Sosyal Medya

Güncel

ABD’nin S-400 mektubuna Türkiye’den henüz yanıt yok: “CAATSA yaptırımları” nedir ve “mektup” neden önemli?

6 Haziran’da Pentagon’dan Türkiye’ye gönderilen mektup ilişkilerde yeni bir dönüm noktasına mı işaret ediyor ve mektupta geçen CAATSA yaptırımları ne…

ABD’nin S-400 mektubuna Türkiye’den henüz yanıt yok: “CAATSA yaptırımları” nedir ve “mektup” neden önemli?

6 Haziran’da Pentagon’dan Türkiye’ye gönderilen mektup ilişkilerde yeni bir dönüm noktasına mı işaret ediyor ve mektupta geçen CAATSA yaptırımları ne anlama geliyor? soruları ile birlikte mektubun üzerinden üç gün geçmesine rağmen iktidar cephesinden resmi bir açıklama yapılmamış olması da dikkat çekiyor.

Independent Turkish’e göre, ABD’den yüksek itirazın yükseldiği olaya şimdiden “6 Haziran mektup krizi” ismini uygun bulanlar var.

Sebebi; ABD Savunma Bakan Vekili Patrick Shanahan’ın Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’a yazdığı cümlelerde saklı.

CNBC’nin 23 Mayıs’ta yayınladığı habere göre konuşan kaynaklar Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın almaktan vazgeçmesi için önünde iki haftalık süresi var demişti.

İki hafta geçti ve 6 Haziran’da ABD Savunma Bakanı Vekili Patrick Shanahan, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’a çok tartışılan bir mektup gönderdi.

Independent’ın konuya dair derlediği haberinde mektubun içeriği ve CAATSA yaptırımlarından bahsedilirken, uzmanların mektuba ilişkin yorumlarına da yer veriliyor.

“ABD’nin Türkiye’nin stratejik önemi ve müttefikliğine önem verdiği vurgusuyla başlayan mektupta satırlar ilerledikçe sert ifadelere yer verildi.

Hatta öyle ki; kimi siyasi analistlere göre ABD, Pentagon kanalıyla, Türkiye’ye S-400 hava savunma sistemleriyle ilgili ültimatom verdi.

Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi almasına başından bu yana karşı olan ABD yönetimi, bugüne kadar en sert tepkiyi, Trump’ın çok güvendiği 56 yaşındaki Shanahan’ın imzasıyla gösterdi.

Shanahan’ın kaleme aldığı mektup; Türkiye’nin S-400 alımından vazgeçmemesi halinde uygulanacak askeri, siyasi ve ekonomik tehditlerden bahsediyor.

Bununla birlikte ABD yönetimi ve kongresinin sürekli altını çizdiği “S-400 alınırsa F-35 savaş uçaklarının teslimi söz konusu olamaz” tezini bir kez daha işliyor.

Üstüne üstlük uzun süredir kulislerde konuşulan bir dedikoduyu; ABD’de F-35 savaş uçağı projesi kapsamında eğitim gören Türk pilotların geri döneceğini doğruluyor.

Sadece doğrulamak ile kalmıyor, bir de üstüne 31 Temmuz’u son tarih olarak veriyor.

Mektupta 12 Haziran’daki F-35 toplantısına Türkiye’nin davet edilmeyeceğinden söz ediliyor.

Tabii Washington’ın bakış açısıyla “S-400 ısrarından” vazgeçilmediği takdirde…

Kimi uluslararası ilişkiler uzmanları ve yorumculara göre bu mektup, bir yönüyle 1964’te dönemin ABD Başkanı Lyndon Johnson’ın dönemin Başbakanı İsmet İnönü’ye yazdığı ve Türkiye’yi açıktan tehdit ettiği meşhur mektubu anımsatıyor.

Kimi uzmanlara göre ise Johnson mektubu ile Shanahan’ın mektubu arasında hiçbir benzerlik yok.
6 Haziran mektubu ile ilgili herkesin üzerinde hemfikir olduğu husus ise ABD’nin Türkiye’nin S-400 ile ilgili tutumunu değiştirmeyi amaçladığı.

Shanahan’ın mektubunda CAATSA yani ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlarla Mücadele Etme Yasası’ndan iki kez bahsediliyor.

Türkiye’nin S-400’ü tercih etmesi halinde F-35 savaş uçaklarından mahrum bırakılacağını anlatan mektup, Ankara’nın bu kararından vazgeçmemesi halinde, CAATSA yaptırımlarıyla karşı karşıya kalacağını belirtiyor.

Bunun haricinde Ankara-Washington hattındaki 75 milyar dolar hedefli ikili ticaret hacminin olası bir CAATSA yaptırımıyla tehlikeye girebileceği de öne sürülüyor.

ABD Savunma Bakanı Vekili’nin cümleleri önemli.

Ancak ilk değil.

Daha önce de pek çok ABD’li yetkili yine S-400 üzerinden CAATSA yaptırımlarını gündeme getirmişti.

Şimdi gündeme gelenlerin gerçekleşme ihtimali her zamankinden çok artıyor.

ABD kendi silahı yerine Rusya’nın silahını tercih eden Türkiye’yi ekonomi silahıyla vurabileceğini söylüyor.

CAATSA nedir?

ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlarla Mücadele Etme Yasası; 27 Temmuz 2017’de ABD Senatosu’ndan geçmişti.

Yasa; temelde İran, Kuzey Kore ve Rusya’ya yönelik yaptırımları öngörüyor.

Ekonomistler Platformu Başkanı Dr. Oğuz Demir, Türkiye’nin hemen CAATSA yaptırımıyla karşı karşıya kalmasını çok muhtemel görmüyor.

Ancak finansal yaptırıma maruz kalma olasılığının bile aslında Türkiye’nin içinde bulunduğu şartlarda can yakıcı olabileceğini söylüyor:

“CAATSA kurda hareketlilik yaratılmasına neden olabilir. CAATSA’nın burada iki önemli etkisi var. Kısa vadede Türkiye piyasalarında bir miktar dengelenen; 6 liranın altına gelmiş dolarda yine 6’nın üstüne gidilmesine neden olabilir. Uzun vadede ise Türkiye’nin CAATSA yaptırımlarına maruz kalması halinde iş Türkiye’nin ödeme sistemini bile etkileyebilir. Mastercard, Visa gibi Amerikalı şirketlerinin Türkiye’deki işlemleri durabilir.”

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden uluslararası ilişkiler uzmanı Emeritus Prof. Dr. İlter Turan’a göre bir müttefike düşmanlara yönelik bir düzenlenmenin uygulanması, ittifak içinde kabul edilmesi hayli güç bir durum:

“CAATSA içinde nelerin uygulanacağı konusunda genelde ABD hükümetine tanınmış genel bir takdir durumu söz konusu. O bakımdan Türkiye’nin şu an izlediği çizginin devam etmesi halinde ne gibi sonuçlarla karşılaşacağına ilişkin bir bildirimde bulunulmuş oluyor.  ABD tarafından özellikle S-400 ile ilgili çok ciddi bir kararlılık var. Bu kararlığı özellikle Kongre temsil etse de ABD yönetiminde de benzer bir kararlılık dikkati çekiyor. Dolayısıyla en azından Türkiye’ye silah satışlarında ciddi bir sorunla karşılaşması mümkün görünüyor.”

Ekonomist Dr. Oğuz Demir finansal ilişkilerin askıya alınması riskinin olduğu kanaatinde.

Demir, Brunson sürecinde İçişleri ve Adalet Bakanları’na uygulanan yaptırımların sembolik nitelikte olduğunu hatırlatıp CAATSA’nın çok daha genel ve ağır koşulları kapsadığını belirtiyor:

“CAATSA’nın içindeki 12 farklı yaptırımdan hangilerinin uygulanacağı da önemli. Uygulama başladığı takdirde geçici bir süreliğine askıya alınabiliyor. CAATSA yaptırımları Kongre kararıyla uygulamaya geçerse o saatten sonra yeniden Kongre kararıyla kaldırılmaları gerekiyor. Başkan’ın bu süreçteki yapabileceği tek hamle istisna uygulamak, askıya almak. Ama durduramıyor. Türkiye ticari ilişkilerini ABD ile yitirmesi halinde 20 milyar dolarlık hacmi 6 ay, 1 yıl zarfında bir başka yerden hammaddeleri tedarik etmeye çalışarak toparlayabilir. Ama asıl mesele Türkiye’nin zayıf karnı olan finansal piyasalar. Çünkü Türkiye dışarıdan gelen sıcak parayla son üç-dört yıldır sistemi devam ettirmeye çalışıyor. Ne zaman ki o sıcak para finansal ya da siyasi gerekçelerle ülkenin dışına çıkarsa sallantı başlayabilir. Bu da çok can sıkıcı olabilir.”

Yorumlar

Banner

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler