Sosyal Medya

Döviz

Vatandaş niye dövize koşuyor?

Konuk yazar  Mehmet Yörük  özel bülteninde Ekim’den bu ayan kısa aralıklara süregelen mevduatın “dolarizasyonu” yani TL’den dövize çevrilmesi olgusunu inceledi.…

Vatandaş niye dövize koşuyor?

Konuk yazar  Mehmet Yörük  özel bülteninde Ekim’den bu ayan kısa aralıklara süregelen mevduatın “dolarizasyonu” yani TL’den dövize çevrilmesi olgusunu inceledi. İşte tespit ettiği nedenler:

Yurt içinde dolarizasyon ile ilgili bir açıklama da BDDK Başkanı Mehmet Ali Akben’ den geldi. Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) 18. Olağan Genel Kurulu’ndaki konuşmasında Akben:

“Ülkemizde son dönemde döviz kurları üzerinden spekülasyonlar yapılıyor, döviz hareketliliği konusunda saldırılara maruz kaldığımız açık. TL’nin ülkemizin parası olduğu bilincini, hep birlikte, sektörümüzün, bütün bankalarımızın, TL’ye sahip çıkarak göstermesi gerek” dedi. Akben cuma akşamı, “Bilhassa mevduat alanında, dolarizasyondan TL’ye geçiş konusunda gayretli çalışma bir bekliyoruz”  ifadelerini kullandı.

 

Bireysellerin ve kurumların neden yatırım aracı olarak dövize yöneldiklerini incelemek ve bu nedenlerin gereğine yönelik çalışma yapmak daha uygun olacağı düşüncesindeyiz. Bu kırılganlıklar giderilmeden sadece tercihlerin çabayla değiştirilmesinin mümkün olmayacağı aşikardır. Özellikle yurt içi yerleşiklerin pozisyon tercihi kurdaki ana etkenlerden biri ancak kurların yükselmesinin nedeni değil sonucudur. Aşağıda bu konuya ilişkin grafik var.

NOT:  Grafik kapaktadır

Kırılganlıklar döviz talebine sebep oluyor çünkü:

 

i-            İstanbul Büyükşehir seçim sonuçlarının iptal edilmesi ve seçimlerinin yenilenmesine karar verilmesi Türkiye’yi 23. Haziran tarihine kadar seçim atmosferine tekrar sokmuştur. Bu tarihe kadar yapısal reform gerektiren ekonomik kararlar alınamayacaktır.

ii-           Mayıs ayı ortalarına kadar  TL yatırımcısına kredi oranlarını baskılamak amacıyla enflasyonun altında faiz verilmiştir. Reel faiz alamadığını gören yatırımcı da yatırım enstrümanı olarak dövizi tercih etmiştir.

iii-          Ekonominin kendisi dolarize olmuş; vadesi 1 yıla kadar olan (uzun vadeli kredilerin 1 yıla düşen taksitleri de dahil) son verilere göre kısa vadeli borcumuz USd 177 Milyar’dır.  Netice itibariyle kendisini korumak isteyen bireyler ve kurumlar döviz almak zorundadır. Çünkü ödenecek dövizli borç vardır.

iv-          Diğer nedenler de risk algısıdır ki bunlar:

  1. a) ABD ile yaşanan S400 gerginliği. Bu konuda sürekli açıklamalar geliyor. Piyasa S400 konusunda eninde sonunda bir anlaşma zemini olacağını düşünüyor ki kurlarda hızlı bir hareket görmedik. Ancak bu konuda hafta sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları vardı.  Anadolu Ajansı’nın haberine göre Erdoğan:

“Biz S-400 ile ilgili konuyu bitirdik. Yani bizim S-400 konusunda geri adım atmak gibi bir şeyimiz kesinlikle söz konusu değil. O iş bitti ve anlaşmamız temmuz itibarıyla S-400’lerin bize teslimiydi. Bunu belki de öne çekecekler, daha erken alacağız” dedi.

“S-400’den sonra bir de S-500 söz konusu. S-500’de de yine bir ortak üretim söz konusu olacak, S-400’de de bir ortak üretim söz konusu olacak. Şimdi biz bunu yaparken tabii Amerika diyor ki bu diyor,

‘Sizin bizden alacağınız F-35 uçaklarına uyumlu değil’.

Öyle bir şey teknik olarak da söz konusu değil. Biz bunun teknik çalışmalarını yaptık. Böyle bir şey yok”

“(ABD’ye) Dedim ki ‘tamam, biz sizden patriotları istedik.’ Ne zaman istedik? Ta Obama döneminde istedik. Bize Obama ne cevap verdi? Dedi ki ‘Kongre müsaade etmiyor.’ Sayın Trump, ‘Böyle böyle, bu işin önünü kesen Sayın Obama oldu ve ‘Kongre müsaade etmiyor’ dedi. Peki şimdi sen kongreden çıkartabiliyorsan sen kongreden çıkart biz patriot da alalım. Hem S-400’ümüz olsun hem patriotumuz olsun.’ Aynı şartlarda bunlar da bize hala patriot veremediler”.

“F-35’te ise 5 tane F-35’i bizim generalimize ve pilotlarımıza teslim ettiler. Amerika’da şu anda uçaklarımız. Fakat, orada da mesela simülatörlerimiz falan var. Bu simülatörleri falan henüz teslim etmediler. Tabii şimdi aparatlar buraya gelmedikten sonra bizim burada 7 milyar dolarlık oraya parça üretimimiz var Türkiye’den. Biz bunları bir taraftan hazırlıyoruz. Bunlar konusunda onların da bazı yaklaşımları var”

 

“Biraz bize naz yapıyorlar, orta sahada top çeviriyorlar ama bu işin olmayacağı noktasında değilim. Er veya geç F-35’leri teslim alacağız, aparatlarını da teslim alacağız ve S-400’ler de ülkemize inşallah girecek”

 

Istanbul Analytics’den Atilla Yeşilada’nın yorumuna  göre:

“Bloomberg gibi kaynakların haberlerine inanarak S-400 krizinde bir orta yol bulunacağı inancı kurlarda baskıya neden olmuyor. İronik bir şekilde, bu uzlaşının temel şartı da piyasaların paniğe girerek Erdoğan’ı zorlaması olacak. Bir başka deyişle, dolar/TL 6.50 ve üstüne çıkıp, vatandaş bankalardan mevduat çekmeye başlayıncaya kadar S-400 meselesinde ilerleme beklemiyoruz. Eğer tezimiz doğruysa, Mayıs sonunda hem piyasa beklemekten sıkılacak, hem de Trump yönetimi ve Kongre’den yaptırım duyumları sızdırılarak Türkiye üzerinde baskı ağırlaştırılacaktır.”

  1. b) Jeopolitik Riskler:    Bu riskler kısaca;

 

i-)  ABD ile Çin arasında karşılıklı gümrük tarifelerinin arttırılmasına neden olan ticaret savaşı, ABD’nin Çinli cep telefonu ve yüksek teknoloji üreten Huwai’i kara listeye alması; (En son Google ve Apple, Huwai telefonları kendi uygulama ve işletim sistemlerinde güncellemeye izin vermeyeceklerini açıkladılar)

  1. ii) Körfezde artan gerilim ve karşılıklı tehdit ve açıklamların birbirini izlemesi. Iran ile Suudi Arabistan; Iran ile ABD arasında yapılan söz duellosu yatırımcıları risk off moduna getirmiş durumda. Hafta sonu yapılan açıklamalara bakacak olursak:

 

ABD Başkanı Donald Trump, dün sosyal medya üzerinden Tahran’a yönelik yeni bir tehditte bulunarak, çıkacak herhangi bir çatışmanın İran’ın “resmi sonu” olacağını söyledi.

Suudi Arabistan ise İran’a “tüm gücüyle” karşılık vermeye hazır olduğunu ve potansiyel bir savaştan kaçınmanın İran’ın elinde olduğunu söyledi.

 

Reuters özetlerine göre:

 

İran ile savaş istemediğini belirten Riyad ise, geçen hafta Salı günü iki benzin istasyonuna yapılan ve İran’a yakın Yemenli Husi milislerin üstlentiği saldırıdan dolayı İran’ı suçladı. Bundan iki gün önce de aralarında Suudi Arabistan’a ait iki tankerin bulunduğu dört gemi Birleşik Arap Emirlikleri kıyıları açığında sabotaja uğradı.

 

ABD’ye ait Bahreyn merkezli Beşinci Donanma, Körfez İşbirliği Örgütü’ne (GCC) mensup ülkelerin Cumartesi günü Basra Körfezi’nde devriye gezmeye başladıklarını bildirdi.

 

ABD’nin bölgede artan askeri varlığı İran ile ABD arasında çatışma çıkacağı endişeleri yaratıyor. ABD’nin yaptırımları ve bölgedeki ABD askeri varlığı nedeniyle İran ile ABD arasındaki gerilim son haftalarda arttı.

 

Sonuç olarak tüm bu riskler dövizde kalmanın daha uygun olacağı anlamına gelmektedir.

 

 

Mehmet Yörük

Yorumlar

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler