Sosyal Medya
**8*

2020:  İklim değişkliğinden korkmayı öğreneceksin ey fani!

20 Aralık 2019

Ekonominin Ulu Çınarı, gönüllerin Nobel armağanlı duayeni FÖŞ 2020 için öyle büyümeymiş, enflasyonmuş, bokmuş, püsürmüş gibi sıradan tahminlerle çok pahalı ve günde sadece 2 saat çalışan beynini yormaz. Sizin gibi seçme ve mostralık okurların zamanını da çalmaz. Ben 2020 hakkında yazıyorsam, arşivlenir, 2030’da okunur, genç nesillere hediye edilir. Mesela, eğer çok önemli konulardan vakit kalırsa yapacağım bilimsel kehanetlerden biri de alkollü içki ve tütün vergilerinin Türkiye’de her haneyi damıtma tesisi, her bahçeyi de kenevir tarlasına çevireceği, Hazine’nin bu iki günah kaleminden sıfır kuruş vergi toplayacağıdır.

2020 yılında hayatınızda en önemli değişimlerden biri attığınız her adımda iklim değişikliğinin sıcak ve kanserojen-dehitratif nefesini ensenizde hissetmeniz olacak. Kışın soğuktan geberip, at şeyi büyüklüğünde dolu tanelerinden korunmaya çalışıp, boynunuza kadar yükselen sular içindeki caddeleri geçmeye çalışacaksınız.  Çoğunuz telef olup, lağım suyuna karışacak. Yazın 15 dakika güneş altında kaldığınızda cildinizde deve mantarı kadar melonamalar pıtır pıtır açarken “Vuuy, ane!…. diyeceksin ey fani. Sonbaharda bir şey yok, rahatsın.

Tamam, taman abarttım.  Ama bu işi bilenlerden birine kulak verelim: “Türkiye’de kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarının bin 365 metreküp olduğunu belirten Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı MustafaUzun, “Nüfus artışı ve sanayileşme hızı göz önüne alındığında 2030 yılında bu miktarın yıllık bin 120 metreküpe kadar düşeceği öngörülmektedir. Bu verilere göre, ülkemiz günümüz itibarıyla su fakiri olmamasına rağmen, su zengini bir ülke de değildir. Su stresi altında bir ülkedir” şeklinde konuştu. Uzun “Hatta yapılan birçok çalışmaya göre, yakın bir gelecekte ülkemizin su kıtlığı yaşayan bir ülke durumuna gelmesi bile muhtemeldir” ifadesini kullandı”.

Zaten çok yıkanan bir millet değiliz, yakında otobüse-metroya gaz maskesiyle bineceğiz.

Çeşitli kaynaklara göre önümüzdeki 10 yılda Akdeniz ve Türkiye’de ortalama ısının 2-2.5 derece yükselmesi mümkün. Üstünüzdeki kazağı çıkartıp t-sört giyerek atlatacağınız sandığınız bu sıkıntının çok boyutlu uzantılarını ben size anlatayım.

Türkiye’de yağışlar azaldıkça, tarımsal üretim de daralacak. Bu konuda okuduğum en güvenilir ve çarpıcı kaynak (BM Kalkınma Programı Araştırması, TÜRKİYE’DE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN TARIM VE GIDA GÜVENCESİNE ETKİLERİ 2012), önümüzdeki 10 yılda tarımda yaşanacakları 2007 büyük kurkalığından örnekleme yaparak geleceği şöyle betimliyor:

“Yağışlardaki bu azalış ve sıcaklıklarda artış tarımda, verimlerde azalmalara ve ürün kayıplarının artmasına neden olmuştur. Şekil 8’den de görülebileceği gibi bitkisel üretim miktarları bir önceki yıla göre buğdayda %14, mısırda, %7, çeltikte %7, patateste %7, baklagillerde %12, ayçiçeğinde %24, şekerpancarında %14, sebzede %2 ve meyvede %3 oranında azalmıştır (TUİK 2008)”.

Tabii, TUIK ölçümlerine göre bu durumda enflasyon eksi %5’e düşecek ve hepimiz daha bol, daha sağlıklı, daha yüksek proteinli yiyip-içeceğiz.

Hayvancılık açısından da — tedbir almazsak–kadim bir felaketle karşı karşıyayız.  Türkiye zaten yem fakiri bir ülke.  Eğer tarımsal üretim azalacaksa, mahsul insanları beslemeye kayacak. Zavallı inekciklere, kuzucuklara bir şey kalmayacak. İthalata dayanacağız da, doların durumu malum, bir de iklim değişikliği global bir olgu, ayrıca beslenecek gırtlak sayısı da artıyor. Tüm yemi zengin ülkeler kapatacak.

Türkiye’de büyükbaş hayvan üretimiyle et ihtiyacının karşılanamayacağını ifade eden Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı Cengiz Ceylan, “Dünyadaki nüfus artışına bağlı olarak ülkemizde de nüfus artışı olmaktadır. Bu hızlı nüfus artışına bağlı olarak da gıda ihtiyacı oldukça artmaktadır. Bu gıda ihtiyacı içerisinde de hayvansal gıda, hayvansal protein olmazsa olmaz manasında yer almaktadır. Hayvansal proteini karşılamak zorundayız.

Bu manada da ülkemizin coğrafi yapısı, iklimi ve aldığı yağış miktarı açısından bakıldığı zaman ülkemiz gerçekten çok yağış alan bir konumda değildir. Bunun içinde büyükbaş hayvan üretimi ile et üretimimiz arasında büyükbaş hayvan üretimiyle etimizi karşılayamayacağımız anlaşılmaktadır.. Onun içinde özellikle et üretimimizde ki küçükbaş et katkısını daha çok arttırmak için de mücadele veriyoruz”

Siz yine mücalede verin de, kentli artık kuzu yemiyor, senede 2 milyon kuzucuk Kurban Bayramı’nda kıtır kıtır katlediliyor.  Nasıl aşıcaz bu protein kıtlığını iklim değişikliği kapıyı tıklattığında Abim?

Ama bunlar dahi siz korkutmayabilir. Belki kansızlıktan muzdaripsiniz, sıcak hava size iyi geliyor. Ya da vegansınız. Size en korkutucu haberi vereyim.  İklim değişikliği bizi bir vuruyorsa, Orta Doğu’yu 3 vuracak. Atlantic Council’ın “How climate change could exacerbate conflict in the Middle East” (linki burada:  https://www.atlanticcouncil.org/blogs/menasource/how-climate-change-could-exacerbate-conflict-in-the-middle-east/) araştırmasını okuyorum. Bölgede ısı dünya ortalamasının iki  misli yükselirken, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’nın bir çok yöresi artık insan yaşamına uygun olmaktan çıkacak.  Başka kaynaklara da baktım, Fırat ve Dicle’nin debisi bu yüzyıl  ilerledikçe azalacak, yani Irak ve Suriye’de halen çiftçilik ve sosyal yaşamı darmadağın eden kuraklık şiddetini artırırken, önce kentlere yığılma, ardından da—tahmin ettiniz– göreceli olarak daha ehven  ekonomik koşullar vadeden Türkiye’ye göç başlayacak.  Bölgede bütün ülkeler nehirlerin paylaşımı için savaşa girebilir.

Hala korkmadınız mı, ooooo, siz trendlere ayak uyduramayan o çok küçük gruptansınız demek. Uyanıp kahveyi koklayın kareşim, bakın KONDA araştırması ne diyor:

“Araştırma şirketi KONDA’nın yaptığı ‘Türkiye’de İklim Değişikliği Algısı 2019’ araştırmasına göre Türkiye’deki her 10 kişiden 6’sı iklim değişikliğinden endişeleniyor. Her iki kişiden biri de iklim krizinin etkilerini yaşadığını belirtiyor. Üniversitelilerde farkındalık daha yüksek olurken iklim değişikliği ve afetlerin etkisini hissetmediğini söyleyenlerin cevabı “İklim değişikliğinin ne olduğunu bilmiyorum” yönünde.  (Hürriyet, 12 Temmuz 2019, Türkiye’de İklim Değişikliği Algısı 2019 araştırması: Yeni korku iklim değişikliği”)

 

Tersten bakmayı deneyelim: İklim savaşını kazanırsak beraberinde neler kazanırız?

 

10 Yılda Dünyayı Değiştirecek 10 Mega Trend

 

 

 

Yorumlar

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları