Sosyal Medya

Piyasalar

Strateji:  Faiz açmazı

Piyasalar Fed fiyatlamasında gerçekçi mi? Fed faiz indirse "iyi bir şey mi?"

Strateji:  Faiz açmazı

Geçen hafta küresel ekonomik veriler genel anlamda zayif gelmeye devam etti. Ancak son strateji raporumuzda tahmin ettigimiz gibi ticaret savaslarinda G20 zirve öncesi gelen kismi yumusama sinyalleri ve Amerikan Merkez Bankasi’ndan (FED) gelen açiklamalarin faiz indirimi beklentilerini daha da güçlendirmesi sonucu piyasalar özellikle yurtiçinde oldukça olumlu bir hafta geçirdi. Yurtdisi piyasalarda ise altin bu senenin en yüksek seviyelerine yaklasti.

Yorumlanacak çok fazla konu, haber ve veri var. Fakat ekonomi ve piyasalari etkileyen ana dinamiklere baktigimizda kabaca sunlari söyleyebiliriz; içeride tekrarlanan Istanbul seçimleri ve ABD ile iliskiler; özellikle de S400 konusu ana piyasa basliklari olmaya devam ediyor. Disarida ise ekonomik verilerin yaninda özellikle ABD-Çin ticaret gerginligi ve büyüme ile ilgili veriler, en çok da merkez bankalarinin açiklamalari takip ediliyor.

 

Merkez bankalarinin bugünkü tutumlarini daha iyi anlayabilmek için de biraz gerilere gitmekte fayda var. Doksanli yillarda izledigimiz Greenspan’in FED’i, “asimetrik” politikalari piyasa istikrarsizligi durumunda agresif bir sekilde faiz oranlarini düsürmeye meyilliydi. Faiz artirimlari ise çok önceden sinyallenerek ve piyasalari sarsmamaya özen göstererek adeta bebek adimlari ile yapiliyordu. Bu politikalar ise Nasdaq balonu basta olmak üzere birçok piyasa spekülatif asiriliga ve reel ekonomilerde arz fazlasina (ve sonrasinda resesyona) sebep oldu. 90’li yillarda yasanan Tekila krizi, Asya ve Rusya krizlerine giden yollar da FED’in asiri gevsek para politikasinin bu ülkelerde asiri özel sektör borçlanmasi ve kur çipasi ile karsilik bulmasi ile dösenmisti.

Zamaninda çok begenilen ve popüler olan Greenspan ekolünün ardinda biraktigi enkazin boyutlari daha iyi anlasilmasina ragmen, arada kisa kesintilere ugradiysa da dünyada hüküm sürmeye devam ediyor. Bunun da sebebi saniriz içinde bulunulan iletisim çagi ve getirdigi aliskanliklarin sorunlari görmezden gelmenin ve mümkün oldugunca ertelemenin genis kiltleler tarafindan kabul gören belki ki de tek yaklasim haline gelmis olmasi.

 

Gelinen noktada 2019 sonuna kadar FED’den neredeyse üç indirim ve önümüzdeki 12 ayda neredeyse dört indirim beklendigini görüyoruz. Geçmis dönemleri inceledigimizde Fed’in su an beklendigi kadar agresif faiz indirimi (ki daha bir düsük bir baslangiç seviyesinden bahsediyoruz) zorunda kaldigi dönemler ABD ekonomisinin bir durgunluga girdigi 1990, 2001 ve 2007 idi. Fed’in ekonomiden ziyade piyasa çalkantisina tepki verdigi 1987, 1995 ve 1998 döneminde ise verilerin tekrar olumluya dönmesi ile faiz indirimlerinin geri alindigini görüyoruz.

 

Piyasalarin tarihi zirvelerine yakin oldugu, ekonomilerin yavaslama sinyalleri vermekle beraber henüz resesyon alarm zillerinin çalmadigi bir ortamda kabaca üç olasiliktan bahsedebiliriz: Fiyatlanan FED indirimleri tahminlerinde bir hata olabilir, Çin-ABD ticaret savasi hizla tirmanabilir ve FED sinyalledigi gibi hizla faiz indirebilir (ki bu durumda özellikle ABD hisse senedi seviyeleri yanlis) ya da eski “asimetrik” FED politikasini bile fazlasiyla geçmis “güvercin” bir FED ile karsi karsiya kalabiliriz.

Daha da güvercin bir FED fikrine açik olmakla beraber orta vadede, daha önce de ifade ettigimiz gibi, Çin – ABD iliskilerindeki sorunun yapisal oldugunu dolayisiyla bu vadede bir iyilesmesinin düsük bir ihtimal oldugunu düsünüyoruz. Diger yandan kisa vadede piyasanin FED fiyatlamasinda asiriya kaçmis olabilecegi görüsündeyiz. Buna paralel olarak önümüzdeki dönemde faizlerin küresel bazda yükselmesi mümkün. Bu yükselis; verim egrilerinin diklesmesi, hisse senedi piyasalarinin yükselmeye devam etmesi ve dolarin güçlenmesi esliginde de yasanabilir.

 

Murat Berk, Yapı Kredi Yatırım Baş Stratejisti

 

 

Yorumlar

Banner

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler