın faiz indirilmesine karşı çıktığı için görevden alındığına dair demecini biliyordu. Sorular da aslında biraz dolaylı ve kibar ifade edilmiş olsalar da “Böyle bir karardan sonra nasıl bağımsız karar alınabilir?” sorularıydı. Uysal bekleneceği ve biraz da anlaşılabileceği üzere bu soruları anlamazlıktan gelmeyi tercih etti.

REEL FAİZ- MAKUL FAİZ

TCMB Başkanı Uysal enflasyon raporu sunumunda makul faiz demeyi tercih ettiği reel faiz konusuna çok vurgu yapmıştı. böyle olunca bu makul faizin kaç olduğu asıl soru olarak ortaya çıkıyordu. Bu makul reel faizi belirlerken benzer ülkelere ve iç ve dış koşullara bakılacağını da söylemişti.

Bu konuda iki soru geldi: Bu ülkeler hangi ülkeler ve bu reel faizin seviyesi ne?

Soru cevap kısmında nötr faiz konusunda Uysal “makul reel faizi değerlendirirken öncelikle emsal ülkelerin para politikası duruşlarının ima ettiği reel faizi dikkate almamız gerekiyor. Diğer yandan risk primleri, yurtiçi yerleşiklerin portföy tercihleri yakından takip ettiğimiz alan olacak. Kredilerde büyümenin iç ve dış dengeyi sağlayacak şekilde gelişimi ve son olarak enflasyonda düşüşün sürekliliğini sağlayacak reel getiri oranı olacak” yorumunu yaptı. Ülkeler konusunda tek tek saymayı haklı olarak gerekli görmedi, benzer bir grup ülkeden bahsetti. Ama Brezilya ve Güney Afrika’nın adını örnek olarak zikretti. bu iki ülkenin ekonomik performansının şimdilerde sıkıntılı olduğu belki aklına gelmiş olmalı ki hemen ardından Güney Kore’nin de adını saydı.

Cevap vermediği: Önümüzdeki günlerdeki faiz indirimi miktarı konusunda tahmin yapmaya yönelik en önemli bilgi olan kafasındaki makul reel faiz oranının ne olduğu yolundaki soruya cevap vermemeyi tercih etti. Böyle olunca önümüzdeki aylarda yeni faiz indirimleri konusunda bir ipucu vermemiş oldu.

İHTİYAT AKÇESİ

Gelen sorulardan biri de TCMB’nin ihtiyat akçesi olarak biriken paranın Hazine hesabına geçmesinin enflasyona ve para basmaya sebep olup olmayacağı idi.

Uysal konuya ilişkin “Buradan yarıya yakın kısmı Hazine hesaplarına geçti. Özellikle enflasyonist etki konusunda endişeler var. Bizim sıkı duruşumuzun buradan gelecek negatif etkiyi telafi edecek düzeyde olduğunu düşünüyoruz.” açıklamasını yaptı. TCMB’nin piyasada swaplar dahil 130 milyar TL fonlaması gerektiğini bu paranın Hazine hesaplarına geçmesinin Hazine’nin tutumuna bağlı olarak Hazine’nin nakit açığını azaltabileceğinden aslında bu geçişin bir nevi “sterilizasyon” da yaratacağını söyledi. Yani enflasyonist olası etki kendi kendine iç dengelenmeyle azalabileceğini ima etti. Uyal, bu paranın hiç enflasyonist etki yaratmayacağını iddia etmekten kaçındı ama önümüzdeki dönemdeki olumlu gelişmelerin ve TCMB’nin parasal duruşunun bu riski azaltacağına ilişkin ifadeler kullandı.

Cevap vermediği: Enflasyon riskine yol açacağını inkar etmediği ve “sterilizasyon” ihtimalinin de ancak Hazine’nin tutumuna bağlı olduğunu kabul ettiği bu kararın sebebine ilişkin bir yorum yapmadığı gibi bu konuda ne düşündüğünü ya da Hazine ile nasıl bir mutabakata vardıklarını da söylemedi.

İLETİŞİM POLİTİKASINDA GÜÇLENME VURGUSU

Uysal aldıkları kararların gerekçelerini kamuoyuyla daha açık şekilde paylaşarak iletişim politikasını güçlendireceklerine dikkat çekerek “reel sektörle, finans sektörüyle ve basın mensuplarıyla daha sık bir araya gelerek para politikasına yönelik bakışımızı daha açık paylaşacağımız bir dönem yaşayacağımızı düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Cevap vermediği: Bir araya gelmekle soruları cevaplamak arasındaki farkı göstermediği için bu toplantıdaki giibi bir çok önemli konuya cevap verilmemesi durumunda bunun iletişim sayılıp sayılamayacağı elbette cevaplar arasında yoktu.

“DOLARİZASYONDA BİR MİKTAR POZİTİF DÖNEME GİRECEĞİZ”

Son dönemde dolarizasyonun ciddi noktaya geldiğine değinen Uysal “Bunun temel gerekçesi aslında kurda artış beklentisi ve enflasyona yönelik belirsizlikler. Enflasyon görünümü ve para politikasındaki duruşumuz önümüzdeki dönemde TL’ye olan güveni artırarak, enflasyon beklentilerini de olumluya çevirerek dolarizasyonda bir miktar daha pozitife döneme gireceğimiz beklentisini oluşturuyor” ifadesini kullandı.

Uysal zorunlu karşılık düzenlemesinin finansal istikrar konusnda ellerini güçlendiren bir düzenleme olduğunu ifade etti.

Uysal konuşmasında ayrıca PPK toplantı sayısını yeniden 12’ye çıkarılmasını değerlendireceklerinin altını çizdi.

Cevap vermediği: Aslında dolarizasyonun nasıl olup da gerileyeceği hakkında “beklentilerin düzelmesi” haricinde bir cevabı olmadı. Dolarizasyonun, aktarım mekanizmalarını bozup para politikasının etkinliğini zayıflatmasına karşı nasıl bir tedbir alınacağı gibi çok önemli bir konu da açıklamalrda kendine yer bulamadı.

REZERVLERDEKİ TARTIŞMALAR

Soruların bir kısmı TCMB’nin rezervlerindeki gelişmeler ve bunların neye bağlı olduğuna ilişkin medya ve sosyal medyada uzun süredir süregelen tartışmalarlal ilgiliydi.

Uysal rezervlerde reseskont kredilerin önemli rolüne ve bunun yıl sonuna kadar 10 milyar dolar seviyelerinden 20 milyar dolar seviyelerine çıkacağına dair sorudaki yorumlara itiraz etmedi. Reeskont kredilerinin rezervleri arttırmakta önemli olduğunu ve yıl sonuna doğru bu karkının daha da fazla olacağını teyid ett. TL olarak verip dolar olarak tahsil ettiğimiz reeskont kredileri” diyerek mekanizmanın rezerv açısından önemini vurguladı.

Cevap vermediği: TCMB hesaplarında net rezervleri hesaplamakta kullanılabilecek bazı rakamların EVDS (elektronik veri dağıtımı sisteminde) yer almayışı hakkındaki eleştiri ve taleplere TCMB’nin bu konuda en açık merkez bankalarından biri olduğundan bahisle cevap verdi. Tıpkı eski başkan Çetinkaya gibi bu konudaki soruları aslında es geçmeyi tercih etti.

TCMB’NİN İSTANBUL’A GÖÇÜ

Sorulardan biri de TCMB’nin İstanbul’a geçip geçmeyeceğiydi. Uysal önce İstanbul Finans Merkezi’nde zaten bir yerlerinin olduğunu ve bazı birimlerinin de İstanbul’a geçmesi için çalışmaların yürütüldüğünü söyledi.

Cevap vermediği: TCMB’nin tümüyle İstanbul’a geçip geçmeyeceğini önce söylemedi. Daha sonra bu soru tekrar edilince tümden İstanbul’a geçieceği şeklinde anlaşılacak bir ifade kullandı ancak kesin ya da yaklaşık bir tarih vermedi. Bunun niye gerekli görüldüğüne dair bir açıklama yapmadı.

2020 ENFLASYON HEDEFİ

2020’deki yeni açıkladığı % 8’lik bir enflasyon tahminin ne kadar gerçekçi olduğu konusundaki soruya kendi para politikalarının sonucu bunu ciddi bir sorun olarak görmediğine bu tahminin nispeten rahat tutacağına dair yorumlar yaptı.

Cevap vermediği: Eğer ayrıntılandırılmaz hele de konuşmasının başında vurguladığı gibi sıkı para politikasında bir miktar gevşemeye gittiklerini açıkladığı bu toplantıda % 8 gibi tek haneli bir rakama ulaşmakta piyasaları nasıl ikna etmeyi düşündüğü cevaplarda yoktu.

KREDİ YAPILANDIRMASI VE KÖTÜ KREDİLER

En son torba kanunda çıkan kredi yapılandırması kararı ve 400 milyar TL’ye varan bir yapılandırmanın sorulmasına karşı haklı olarak bu konuda hükümetin ve BDDK’nın kararlarına atıf yaptı. BDDK’ya göre ödenmesi gecikmiş alacakların (NPL= Non-performing loans) % 4 civarında olduğunu ve en kötü senaryoda % 6’ya çıkacağının tahmin edildiğini söyledi ve bunun ciddi bir sorun olmadığını iddia etti.

Cevap vermediği: Bu büyük borç yapılandırması için gereken iç ve dış kaynağın nasıl bulunacağı ve bu kaynağın TCMB üzerinde ek biryük yaratıp yaratmayacağı (para basma gibi) asıl merak edilen soruları bilmezden gelmeyi tercih etti.

ZORUNLU KARŞILIKLAR VE KORİDOR SİSTEMİ

Son çıkan yasal düzenlemede TCMB’nin zorunlu karşılıkları sadece bilançonun pasifi için değil, türev ürünleri de içerecek şekilde bilanço içi ve dışı kullanabilme yetkisinin tanınması ve ayrıca eski faiz koridoru sisteminin devam edilip edilmeyeceğine dair sorulara gelince…

Uysal zorunlu karşılıkların en önemli araçlardan biri olacağını bir kez daha teyid etti. Ayrıca gerektiğinde koridor sisteminin de kullanılabileceğini söyledi.

Cevap vermediği: Daha önceki başkan dööneminde koridor faizi uygulamalarından standart politika faizi uygulamasına geçilmeye karar verilip sonra da bunun başarılamadığını konu etmedi ve dolayısıyla eski başkanlar ve ekonomi yorumcuları tarafından çok eleştirilmiş melez bir faiz sisteminde kalınıp kalınmayacağı tam netleşmedi. Özellikle koridor sistemi resmen faiz arttırımına gitmeden faizleri fiilen arttırmakta kullanıldığı için hükümetle ve ekomi analistleri ile TCMB arasında problem de olmuştu.

 

Yorumlar

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler