Sosyal Medya
**8*

FÖŞ: İran ve Irak’tan alınacak dersler

14 Aralık 2019

 

Başka bir kaynakta bulamayacağınız, çünkü hiç bir anlam ve önemi olmayan 2020 öngörülerime bu makalemle devam ediyorum. Türkiye ikinci bir Arap Baharı senaryosu ile yüzleşmek zorunda. İran ve Irak’ı kan götürürken, Ankara acaba ders alıyor mu? Mutad B, C ve X planları nedir?  Zaten göbeğine kadar daha 10 yıl çıkması mümkün olmayan bir Suriye inatlaşmasına dalmış Saray, ikinci Arap Baharı gerçekten patlak verirse, uğraşacağı siyasi-ekonomik risk ve fırsatları ne ölçüde tarttı?

Ben onlara yardımcı olayım dedim, çünkü bugünlerde Saray’da stratejik derinliğin kaybolduğuna dair  kaygılarım var. Uzun zamandır iki strateji dehası Yiğit Bulut ve Cemil Ertem kardeşimden haber alamamam bu kaygıları pekiştiriyor.

İran’da İnternet blokajı hala devam ediyor, ama şimdilik kaydıyla yabancı basına göre çok ağır güç kullanılarak gösteriler bastırıldı.  Amnesty International’ın resmen teyit ettiği ölü sayısı 125, bazı muhalif kaynaklara göre bini aşmış olabilir. Arap ve Kürt  azınlıkların yaşadığı vilayetlerde silahli gerilla hareketlerinin başgöstermesi başta gelen kaygılardan biri. İran’da bu ayaklanma daha önceki 2 dalganın aksine kentli-eğitimli kesim önderliğinde değil, artık açlıktan nefesi kokan geniş halk kitlelerinin itmesi ile başladı.  o yüzden de bastırmak çok zor ve kanlı oldu. Devamı gelebilir, çünkü ABD sürekli yaptırımlar vasıtasıyla mollaların boynundaki ilmiği sıkıştırırken, zenginliğin büyük kısmının üstüne çöken ruhban ve para-militer vakıflar fakir halka tek kuruş destek vermek niyetinde değil.

Irak’ta ise daha geçen hafta 325 kişi gösterilerde öldü veya İran yanlısı olduğu düşünülen milisler tarafından katledildi. Halen Şii kentlerde yoğun protestolar sürerken, Abdil Mehdi yerine geçecek başbakanın seçim sürecinde milliyetçi Sadr Ordusu ve Haşdi Şaabi, Bedr Tugayları ve benzer İran yanlısı milis güçler arasında iç savaş başlayabilir. Bağdat da Tahran’la aynı hatayı yapıyor. Temelinde yolsuzluğa ve kanka kapitalizmine gösterilen tepkiyi, bozguncular ve dış güçlerin organize ettiği kanısıyla sert tedbirlere başvuruyor. Lübnan’da gösteriler ekonomiyi felç edip temerrüt riskini yükseltirken, sıradaki domino taşı Cezayir olabilir, ama o ülke   bu makaleni kapsama alanı dışında.

Türkiye niye ders almalı?  Bir kere, PAIntelligence kardeş sitemize post ettiğim “Our demographic curse:  The lost generation” başlıklı makaleyi bir tetkik edin. Arab News’dan Alexanda de Cramer’ın yazdığı makalede bir Türk profesör, gençliğin %56’nın  ya işsiz ya da  eğitimde olmadığını anlatıyor. Türkiye’de yarından umudunu kesen öfkeli gençlik yanında,  diğer işsizler, öfkeli Kürtler ve kadınlar var.  Patlamaya hazır bir barut fıçısı bu ülke. Bu kış Saray’ın ekonomiyi toparlaması şart.  Aksi halde, ya sokak gösterileri başlayabilir, ya da parti elinden gidebilir.

Orta Doğu’da Şii-Sünni/İsrail safları arasında iki tarafında da razı olacağı istikrarlı güç dengesi oluşmadı. Biz cahilce  Qatar ve Müslüman Kardeşler’e verdiğimiz destek vasıtasıyla kendimizi bu kavganın göbeğine ittik. Örnek olarak, BAE ve Suudi Arabistan Suriye Kürtleri arasında nüfuzlarını artırmaya çabalarken, öte yanda da Sünni aşiretlerini bize karşı örgütlüyor.   Bahsettiğim iki cephe arasında gerginliğin artması bize “sıçrama ve bulaşmalar” üretecek. En azından İran’la  ittifakın sürmesi Sünni Arap/İsrail cephesi ve onun büyük abisi ABD’den ekonomik ambargo ve siyasi şantaj gelmesi olasılığını yükseltir.

Ama ortada başka riskler de var.  Global boyuttan başlayalım.  İran’ın iç siyasette sıkıştığında, suni bir dış düşman yaratıp halkına sefaleti unutturma politikası malum. Son günlerde ABD Irak’taki askeri varlığına saldırılardan yakındı. Ama asıl tehlike, İran’ın onu nefessiz bırakan ambargolardan kurtulmak için Hürmüz Boğazı’nda enerji sevkiyatını sabote etmesi, veya Körfez Ülkeleri’nin üretim-dağıtım ağlarına saldırılar düzenlemesi olur. OilPrice.com’da yazan Anes Alic  “Iraq: The Next Great Threat To Global Oil Markets” başlıklı makalesinde protestocuların istekleri yerine gelmezse (ki artık bunların tepesinde İran’ın kirli ellerini Bağdat yönetiminden çekmesi de yer alıyor), günde 4 milyon varilden  fazla sevkiyat yapan Basra bölgesinde grev ve üretim engelleme faaliyetlerinin başlayacağını öngördü. Brent Cuma akşamı 65 $/varili aştı ve İran-Irak’tan üretime yönelik olumsuz işaretler gelirse, rahatlıkla $70/varili aşarak gelecek sene için $15 milyar civarında tahmin ettiğimiz cari açığı oldukça yükseltir. Parantez olarak, bu kış İran’dan doğal gaz gelecek mi, emin eğilim. Zaten kıt olan arzını kızgın halkını ucuza ısıtmakta kullanabilir.

Protestoların her iki ülkeyi de fakirleştirdiği ve kurları üzerinde olumsuz etki yarattığını unutmayalım. Halen Türkiye ticareti ve turizm gelirinin %20’si Orta Doğu ve Kuzey Afrika’dan temin ediyor, gelecek sene İran ve Irak’ın payı düşebilir. Yeni müteahhitlik sözleşmeleri de askıya alınabilir.  En sevimsiz kısım ise daha şimdiden İran’da orta ve üst sınıfın en azından geçici olarak Türkiye’ye sığındığı haberleri çoğalıyor. Bunlara gösterilerin sürmesi halinde Irak’taki fakir Kürt ve Sünniler de eklenerek zaten çetinleşen ekonomik ve sosyal ikilemleri içinde çıkılmaz hale getirebilir.

İran ve Irak’ta protestoları sırf risk olarak da nitelemiyorum. Bir kere, İran’ın stratejik vizyonu olan Afgan sınırından Lübnan’a bir Şii duvarı örerek Suudi Arabistan ve İsrail’e baskı yapma politikası çöktü. Artık Haşdi Şaabi, Hezbollah ve Esad’ı besleyek kaynağı olmayacak. Irak’tan da sifonlayamayacak. Türkiye Suriye’de bastırırsa, Esad’ın belini kırarar tüm mültecileri geri gönderecek bir çözüme razı edebilir.

Daha da önemli bir avantajımız olabilir. Bu karmaşa bizim Orta Doğu’da Suriye haricinde –çünkü o ülkeden gelecek tehditler bir beka meseledir-taraf olmaktan çıkıp hakem ve arabulucu rolüne soyunmamıza bahane olabilir. Farslılar, Kürtler ve Araplar ortak tarih bağımız ve akrabalık ilişkilerimiz olan kardeş milletler. Onların işine burnumuzu sokmak bize hiç bir ekonomik ya da diplomatik avantaj sağlamadı. Davutoğlu dönenimin “komşularla sıfır sorun” Türkiye’si, ya da Gezi öncesinin “Müslüman dünyasına örnek” yumuşak güç merkezi modeli bize daha büyük katkı sağlar.

Saray’ın manzarayı böyle okuması, raf ömrünü uzatır. Orta Doğu’da onyıl sürecek ve sonucunu kestirmesi güç bir devrim süreci başladı. Bu ateşin ortasına kendimizi atmak temkinli bir davranış değil, ayrıca çekişmeye sarfedecek paramız da yok.

 

İran ve Irak’ta Yangın Türkiye’yi Nasıl Etkiler

 

Dünyada Ekonomik Durgunluk Sosyal Patlama Yaratıyor

 

 

 

https://twitter.com/AtillaYesilada1

Yorumlar

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları