Sosyal Medya
**8*

ANALİZ: Türkiye’nin İdlib’de kurduğu düzen yavaş yavaş sona mı eriyor?

21 Ağustos 2019

İç politikada HDP’li üç büyükşehir belediye başkanının görevden alınarak yerlerine devlet valilerinin kayyım olarak atanması ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın artan ölçekte para politikasına müdahale ederek ekonomik büyümeyi körüklemeye çalışması ana gündem maddelerini oluştururken; Türkiye’nin Suriye sınırı ötesinde yaşanan gelişmeler de son dönemde acaba bir savaş yaklaşıyor mu sorusunu gündeme getirdi.

Hatırlanacağı üzere, iki gün önce İdlib yakınlarındaki askeri kontrol noktasına kuvvet intikali yapan Türk Silahlı Kuvvetleri hedef olmuştu. Ardından gelen açıklamaların Türkiye tarafında konuşan Dışişleri Bakanı Mevlüt Cavuşoğlu, Baser Esad kontrolündeki Suriye Ordusu’nu saldırıdan sorumlu tutmuş, Suriye rejimini de ateşle oynamaması konusunda sert bir dille uyarmıştı.  9. Gözlem Noktasındaki Türk askeri varlığını da şu anda başka bir yere taşımayacaklarını açıkladı.

Esad kontrolündeki Suriye rejimi ise, Türkiye’nin Soçi Anlaşması gereği kontrolünde olan söz konusu 9. Gözlem Noktasında Türk birliklerini Suriye rejiminin terörist kabul ettiği radikal İslamcı örgütlere mühimmat desteği yapmakla suçlarken faaliyetlerine devam etmemesi konusunda uyardı.  Karşılıklı açıklamaların perde arkasında ise önemli gelişmeler yaşanmakta.

Bunlardan ilki, Rusya destekli Şam yönetimine bağlı birliklerin İdlib tarafında ilerleyerek, isyancıların önemli kalelerinden Han Şeyhun’da kontrolü ele geçirmiş olması. Han Şeyhun İdlib’in güneyinde ve İdlib’in merkezine ulaşmak için önemli bir konumda; Şam’ı Halep’e bağlayan yol üzerinde. Suriye ordusu yaklaşık beş yıldır isyancıların elindeki Han Şeyhun’a Pazartesi gecesi kara birlikleriyle girdi, isyancı grupları kasabada sıkıştırdı; Türkiye’nin desteklediği Özgür Suriye Ordusu da isyancıların çekildiği bilgisini doğruladı.

Bu kasabanın önemi Türkiye’nin oradaki gözlem noktalarının varlığından kaynaklanmakta. İsyancılarla Şam birlikleri arasında çatışmaların yaşandığı bölgenin yakınlarında olan İdlib bölgesinde Türkiye’nin oluşturduğu 12 gözlem noktası var. Şam yönetimi ve isyancı gruplar arasında garantör güçler olarak arabuluculuk yapan Türkiye, Rusya ve İran; İdlib’de sivilleri korumak için çatışmasızlık bölgesi oluşturulması kararını takiben bu gözlem noktalarını oluşturmuştu. İdlib’de Suriye’nin diğer bölgelerinden de gelen üç milyondan fazla insan yaşıyor ve bölgede El Kaide’nin Suriye kolu sayılan Heyet Tahrir El Şam  (HTŞ) hakim.

Türkiye elindeki kaldıracı kaybetti ve İdlib’de yolun sonuna mı gelindi?

Hilmi Hacaloğlu VOA için kaleme aldığı yazısında, uzmanlarla İdlib’deki son durumu değerlendiriyor ve 17 Eylül 2018’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya lideri Putin tarafından da imzalanan Soçi mutabakatının fiilen sona erdiği uyarısında bulunuyor.

Soçi mutabakatının yanlış yöne evrildiğ konusunda ilk yüksek sesli açıklama aslında bu hafta başında Fransa’da Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’dan geldi. Türkiye’ye de yönelik bir mesaj olarak da yorumlanabilecek şekilde, Soçi anlaşması yapıldığında İdlib’deki terörist kontrolünde olan bölgenin %50’den bugün %90’a yükseldiğini; söz konusu militanların bu bölgeden dünyanın diğer bölgelerine aktarıldıklarını ve Başer’e bağlı Suriye ordusunun bölgedeki ilerleyişini Fransa olarak desteklediklerini açıkladı.  Heyet Tahrir El Şam (HTŞ) İdlib’in tam da %90’ının kontrolüne sahip.

Hacaloğlu’nun vurguladığı üzere, 10 maddelik Soçi mutabakatında yer alan 15-20 km derinlikte radikal terörist grupların silahsızlandırmasıyla oluşacak  bölge henüz hayata geçirilebilmiş değil.

Eylül’de Türkiye’de yapılacak üçlü zirveden ne çıkacak?

Türkiye, Rusya ve İran’ın Suriye konusunda yapacakları üçlü zirvenin  beşincisi 11 Eylül’de İstanbul’da. Suriye’deki son gelişmeler bir kez daha tartışılacak.

Hacaloğlu’nun yazısından alıntılayalım:

“Uluslararası ilişkiler uzmanı Erhan Keleşoğlu, Türkiye’nin İdlib’de kurduğu düzenin artık sonuna gelindiği görüşünde.  Dr. Keleşoğlu, “Oyunun sonuna doğru yaklaştığımızı düşünüyorum. ‘Hem ABD hem Rusya’yı elimde tutayım hem de kendi gündemimi dayatayım’ politikası artık yürümüyor. Bu denge oyunun sonuna geliniyor. Çünkü Türkiye, Rusya’ya verdiği sözlerin neredeyse hiçbirini yerine getirmedi. HTŞ’nin ağır silahlarını çekmesi, otoyolların açılması, bunların garanti altına alınması gibi verilen sözler yerine gelmedi. Rusya’nın sabrının tükenmekte olduğu ve artık zaman geçmeden Türkiye’nin harekete geçmesi gerektiği hem Kremlin sözcülerinin hem de Putin ve Lavrov’un açıklamalarından anlaşılıyordu. Fırat’ın doğusunda ABD ile anlaşmanın açıklanmasından sonra Rusya’nın hava desteği vererek rejimin önünü açtığını görüyoruz Dünkü konvoy saldırısının kim tarafından yapıldı, bunu da tam bilmiyoruz. Rusya’dan ‘Suriye yaptı’ açıklamaları gelse de Suriye mi Rusya mı yaptı, bunu net bilmiyoruz. Ama sonuç olarak Şam yönetimi, Türkiye’ye mesaj vermiş oldu. Suriye’de mesajlar maalesef bombayla veriliyor ve açık ki Rusya buna göz yumdu. Bana kalırsa Türkiye’nin İdlib’de kurduğu düzen yavaş yavaş sona eriyor” dedi. 

“Medya günlüğü internet sitesinde yazarlarından Rusya uzmanı Aydın Sezer ise Soçi mutabakatının fiili olarak ortadan kalktığını kanısında. Sezer, “En son Soçi mutabakatıyla Türkiye’ye bir aylık süre verildi. Ama bu sefer yazılı doküman imzaladı. Dün Putin, ‘teröristlerin gücü bölgede iki katına çıktı’ derken bunu vurguladı. Bu sözler bizim (Türkiye’nin) yetersiz kaldığını gösteriyor. Rusya, uzun zamandır Ankara’nın ÖSO’ya yaptığı silah yardımının İdlib’deki ilerleyişi yavaşlattığı eleştirisi yapıyor. Kremlin’e yakın yayın organları, Türkiye’nin legal gözlem noktaları ile ‘teröristlere’ kol kanat geldiğini ve mutabakat hükümlerini asla yerine getirmediğini söylüyor. İlginçtir; Rusya, Türkiye’nin ABD ile ilişkisinden sanıldığı kadar rahatsız değil. Birincisi, Rusya güvenli bölge ile anlaşma sağlanacağını düşünmüyor. Hatta güvenli bölge ile ilgili pürüzlerin iki ülke arasındaki ilişkileri gereceği hesabında. İkincisi, bu süreçte ABD tarafından aldatılacak Kürtlerin Esat’la yakınlaşacağını düşünüyor. Ama elbette Türkiye’nin Fırat’ın batısında kendisiyle, doğusunda ABD ile işbirliği siyasetini hiçbir zaman doğru bulmuyor. Bence artık Soçi mutabakatı fiilen bitti” diye konuştu.

Rusya’nın baskısı  Türkiye’nin adımlarında belirleyici olacak

Türkiye bölgede savaşı göze alır mı; içeride HDP’ye karşıt söylemi Suriye politikasının bir uzantısı mı yoksa Suriye politikası bu tercihinin bir sonucu mu? Cevaplar çok net olmasa da konuların birbiriyle yakından bağlantılı oldukları kesin.

Önümüzdeki aylarda Suriyeli Kürtlerin Rusya destekli Şam yönetimi ile ve dolayısıyla Rusya ile yakınlaşma potansiyeli, Soçi mutabakatının çöktüğü gözlemleri bir taraftan belki Türkiye’nin Suriye iç savaşına daha aktif müdahalesinin önünü kesebilecekken, bir yandan da AKP-MHP bloğunun Türkiye içindeki Kürt nüfusla olan gergin ilişkisine damga vurabilecek nitelikte görünüyor.  Türkiye-ABD; Türkiye-Rusya; Rusya-İran ve hatta Türkiye-İran ilişkilerinde zemini sürekli değiştiren Suriye’deki gelişmeler, Şam’a bağlı ordunun kilit nokta Han Şeyhun’u beş sene sonra geri aldıktan sonra İdlib’in tamamını da kontrol altına alması halinde, iyice kritik hale gelecek.

Soçi mutabakatında Türkiye’den istediğini alamayan Rusya ise, Han Şeyhun’da Türk konvoyuna havadan saldırıya bir anlamda izin vermekle Suriye’de dengelerin değişmekte olduğunun en önemli işaretini de vermiş oluyor. Bu bilgilerle, Fırat’ın doğusunda “Güvenli Bölge” adıyla ilerletilmeye çalışılan Türk-Amerikan ortaklığını da yeniden değerlendirmek gerekiyor.

GA.

Yorumlar

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları