Sosyal Medya

Güncel

Türk hükümeti neden “yerli ve milli” bir otomobil üretemiyor?

“Türkiye pazarı için “Yerli ve Milli Otomobil” üretme fikri o kadar uzun zamandır konuşulup o kadar uzun zamandır sonuca varamıyor…

Türk hükümeti neden “yerli ve milli” bir otomobil üretemiyor?

“Türkiye pazarı için “Yerli ve Milli Otomobil” üretme fikri o kadar uzun zamandır konuşulup o kadar uzun zamandır sonuca varamıyor ki, bu konu hükümetler için bir nevi utanç kaynağı haline geldi. Fakat bir yandan da projenin başarısızlığı aynı zamanda Türkiye ekonomisinde altta yatan zayıflıkları da ortaya koyduğu için üzerinde durulması gereken bir hal alıyor.” diyen John Lubbock yerli otomobil üretme hikayesinin tarihine değinerek bunun Türkiye’nin bölgesel bir güç olması için kilit bir noktada olduğunu belirtiyor.

Lubbock Ahval News’deki yazısında “Türkiye’nin bir Yerli Araba üretme girişimlerinin tarihi ülke çapında iyi bilinmekte. Bu konu hakkında, Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in 1960’ların başında bir otomobil yaratılmasını emretmesini konu alan ‘Devrim Arabaları’ isimli bir film bile çekilmişti. Çok kısıtlı bir zamanda dört model üretilebilmiş, bunlardan biri haklın gözleri önündeki ilk sınavında yolda kalmıştı. Basının olumsuz tepkilerinden sonra da proje rafa kaldırılmıştı. Bir komplo teorisi hızla ABD hükümetinin Türkiye’ye, Amerikan otomobil markalarıyla rekabeti önlemek için Devrim’i iptal etmesi için baskı yaptığını iddia eder.

Bu sıkıntıya rağmen, 1966 yılında Anadol otomobilin üretimine başlandı ve 1991 yılında kadar devam etti. 2010 yılına gelindiğinde Türkiye Fiat, Renault, Honda, Toyota ve Ford için otomobil üreten, Avrupa’nın en büyük 6. veya 7. otomobil üreticisi oldu. Bunlara rağmen bir Türk otomobil markası yaratma fikri, Türk hükümetinin defalarca teslim etmeye söz verdiği bir hayal olmaya devam ediyor.” diyerek neler yaşandığını hatırlatıyor.

Lubbock’un yazısının kalanını sizlerle paylaşıyoruz:

“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hükümeti, özellikle iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) 2002’de iktidara gelmesinden bu yana ne kadar ekonomik ilerleme kaydedildiğini göstermek için Türkiye Cumhuriyeti’nin yüzüncü yıldönümü olan 2023’ü kendine hedef olarak koydu. Altyapı projeleri Türkiye’nin kalkınmasının reklam yüzleri olurken, 2017’de beş Türk firması yeni bir ulusal otomobil üretme konusunda birlikte çalışmak için bir ortaklık anlaşması imzaladı.

Proje sorunsuz ilerlemiyor

Ancak proje sorunsuz ilerlemiyor. Türkiye, 2015 yılında, National Electric Vehicle Sweden (İsveç Ulusal Elektrikli Araçlar – NEVS)’ten Saab 9-3 lisansını satın aldı ve içten yanmalı motor seçeneğinin devreye girmesinden önce 60 mil (yaklaşık 100km) menzile sahip elektrikli bir hibrit otomobil yapmayı planlıyordu. Fakat bu model bile, 235 kilometreye kadar elektrik menziline sahip Nissan Leaf gibi en güncel elektrikli otomobiller karşısında bir etkiye sahip olacak gibi gözükmüyordu). Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, geçen yıl hükümetin projeye 3.7 milyar dolar yatırım yapacağını ve bir prototipin 2019 yılına kadar hazır olacağını açıklamıştı.

Temmuz 2018’de, Türk hükümeti ile NEVS arasındaki dört prototip otomobil için yapılan anlaşma, Motoring Weekly isimli dergide ti’ye alınıyordu: “ilk iki prototip asla teslim edilmedi ve elektrikli sedan, kibarca söylemek gerekirse – birçok hata ve sorunla çöp haline geldi. Yani çalışan tek prototip, konsorsiyumun istemediği şeydi! NEVS’in sadece bir işi vardı ve bu işi biraz berbat etmiş gibi görünüyor.” İnternet sitesi ayrıca, liradaki değer kaybıyla ilgili ekonomik sorunların Türkiye’de 2018’de otomobil satışlarında düşüşe yol açtığını da belirtiyordu. Benzer sebepler, Tesla’nın Türkiye lansmanını ertelemesine de yol açmıştı.

Bir yandan da ulusal araç konsorsiyumunu (TOGG) oluşturan şirketler arasında yasal anlaşmazlıklar ortaya çıktığı söylentileri dolaşmaya başladı. Nisan 2019’ itibariyle TOGG web sitesi halen neredeyse bomboş. LinkedIn’e göre, TOGG’nin 50 ila 200 çalışanı var ve bu büyüklükteki bir proje için yeterli görünmüyor.

Ardından, 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerden hemen önce yapılan bir röportajda Erdoğan, araç üzerinde çalışan Türk şirketlerini ilerleme yetersizliği nedeniyle eleştirdi:

“Onlara tüm desteği ve teşvikleri sağladığımız gerçeğine rağmen, maalesef işi küçümsüyorlar. ‘Başkanımızı görsek daha iyi’ diyorlar… Vaktimizi boşa harcamamalılar. Aksi takdirde başka çözümler aramak zorunda kalacağız… Gerekirse yurtdışında ilgilenen yatırımcıları bulacağız. Onlara Türkiye’den ortak yatırımcıları da sağlayacağız. Burada ortak bir proje olarak bunu gerçekleştirmek için adımlar atacağız ”dedi.

Erdoğan, Türkiye’nin milli marşının yazarı olan Türk şair Mehmet Akif’in sözlerini şöyle hatırladı: “ ‘Batı biliminden ilham alın, sanatlarını alın, çalışmalarınızı hızlandırın’; onların bilimini alacak ve çalışmalarımızı hızlandıracağız. ”

Türkiye için önemli bir sınav

Ulusal Otomobil fikri artık sosyal medyada sıkça görülen bir şaka haline geldi, hükümet için ise Türkiye’nin bölgesel bir güç olarak yeniden ortaya çıkmasının kilit bir sınav. Erdoğan, otomobilin Avrupa teknolojik ve bilimsel ilerlemesini yakalamanın anahtarı olarak görüleceğine inanıyor.

Petrol ve doğal gazdan yoksun olan Türkiye ekonomisi, döviz kurlarındaki dalgalanmalara karşı çok hassas ve 2018’deki lira değerindeki düşüş otomobilcileri sert vurdu. Bu nedenle elektrikli araçlar, Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığının anahtarı olarak da görülmektedir.

Yabancı firmalara patentlerini temel alarak otomobil üretmek, bu teknolojiyi yurtiçinde geliştirmekten oldukça farklı ve Türk hükümeti de bu konudaki beklentileri yönetmekte başarısız oldu. Bilim ve Teknoloji eski bakanı Fikri Işık, 2016 yılında, ulusal otomobilin Tesla’dan daha iyi ve daha güvenli olacağını iddia etmişti ki o zaman bu demeç Motor Authority tarafından hayli alay konusu yapılmıştı.

Peki bu devam eden üretim sorunlarının olası nedenleri nelerdir? Türkiye’deki bir yabancı otomobil üreticisindeki bir mühendis, bir Türk markalı otomobil üretme ekonomisinin sadece basitçe olduğunu düşünüyor: “Bir Türk markası yaratsanız bile, Avrupa ve Amerika tedarikçilerine bağlı olacaksınız. Yurtdışında bir dağıtım ağı olmadan böyle bir markanın kârlı olacağından şüphelidir. Hükümetin de inşaat ve büyük altyapı projeleri dışında ciddi yatırım yapma taahhüdünde bulunmadığını görüyoruz.”

İsmini vermeyi reddeden bir Türk ekonomiste göre ise projeye katılan Türk firmaları zaten projenin ekonomik olarak elverişli olmadığının farkındalar. “TOGG’yi oluşturan şirketler, özel anlaşmalar yaparak ya da hükümetten mali ayrıcalıklar alarak Erdoğan’la yerli otomobil konusunda anlaşma yapma konusundaki kayıplarının tazmin edileceğini biliyorlar.”

Eleştirmenlere göre, proje siyasi bir proje; hükümetin propaganda amaçlı kullandığı ancak uzun vadeli bir taahhüdünün olmadığı bir şey. Geçtiğimiz seçim yıllarında hükümet, kendi yolcu uçaklarını inşa edeceğini duyurmuştu ama bu konuda hiçbir şekilde gerçekleşmedi. Bianet’e göre ise zaten yolcu uçağı konusu 2015’teki Ankara katliamını unutturmak için atılan bir zoka idi.

Beyin göçü sorunu

Türk imalatını etkileyen son bir sorun ise, siyasi iklimin bir sonucu olarak, eğitimli Türklerin diğer ülkelere beyin göçü. Yabancı otomobil üreticisinin mühendisi “Son iki yılda şirketimiz Avrupa’ya ve ABD’ye 300 mühendis kaybetti” dedi.

Bu beyin göçünü resmi olarak kabul edenlerden biri de, konuyu resmi olarak internet sayfasında yayınlayan Aselsan oldu. Hükümetin resmi bilim ve teknoloji konseyi olan TÜBİTAK, bu göçü tersine çevirebilmek için yetenekli kişilerin yurda dönmeleri durumdan 24 Bin Amerikan Doları’na kadar burs sunmayı vaat etmiş durumda.

Gözüken o ki, yerli ve milli otomobilin bir türlü üretilememesi konusunda Hükümet ancak kendisini suçlayabilir. Eğer ki bu proje hakkında gerçekçi olmak istiyorsa, tüm sektörün dürüst bir değerlendirmesini yapmalı ve beklentilerini yeniden değerlendirmelidir. Ve bu değerlendirme, insanların neden Türkiye’yi terk ettiği konusunda da bir özeleştiri içermeli, ama yetkililerin bunu yapabileceklerini düşünmek fazlaca iyimser olabilir.”

 

Yorumlar

Banner

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler