Sosyal Medya

Genel

Erdoğan: 2020 ile ilgili büyüme oranını kesinlikle yüzde 5 olarak planlayacağız

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: “Birilerinin elinde nükleer başlıklı füze var. Ama benim elimde nükleer başlıklı füze olmasın! Ben bunu kabul…

Erdoğan: 2020 ile ilgili büyüme oranını kesinlikle yüzde 5 olarak planlayacağız

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: “Birilerinin elinde nükleer başlıklı füze var. Ama benim elimde nükleer başlıklı füze olmasın! Ben bunu kabul etmiyorum.” dedi.

Erdoğan, Sivas Kongresi’nin 100’üncü yıl dönümü etkinlikleri kapsamında gittiği Sivas’ta Orta Anadolu Ekonomi Forumu’na katılarak bir konuşma yaptı.

“Şimdi her şey iyi güzel de birilerinin elinde nükleer başlıklı füze var, bir tane iki tane değil… Ama benim elimde nükleer başlıklı füze olmasın! Ben bunu kabul etmiyorum.” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle konuştu:

“Şu anda dünyada gelişmiş ülkeler içinde neredeyse nükleer başlıklı füzesi olmayan ülke yok, hepsinde var. Hatta isim vermeyeceğim, bir tanesi şu anda cumhurbaşkanı değil, ziyarete gittiğimde bana, ‘Bize böyle böyle diyorlar benim elimde şu anda 7 bin 500 kadar nükleer başlıklı var ama Rusya’nın Amerika’nın elinde 12 bin 500, 15 bin nükleer başlıklı füze var, ben de yapacağım.’ dedi. Hale bakın, onlar nerede, neyin yarışını yapıyor, bize de ‘sakın ha sen yapma’ diyorlar. Yanı başımızda İsrail var mı? Var. Bütün her şeyiyle onunla korkutuyor.

S-400 olayı oldu kıyamet kopardılar ‘almayacaksın’. Niye almayacağız? Adı üzerinde S-400 nedir? Savunma sistemi, taarruz değil, yani bize savunma sistemini bile almayı engelliyorlar. Aldık ve inşallah nisanda tamamen bitiyor. Ve ben Sayın Trump’a şunu da söyledim sen de bize Patriot ver, senden de Patriot alalım. ‘Doğru mu söylüyorsun?’ dedi, ‘Evet doğru söylüyorum ama şartlar aynı olacak.’ dedim, yani Rusya’dan hangi şartlarda aldıysak senden de aynı şartlarla olursa alırız.”

“Alternatifiniz olmadığı zaman belinizi kırarlar”

ABD Başkanı Donald Trump ile 5 gün önce telefon görüşmesi gerçekleştirdiklerini, Birleşmiş Milletler vesilesiyle tekrar bir araya geleceklerini belirten Erdoğan, bu konuları tekrar görüşeceklerini belirtti.

Erdoğan, “Çünkü alternatifiniz olmadığı zaman belinizi kırarlar bu işin hiç lamı cimi yok. Onun için çok çalışacağız, hem mali noktada güçlü olacağız hem de bütün bu alt yapıları oluşturacağız.” diye konuştu.

Başbakanlığının ilk yıllarında dönemin ABD Başkanı George Bush’a, Türkiye’nin insansız hava aracı konusunda talebinin olumsuz karşılandığını söylediğini anlatan Erdoğan, bunun üzerine Bush’un yetkililere konuyu sorduğunu ve “Hiç olmazsa 48 saat olacak şekilde vereceksiniz.” dediğini aktardı.

“Kötü komşular bizi ev sahibi yaptı”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

“Bakın şimdi kötü komşular bizi ev sahibi yaptı. Şimdi biz insansız hava aracını üretiyoruz, silahlısını da üretiyor muyuz? Onu da üretiyoruz. Şimdi onun da bir üst kademesini şöyle bir iki ay içinde inşallah onu da üretiyoruz. Şimdi bize 48 saatliğine filan değil en az 27-28 saat havada kalabilen, şimdi onun daha ilerisi havada kalabilen hamdolsun bu insansız hava araçlarını benim vatandaşım üretti. Üretmekle de kalmadılar ihracatına da başladılar, mesele bu.”

“Akıllı bombamız var, kendimiz üretiyoruz”

Eski ABD Başkanı Barack Obama’dan da terörle mücadele için akıllı bomba talebinde bulunduklarını anlatan Erdoğan, “Vermediler, ‘Kongre’ye soralım ondan sonra bu işi çözmeye çalışalım.’ dedi. Obama’nın ömrü yetmedi, o gitti. Sayın Trump’a sordum ondan da bir şey çıkmadı. Ama bu arada akıllı bombayı biz yaptık, şu anda bizim akıllı bombamız var, kendimiz üretiyoruz. Bunlar durup dururken olmadı, azmedeceksin, kararlı olacaksın, güçlü ekonomi, güçlü devlet, bunu yakalayacaksın.” değerlendirmesinde bulundu.

“Bugüne kadar ABD ile masadaydık, bugün Rusya ile masadayız. Yarın Çin’le de olabilir”

İhracatın 36 milyar dolardan 170 milyara çıktığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunlar bu dönemin sıçrayışıdır. Tüm bunların yanında savunma sanayinde Türkiye, bugün yerli ve milli olarak ihtiyacının yüzde 70’ini karşılar hale geldi. Bunu karşılarken ihracatımız 2,5 milyar dolara yükseldi. Dün elini açan bir orduya sahiptik fakat şimdi hem kendimiz üretiyoruz.” Yine ithalatımız yok değil, var ama şimdi göğsümüzü gere gere bazı adımları atıyoruz.” dedi.

Türkiye’nin alternatifleri çoğaltan ve alternatifleri çoğaltırken de dünya ile masada oturan “tek düze değil, kimden daha uygun şartlarda alıyorsa ondan alırım anlayışını geliştiren” bir ülke konumuna geldiğini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

“S-400 konusunda en son gelişmeleri takip ediyorsunuz. Alternatifleri çoğaltan ve çoğaltırken de dünya ile masada oturan ve sadece tek düze değil, kimden daha uygun şartlarda alabiliyorsam bu şartlarda alabilirim anlayışını geliştiren bir ülke konumuna geldik. Biz bugüne kadar Amerika ile masada otururken bugün Rusya ile de oturuyoruz. Belki yarın Çin’le de otururuz. Derdimiz alternatifleri çoğaltmak. Alternatifleri çoğaltacağız ki birbirimize yetelim. Bir de sadece pazar değil ortak üretime girmek suretiyle bizim bu ülkelerle adım atmamız şart. Benim bu dostlara ilk sürdüğüm şart, ortak üretim yapabilecek miyiz? Çünkü ortak üretim yapamayacaksak o zaman kusura bakmayın çünkü biz yıllarca pazar olduk onlar tüccar oldu, üretici oldu. Bu noktada oturup konuştuğumuzda ne demek, tabii der noktaya geldiler.”

“İç düşmanlar adeta Türkiye’nin sıçramasına engel oluyorlardı”

Hem İkinci Dünya Savaşı’nın yol açtığı ağır yaptırımlar hem de yetersiz alt yapı sebebiyle neredeyse Türkiye ile kalkınma hamlesine başlayan ülkelerin zamanla Türkiye’yi geçmesine seyirci kalındığını söyleyen Erdoğan, şu sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunlardan özellikle Güney Kore örneği. Çok çok önünde olmamıza rağmen Güney Kore, bizi maalesef solladı geçti. Fersah fersah önümüzde. Darbeler, cuntalar, muhtıralar, koalisyonlar, siyasi ve diplomatik gerilimler gibi pek çok sebep ekonominin üzerine gerektiği kadar güçlü bir şekilde eğilmemize mani oldu. İşin doğrusu bu süreçte yaşadığımız pek çok olumsuz hadisenin gerisinde ülkemizin siyasi ve ekonomik gelişmesini engellemek olduğu da açık bir gerçektir. Yani iç düşmanlar adeta Türkiye’nin sıçramasına, Türkiye’nin gelişmesine engel oluyorlardı. Türkiye’yi sürekli kendi iç meseleleri ile boğuşan, enerjisini kendi içinde tüketen bir ülke olarak tutmak için her dönemde farklı araçlar devreye sokuldu.

Ülkemize çok ağır ekonomik, siyasi ve insani bedelleri olan bu sürecin Cumhuriyetin ilk yıllarındaki bu hamlelerin dışında üç istisnası vardır. Birincisi Demokrat Parti’nin ve onun şehit lideri Adnan Menderes’in başlattığı büyük siyasi ve ekonomik dönüşümdür. İkinci büyük çıkış, rahmetli Turgut Özal’ın başbakanlığı ile birlikte yaşanmıştır. Dünyadaki gelişmeleri çok iyi okuyan Özal, Türkiye’yi yeni ekonomik trendlere ve kalkınma modellerine hazırlamak için gerçekten büyük gayret sarf etmiştir. Türkiye üçüncü ekonomik ve kalkınma hamlesini, 2003 yılından itibaren AK Parti ile birlikte yaşamıştır. Yaklaşık 17 yıldır devam eden bu süreç, elbette dikensiz gül bahçesi misali sorunsuz, sıkıntısız geçmemiştir. Ancak her ne olursa olsun Türkiye’nin demokraside ve ekonomide belirlediğimiz hedeflere yürüme iradesi hamdolsun kırılamamıştır. Bu dönemde, göreve başladığımızdan itibaren yani kişi başına milli gelirin 3 bin 400 dolardan çıkıp 11 bin dolara kadar tırmandığı bir dönemi yakaladık.”

“Politika faizi daha da düşecek”

“Faize alerjim var, yüksek faize karşıyım. Şu anda yeniden faizde düşüş başladı, enflasyon da düştü. Politika faizi daha da düşecek.” diyen Erdoğan, “Bizler, şu anda finans yönetiminde çok daha başarılı bir ülke konumundayız. Bu başarı bizi ekonomide çok daha güçlü hale getirmektedir.” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “2020 ile ilgili bir büyüme oranı veriyorum, ona kilitleneceğiz, büyüme oranını kesinlikle yüzde 5 olarak planlayacağız.” dedi.

“Ülkemize yönelik hamle niyetindekiler 100 kez düşünmek zorunda kalacak”

Erdoğan, “Bundan sonra ülkemize yönelik hamle niyeti taşıyanlar 1 değil, 10 değil, en az 100 kez düşünmek ve ondan sonra adım atmak zorunda kalacaktır.” ifadelerini kullandı.

 

 

Yorumlar

Banner

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler