Sosyal Medya

Güncel

Dış politikada problemler yaptırım kapısı açabilir

Dış politikada kuşatılma günleri

Dış politikada problemler yaptırım kapısı açabilir

Finans Uzmanı Mehmet Yörük günlük bülteninde ağırlaşan dış politika baskılarına odaklanarak, çeşitli yaptırım tehditlerini değerlendirdi:

 

S400:  ABD’den sert açıklamalar

 

Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Morgan Ortagus, Türkiye’nin Rus hava savunma sistemi S-400’ü almasıyla ilgili sert açıklamalarda bulundu.

 

Ankara’nın S-400’ler ile ilgili anlaşmayı devam ettirmesi halinde bunun ağır sonuçlarının olacağını dile getiren Ortagus, Rus hava savunma sistemleriyle ilgili ABD’nin pozisyonunun değişmediğini söyledi.

Ankara’nın S-400’lerin kontrolünü aldığına dair her gün yeni bir bilgi aldıklarını kaydeden Ortagus, “Ben bu konuda hem Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun da hem de bakanlığın inanılmaz derecede tutarlı durduğunu düşünüyorum. Ne ben, ne de bakan (Pompeo) duruşumuzun değiştiğine dair herhangi bir şey söylemedi.” diye konuştu.

 

Türkiye’ye yönelik olası yaptırımları içeren tasarının Amerikan Kongre’sinden geçtiğine atıfta bulunan Morgan Ortagus, konuşmasını şöyle sürdürdü:

 

“Herkesin bildiği, Türk makamlarının da bildiği gibi, CAATSA yaptırımlarını içeren tasarı Kongre’den geçti. Türkiye’nin S-400’lerle ilgili devam kararı alırsa gerçek ve olumsuz sonuçlarla karşı karşıya kalacağını söyledik. Buna F-35 programından çıkarma da dahil.”

 

ABD’li yetkililer, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 alması halinde ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası’nın (CAATSA), devreye sokulacağını belirtiyor.

 

Bu konuyla  ilgili bugün Dışişleri Bakanlığı bir açıklama yaptı.

Açıklamada:

“ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü’nün Türkiye’nin S-400 tedariki hakkındaki açıklamasının Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Donald Trump’ın G20 zirvesindeki görüşmelerinin içeriği ve ruhuyla bağdaşmadığı” ifade edildi.  Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy açıklamasında:

“Türkiye’yi S-400 tedarik etmeye sevk eden koşulların ortada olduğu ve Başkan Trump’ın da G20 Zirvesi’nde bunu teyit ederek Türkiye’ye adil muamele yapılmadığını açıkça belirttiği ifade edilerek devamında:

“Biz sürecin başından beri bu konuyu şeffaf bir şekilde yürüttük. ABD’nin S400 sisteminin F35 sistemlerine zarar verebileceği konusundaki endişelerini gidermek üzere NATO’nun da dahil edilebileceği teknik bir çalışma grubu kurulmasını önerdik, ancak bu teklifimize halen yanıt alamadık. ABD tarafını diplomasi ve diyaloğu dışlayarak ilişkilere zarar verecek yanlış adımlar atmaktan kaçınmaya davet ediyoruz.”

 

Sorunlu Alan II: DOĞU AKDENİZ’DE petrol ve dogal gaz arama  konusunda gelişmeler

 

Son 24 saatte bölgesel  enerji denklemini       aktörleri  yeni açıklamalar yaptılar:

Yunanistan: Türkiye, Kıbrıs karasularındaki yasadışı sondaja son vermeli.

ABD: Türkiye’nin faaliyetleri endişe verici.

AB: Yeni sondaj operasyonu büyük bir endişeyle karşılanıyor!

Rusya: Kıbrıs’ın egemenliği ihlal edilmemeli.

 

Bloomberg haberine göre ise Avrupa Ülkeleri’nin diplomatik elçileri bugün Brüksel’de Türkiye’ye olası yaptırımlar hakkında bir toplantı düzenleyecek. Tartışılacak yaptırım konuları arasında Avrupa Birliği fonlarında kesinti, Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası’nın Türkiye’ye olan yatıırımlarının kesilmesi veya azaltılması, Türkiye ile yapılacak anlaşmaların askıya alınması, yüksek seviyede irtibat ve toplantı düzenlenmemesi, kişilere ve kurumlara yönelik yaptırımlar yer alıyor.

 

Dışişleri Bakanlığı bugün bir açıklama yaparak:

“Yunanistan Dışişleri Bakanlığı ve AB yetkilileri tarafından yapılan ve ülkemizin bu faaliyetlerini yasadışı olarak niteleyen açıklamaları da reddediyoruz… Avrupa Birliği de Rum-Yunan ikilisinin, adanın eşit sahiplerinden Kıbrıs Türklerinin hakları üzerinden oynadığı oyuna ortak olarak bu hukuksuzluğun bir aktörü haline gelmiştir. Böylece Avrupa Birliği’nin, Kıbrıs meselesinin çözümüne yönelik müzakere süreçlerinde tarafsız bir arabulucu rolünü üstlenemeyeceği açıkça ortaya çıkmıştır.”

Bu konuda AKP Sözcüsü Ömer Çelik bugünkü açıklamasında  “Silahlı Kuvvetlerimiz Kıbrıs’daki sondaj gemilerimizi korumaya muktedirdir” dedi.

 

Bu da var: ASHMORE TURKIYE GÖRÜŞÜ:  Ekonomik çöküş riski

 

Bugün Bloomberg’de Selcuk Gokoluk’un derlediği Ashmore Grubun Türkiye hakkında görüşü yayımlandı.

 

Ashmore Group PLC’ye göre Türkiye, Latin Amerika’da popülist rejimlerce yönetilen ülkelere benzer bir ekonomik çöküş yaşama riskiyle karşı karşıya.

 

Ashmore Araştırma Direktörü Jan Dehn Bloomberg’e verdiği yazılı demeçte, her ne kadar petrole bağımlı Venezuela’nın aksine daha çeşitlendirilmiş bir ekonomiye sahip olsa da Türkiye’nin aynı politika hatalarını yaptığını belirtti. Dehn’e göre makroekonomik ortamın kötüleşmesiyle birlikte sıradaki “mantıklı politika adımları” olarak Türkiye’de:

 

i-) Sermaye kontrolleri,

  1. ii) kamulaştırma,

iii) özel sektörün mülkünü korumasını engelleyecek önlemler görülebilir.

 

Dehn, “Buradaki problem iyi politikalara U dönüşü yapmanın siyasi maliyetinin olması” diye konuştu. Rus rublesinin Aralık 2014’te yaptığı dibi öngören ve gelişen piyasalarda Ekim 2015 rallisi başlamadan aylar önce alıma geçen Dehn, “Ne kadar ertelenirse maliyet o kadar yüksek olur. Bu nedenle aykırı yolu seçen liderler nadiren taktik değiştirir ve bu durum genellikle krizle sonuçlanır” ifadelerini kullandı.

 

Türk yetkililer sermaye kontrolü uygulanacağını reddederken ülkenin serbest piyasa ilkelerine bağlı olduğunu vurgulamıştı. Dehn süreci ise şöyle tarif ediyor:

* Hükümet ekonomideki sorunların gerekçelerini düzeltmek yerine enflasyon, yavaş büyüme, zayıf para birimi ve yavaşlayan yatırımlar gibi semptomlara yüklenmeyi tercih eder

* Kötü para politikası, yükselen müdahalecilik, yerel finansman piyasalarının geliştirilememesi, aşırı düşük tasarruf oranları ve kötü dış politika gibi gerçek sorunlar görmezden gelinir

* Hükümet ayrıca siyaseten işe yaradığı için başka grupları suçlar. Ancak Erdoğan’ın ekonomi kötüleştikçe daha fazla günah keçisine ihtiyaç duyması yatırımcıları ve iş dünyasını daha da endişelendirir

* Ekonomik görünüm kötüleştikçe yatırımcılar ve iş dünyası servetlerini savunmak için harekete geçer. Bu, sermaye kaçışı, düşen yatırımlar ve diğer hedging stratejilerini beraberinde getirir

* Hükümet kötü performans için özel sektörü suçlamaya başlar, özel sektörün servetini savunmasına karşı harekete geçer. Sermaye kontrolleri, kamulaştırma gibi araçlar devreye girer.

* Sonunda hükkümetin elinde ne finansman, ne büyüme ne de gelecek kalır ve krize girer.

 

ParaAnaliz’in tarafsız, güncel ve gündemi açıklayan ekonomi, işdünyası ve finans haber-analizlerine anında erişmek için bizi Facebook’ta takibe alın. Sayfamız Bilgeekonomist

Yorumlar

Banner

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler