Sosyal Medya

FÖŞ yazdı: Kadını döven toplum aç kalır

26 Kasım 2019

 

Dün  25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü nedeniyle Türkiye’nin dört bir yanında kadınlar sokağa çıktı….ve polis şiddetiyle karşılaştılar. Türkiye, kadına mal ve cinsel obje muamelesi yapan sayısız ülke, ama fiyatını da ödemiyor. Üstelik hakkını istedi diye  kadını döven nadir mal ülkelerden biri. Geleneksel Orta Asya muhafazakarlığı ile göya İslam’da varolduğu sayılan patriarkal aile rejiminin etkisi altında kalan erkeklerin kadına yaptığı zulüm AKP döneminde gerçek bir sosyal faciaya döndü.

Beni Ananem’le Babanem büyüttü. Annem ve Babam çalışıyordu çünkü, ve öyle kreş, çocuk yuvası filan gibi “Batı icatları” bize hem felsefe hem de  maddi olarak millerce uzaktaydı. Türkiye’de gittkçe nadirleşen matriarkal aile yapısının ürünüyüm.  Hala kadına “Hamfendi”, “Bayan” dediğim için, kapı açıp yol verdiğim için bazen (genç) karşı nesil tarafından pis  bakışlarla süzülürüm. Olsun, kadın  hayatım boyunca hep kraliçem, efendim ve patroniçem oldu, hiç de şikayetim yok.

Kadınların yönettiği ve işlettiği bir dünyanın içinde yaşadığımıza nazaran daha barışçıl, daha yeşil ve daha zengin olacağına eminim.

Bunlar şahsi kanaatlerim olur tabii, siz değerli heteroseksüel ve homofobik okur, öküz kalmakta serbestsiniz. Ama, bir ekonomist olarak profesyonel kanaatimi büyük bir güvenle belirtiyorum: Müslüman ülkelerin byük çoğunluğunun geri kalmasının en önemli nedenlerinden biri kadını erken evlendirip evde tutma geleniğidir.

Bizde buna kız çocuğun okutmama da eklendi. Kız çocuğunun büyüyünce anne olup Baba’nın o çok övündüğü, zenginse 15 yaşında altına spor araba tahsis ettiği şımarık erkek varisini eğiteceği kimsenin aklına gelmedi. Gözlerinin önünde kocasından dayak yiyen bir kadının çocuklarda yarattığı travmanın nesilden nesile aktardıldığı da.

 

Ama kadına eşit muamele etmemenin çok daha ağır sonuçları var. Bunları hep biliyordum, ama bu sabah kadınların binlerce pısırık erkeğin yapmaya cesaret edemediği şeyi yapıp polis şiddeti altında yurdun çeşitli yerlerinde gösteri yaptıklarını okuyunca, iyice araştırdım.

Bu analizi General Electrics blogdan çaldım, tarihi 9 Mart 2017’dir, başlığı da

 

Ekonominin Önemli Bir Kaldıracı: Kadın İstihdamı

 

Ne yazık ki şu anda kadın istihdamı ekonomi açısından atıl bir kapasite durumunda. TÜİK’in 2016 verilerine göre Türkiye nüfusunun yüzde 49,8’ini kadınlar oluşturuyor. Kadınların istihdam oranı (yüzde 26,7) erkek istihdam oranının (yüzde 64,8) ancak yarısı kadar. Tüm eğitim düzeylerinde kadınlar erkeklere oranla daha düşük ücret alıyor. ILO’nun İş Hayatında ve Yönetimde Kadın Raporu’na göre (Ocak 2015) Türkiye’deki kadın CEO oranı yüzde 2, şirket yönetim kurullarındaki kadın oranı yüzde 9.

 

Bağımsız denetim, vergi ve danışmanlık firması Grant Thornton tarafından 36 ülkeden 5526 katılımcı ile yapılan araştırmaya göre, Türkiye’de yönetimdeki kadın yüzdesi, 2012 yılında yüzde 31 iken, 2017’de yüzde 23’e geriledi. Araştırmaya Türkiye’den katılan şirketlerin yüzde 21’inde hiçbir kadın yönetici yer almıyor. Türkiye, yüzde 23’lük kadın yönetici oranı ile 36 ülke arasında 25’inci sırada. 550 milletvekilinin bulunduğu TBMM’deki kadın temsil oranı ise yüzde 14,7. Bu özellikleriyle Türkiye, Dünya Ekonomik Forumu Cinsiyet Eşitliği Endeksi’nde 144 ülke içinde ancak 130’uncu sırada yer alabiliyor.

 

Kadına Yatırım Artarsa

Kimi şirketler ve ülkeler hâlâ kadın-erkek eşitliğine yatırım yapmaktan uzak duruyor, bunu “lüzumsuz bir harcama” olarak görüyor. Oysa kadın-erkek eşitliğine yatırım aynı zamanda ekonomik kalkınma anlamına geliyor.

 

McKinsey Women Matter Türkiye 2016 raporunda hesaplandığı gibi, Türkiye kadın istihdamını artırma yönünde güçlü önlemler alırsa, 2025 için koyduğu yüzde 36’lık hedefini yüzde 63’e çıkarabilir; bu sayede GSYİH’sını yüzde 20 artırarak 200-250 milyar dolara ulaştırabilir.

 

Gene McKinsey’in 2015’de yaptığı bir araştırmaya göre, cinsiyet eşitliğine önem veren firmalar sektör ortalamalarından yüzde 15 daha fazla getiri sağlıyor. Kadınların sağlığı, hakları ve refahı için harcanacak her 1 dolar, ekonomiye 20 yılda 30 dolar olarak geri dönüyor. Kadınlar kazandıklarının yüzde 90’ını ailelerine harcıyor (Erkekler ise yüzde 30-40’ını). Kızların ilk ve orta öğrenimine eklenecek her 1 yıl, ileride onların gelirini yüzde 15-25 artırıyor, ülkenin GSMH artış oranına her yıl 0,37 puan katkı yapıyor. Türkiye’de kadınların tam zamanlı çalışma hayatına katılımında yüzde 6’lık bir artış ise yoksulluğu yüzde 15 oranında azaltıyor.

 

Kadın istihdamının ve şirketlerin yönetim organlarındaki kadın varlığının artırılmasının çok farklı getirileri de var. Örneğin, farklı fikir, bakış açısı ve tarzların bir araya gelmesi şirketlerde performans artışına yol açar. Kurumlardaki kadın oranının dengeli olması, şirketlerin müşteri odaklılığına katkıda bulunur. Şirketlerde kadın temsilinin artması daha geniş bir yetenek havuzuna erişimi sağlar. Dahası, başlamış olan Dijital Sanayi Çağı koşullarında toplumlar, ağırlıklı olarak kadınların sahip oldukları empati kurma, duygusal zekâ, başkalarıyla iş birliği yapma, müzakereye ve hizmet anlayışına açık olma gibi özelliklere daha fazla ihtiyaç duymakta. Bu arada yepyeni teknolojik gelişmeler yaşamaya başladık. Meslek tanımları değişirken teknoloji, kas gücü gerektiren her yerde kadının eşitlendiği ortamları da beraberinde getiriyor. Kadına fırsatların çoğaldığı çok taze bir döneme giriyoruz.

 

Bu bağlamda Türkiye, kadınların eğitime, ekonomik fırsatlara ve üretken girdilere erkeklerle aynı düzeyde erişebilmesini önleyen engelleri kaldıracak politikalara hız verebilir. Kadınların statülerini iyileştirmek üzere eylem programları hazırlayabilir ve bunların uygulanmasında istikrar sağlayabilir. Kadınlarla erkeklerin sosyal açıdan aktifleşmesi, karar almada ve politikaları şekillendirmede eşit şansa sahip oldukları bir toplumsal ortam oluşturmak için çaba gösterebilir. Bu konularda hem sivil toplum kuruluşlarının hem de şirketlerin desteği büyük önem taşıyor.

 

Bu dünyada erkeğin yapıp da kadının yapamayacağı hiç bir iş yoktur. Ama kadın akıllı olduğu için, bazı salak işlere hiç bulaşmaz. Ha bir de ayakta idrar yapma meselesi var ki o konuya giç girmeyeceğim. Kadınımın tek eksiği bu olsun.

 

Odin beni heteroseksuel olduğum için affet, ne yapayım kadına tapıyorum.

https://twitter.com/AtillaYesilada1

Yorumlar

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları