Sosyal Medya

Genel

Burası Dünya, burada hayvanlara yer yok!

Bu güzel gezegeni diğer canlılara dar ettik, vesselam

Burası Dünya, burada hayvanlara yer yok!

Yapılan bir araştırma, dünya çapında ormanlarda yaşayan 455 hayvan popülasyonu ve 268 omurgalı türünde yarı yarıya azalma olduğunu ortaya koydu. Nedeni ise insanların yaşam alanlarını yok etmesi.

 

Dünya Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nın (WWF) verilerine göre 1970-2014 yılları arasında ormanda yaşayan çok sayıda hayvan türünün sayısı yarı yarıya azaldı. Özellikle kurbağalar gibi amfibi türler ve maymun gibi memeli hayvanlar ya da orman fillerinin sayısında ciddi oranda düşüş kaydedildiği bildirildi.

 

WWF raporunda mercek altına alınan 455 hayvan popülasyonu ve 268 omurgalı türünde ortalama yüzde 53’lük azalma tespit edildiği, azalmadan özellikle de tropik bölgeler ve Amazon ormanlarının etkilendiği belirtiliyor. Canlıların sayısının azalmasının başlıca nedeni olarak ağaç kesimi ve tarım amacıyla ormanların yok edilmesi sonucu yaşam alanlarının kaybı gösteriliyor.

 

“Ormanların hayvanlara ihtiyacı var”

 

WWF Almanya şubesinden Christoph Heinrich dünya çapında ormanlarda tür çeşitliliğindeki azalmanın dehşet verici olduğunu ve alarm verdiğini belirtti.

 

“Hayvanlar yok olursa ormanlar da sera gazını emme işlevini yitirir” diyen Heinrich,  biyolojik çeşitliliğin yok olmasını tersine çevirmek ve iklim değişikliği ile mücadele etmek için ormanların ve içindeki canlıların korunması gerektiğini vurguladı. (Deutsche Well Türkiye)

 

Türkiye’de durum nasıl?

 

Türkiye’de vahşi hayvan  envanteri hakkında resmi bir çalışma bulamadık. Ancak, 2015 tarihli bir AA haberi bizde de yaban varlığının ciddi boyutlarda tükendiğini  ortaya koyuyor:

 

Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nın (WWF Türkiye) 2015 verilerine göre, dünya üzerindeki memeli, sürüngen, kuş, amfibi ve balık gibi yabani hayvanların sayısı son 40 yılda yarı yarıya azaldı.

 

WWF’nin tespitlerine göre, insanlar çarpık kentleşme, otoyol, tren yolu, limanlar ve hava limanları gibi ulaşım ağları ve çevre kirliliğine neden olan sanayileşme ile hayvanların yaşam alanlarına giderek daha çok girdi.

İnsan ve yabani hayvan karşılaşmalarında çoğunlukla zarar gören taraf ise hayvanlar oldu.

 

National Geographic tarafından 2011’de “Yılın Kaşifi”, dünyada “Risk Alan” tek Türk seçilen, TÜBİTAK Özel Ödülü’nü alan ilk biyolog ve en genç kişi olan Doç. Dr. Çağan Şekercioğlu, AA muhabirine, insan eliyle yok olmanın eşiğine gelen türleri kurtarmanın yollarını anlattı.

 

Aynı zamanda Utah ve Koç Üniversiteleri Öğretim Üyesi ve KuzeyDoğa Derneği Başkanı olan Şekercioğlu, Türkiye’de tahminlere göre, 80 bin hayvan türü olduğunu ama bunların sadece üçte birinin bilindiğini, soyu tükenmekte olan çok sayıda tür olmasına rağmen halen keşfedilmeyi bekleyen 50 binden fazla tür olduğunu söyledi.

 

Şekercioğlu, yaban hayatı içindeki bitkilerin daha iyi bilindiğini ve Türkiye’deki yaklaşık 10 bin 500 bitki türünden 3’te 1’inin endemik olduğunu ifade etti.

 

Soyu tehlikede olan yüzlerce tür olduğunu vurgulayan Şekercioğlu, şöyle devam etti:

 

“Örneğin kadife ördek, küçük akbaba, çizgili sırtlan, yağ balığı, leopar, bozkır kartalı, yaban keçisi, dikkuyruk ördeği, Apollo kelebeği, yelkovan, Toros kurbağası, üveyik, alaca sansar, Bendimahi kertenkelesi, kelaynak, dağ ceylanı, sürmeli kızkuşu, Akdeniz foku, Kafkas engereği, Van çoprabalığı ve 2010’da keşfedilen, dünya dağılımı İstanbul yüz ölçümünün sadece yüzde 5’i olan İstanbul çalı çekirgesinin türü tehlikede.

 

Dört tatlı su balık türümüzün soyu tamamen tükendi, 396 canlı türümüzün soyu küresel çapta tehlikede ve 127 türümüzün soyu küresel çapta tehlikeye girmek üzere. On binlerce hayvan türümüzün durumu ile ilgili bilgi yok. Bu, özellikle de böcekler ve diğer omurgasız canlılar için geçerli. Bilinen yaklaşık 28 bin hayvan türümüzün sadece bin 860’ının durumu değerlendirildi. Yani yüzde 93’ünün durumu belli değil. Değerlendirilmiş hayvan türlerimizin dördünün soyu tükenmiş, 286’sının soyu küresel çapta tükenme tehlikesi altında ve 104 türün soyu tehlikeye girmek üzere. Yani değerlendirilmiş hayvan türlerimizin yüzde 21’inin durumu kötü.”

 

Şekercioğlu, 10 bin 500 bitki türünün sadece 712’sinin durumunun küresel çapta değerlendirildiğini ve yüzde 94’ünün durumunun belli olmadığını, bunların 108’inin soyunun küresel çapta tehlikede, 23 türün soyunun tehlikeye girmek üzere olduğunu dile getirdi.

 

Bitki türlerinin yüzde 18’inin durumunun kötü olduğunu vurgulayan Şekercioğlu, şunları anlattı:

 

“Türkiye’de olduğu tahmin edilen 12 bin mantar türünün sadece ikisi değerlendirilmiş, onların da soyu tehlikede. Ülkemizde yaşadığı tahmin edilen 100 binden fazla mantar, bitki ve hayvan türünün çoğu daha tanımlanmamış durumda ve bilinen türlerin yüzde 95’inin ise soyunun tehlikede olup olmadığını bile bilmiyoruz.

 

Biyoçeşitlilik ve ekolojik araştırmalarımızı 20 kat arttırmamız gerekiyor ve bu da ilgili devlet kurumlarının 20 kat daha fazla bütçe ayırması demek. Ülkemizde korunan alan yüz ölçümü, dünya ortalamasının çok altında. Korunan alanlarımızın bir çoğunu korumak için yeterli personel yok. Hem kati korunan alan (IUCN I ve II seviye) yüz ölçümünün hem de koruma personelinin 10 kat artması lazım. Yaban hayatını kurtarmak bizim elimizde.”

 

“Türkiye biyoçeşitlilik zengini bir ülke”

Şekercioğlu, Türkiye’nin tüm dünyadaki 35 biyoçeşitlilik sıcak noktasının üç tanesi (Akdeniz, Kafkasya ve Anadolu-İran) tarafından neredeyse tamamı kaplı olan tek ülke olduğunu belirtti.

 

Türkiye’nin hayvan türü açısından da muazzam bir zenginliği olduğunu vurgulayan Şekercioğlu, ”Muazzam bir zenginlik ama hayvan türlerimizin çoğu keşfedilmeyi bekliyor. Türkiye’de olduğu tahmin edilen 80 bin hayvan türünün neredeyse üçte ikisi daha keşfedilmedi. Tanımlanmış 28 binin üzerinde hayvan türümüz var. Bunların 22 binden fazlası böcek, bin fazlası örümcek, 2 bin 683’ü deniz omurgasızı ve 825’i kara ve tatlısu karındanbacaklısı. 1600 türe yaklaşan omurgalı türümüzün 700’den fazlası balık, 483’ü kuş, 172’sı memeli ve 165’i sürüngen, kurbağa ve semender türü. 11 bin bitki türümüzün üçte biri dünyada sadece Türkiye’de bulunuyor.” bilgisini paylaştı.

 

Avrupa’da en çok kuş türü üreyen ülkenin Türkiye olduğunu hatırlatan Şekercioğlu, şu bilgileri verdi:

 

”Ülkemizde görülen 483 kuş türünden 350’si bu topraklarda ürüyor. Çok kritik kuş göç yollarının ve 3 kıtanın kesiştiği yerdeyiz. Örneğin Iğdır’da keşfettiğim Aras Nehri Kuş Cenneti’nde sadece 10 kilometrekarede 12 yılda 288 kuş türü kaydettik.Türkiye kuş türlerinin yüzde 60’ı, Doğu Anadolu’nun en zengini olan Iğdır Aras Nehri Kuş Cenneti’nde. Burada halka, uydu verici ve coğrafi takip cihazı taktığımız kuşların, 3 kıtada düzinelerce ülkeden gidip geldiğini ispatladık. Ülkemizde küresel çapta önemli birçok diğer sulak alan var ama çoğu gerektiği gibi korunmuyor.”

 

 

Kaynak:  ‘Yaban hayatını kurtarmak bizim elimizde’, AA

 

 

 

 

 

Yorumlar

Banner

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler