Sosyal Medya

Döviz

JCR/Ökmen: Türk bankacılık sektörünün “istikrarlı” görünümünü 2019 yılında da koruyacağı beklenmektedir

JCR Eurasia Rating Başkanı Orhan Ökmen, Türk bankacılık sektörünün  “istikrarlı” görünümünü 2019 yılında da koruyacağın beklendiğini bildirdi.  Çok dengeli, hem…

JCR/Ökmen: Türk bankacılık sektörünün “istikrarlı” görünümünü 2019 yılında da koruyacağı beklenmektedir

JCR Eurasia Rating Başkanı Orhan Ökmen, Türk bankacılık sektörünün  “istikrarlı” görünümünü 2019 yılında da koruyacağın beklendiğini bildirdi.  Çok dengeli, hem olumlu gelişmeleri hem de riskleri vurgulayan bu değerlendirme, JCR’ın Türkiye hakkında rapor yazan kredi, derecelendirme kuruluşları arasında ayrı ve özel bir yere sahip olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

 

 

Ökmen ‘2019 Türk Bankacılık Sektörü’ ile ilgili bir değerlendirme yaptı.   Ökmen’in değerlendirmesi şu şekilde:

 

Genel değerlendirme

 

“Türk Bankacılık sektörünün Türk finans sistemi içerisindeki  yüksek payı, hane halkının toplam finansal varlıklar içerindeki yüksek  payıyla desteklenerek baskınlığını devam ettirmektedir.

Türk Bankacılık sektörünün 2018 yılındaki hareket kapasitesi ve  genel ekonomik aktiviteye katkı sunacak mali gücü ve kaldıraç  döngüselliği zayıflamış olmakla beraber, dış fonlara ulaşma  kapasitesini devam ettirebilme potansiyeli önemli ölçüde  korunmaktadır.

Ulusal tasarruf gücünün zayıf olması, reel sektörün dış  yükümlülüklerinin yüksekliği, kaynak maliyetlerinin aracılık  maliyetlerini pahalı hale getirmesi, süreklileşen fiyat  istikrarsızlığı ve kayıt dışı ekonomik alanın büyüklüğü Türk  bankacılık sektörünün gelişimini sınırlamaktadır.

Güçlü ve itibarlı küresel yatırımcıların 2018 yılında Türk  bankacılık sektörüne karşı zayıflayan ilgisinin 2019 yılından itibaren  tekrar artacağını beklemekteyiz.

Dünya ekonomileriyle her alanda yüksek entegrasyon gücü, yeterli  ve kaliteli likiditesi, sağlam sermaye yapısı ve uluslararası fonlara  erişim kolaylığı Türk bankacılık sektörünün belirleyici ve güçlü  özellikleri olarak hala devam etmektedir.

Türk bankalarının dış finansman kaynaklarına olan yüksek  bağımlılığına rağmen döviz likiditesinin yabancı para cinsinden kısa  vadeli borçlarını karşılama düzeyi oldukça yeterlidir.

Türkiye’de bankacılık dahil, finansal piyasaların tamamı, ulusal  ihtiyaçları tam olarak karşılayacak yeterli bir etkinliğe, düzenli ve  şeffaf bir yapıya kavuşmamış, finansal hizmet alan bireysel müşteri  haklarının gözetilmesi ana odak haline henüz gelmemiştir.

Düzenleyici kuruluşların kurumsal yapısı ile görev ve  sorumluluklarının merkezi yapının stratejilerine göre hareket alanı  bulması, sektör yönetiminin yapısal sorunudur.

 

Başlıca bilanço riskleri

 

Türk Bankacılık sistemi son yıllarda açık pozisyon ihtiyaçlarını  özellikle döviz kuru swapları başta olmak üzere genellikle bilanço  dışı işlemlerle yönetilebilir seviyelerde dengelemektedir.

Çapraz döviz kuru swaplarıyla sağlanan türevsel TL kaynaklara  dayanılarak kullandırılan krediler 2008 yılından itibaren  kredi/mevduat oranını riskli seviyelere taşımıştır.

Politik dalgalanmalara maruz kalarak yüksek duyarlılığa ulaşan  döviz kurlarının mevcut seviyesi, ülke jeopolitik risklerinin uzun  süreden bu yana yüksek seyretmesi, AB üyeliği ile ilgili süreçte  ilerleme yerine gerileme yaşanması, özel sektörün yüksek döviz  borçluluğunun ve TL’nin değer kaybının öz kaynaklarını eriterek  bankacılık sektörünün aktif kalitesi üzerinde tehdit oluşturması ve  inşaat sektörü başta olmak üzere verimsiz alanlara verilen kredilerin  yüksek riskli varlıklar arasına girmesi Türk Bankacılık sektörünün  diğer temel risk unsurlarıdır.

 

2019 KGF destekli kredilerin tahsilat kabiliyeti için test yılı  olacaktır

 

Yatırım amaçlı konut edinme kredisine yönelik talep zayıflığı,  inşaat sektörünün gelişimini ve kredilendirilmesini zayıflatmış, artan  enflasyon oranlarına bağlı olarak artan mevduat faizleri de genel  kredi talebini azaltmıştır.

Son yıllarda gevşek para politikası uygulayan Küresel düzeydeki  Merkez Bankalarının 2018 yılında sıkılaşmaya gitmesi Türk bankacılık  sektörüne fonlama avantajını azaltmıştır.

Türk bankaları arasında rekabetçi davranışın temel bir eğilim  haline gelmemiş olması sektörün finansal sağlığı açısından önemli bir  ayrıcalıktır.

Türk bankacılık sektörü, ürün ve hizmet oluşumlarında sahip olduğu  dinamik yapısı hantallaşma riskiyle karşı karşıya kalmaya başlamış ise  de bu riskin telafisi için dijitalleşme sürecine yönelik uyum  yatırımları artış göstermektedir.

 

Dijitalleşmenin seyri

 

Mobil bankacılığını kullanan müşteri sayısında artış devam  ederken, İnternet bankacılığını ve çağrı merkezlerini kullanan aktif  müşteri sayılarının 2017 yılından bu yana düşüş göstermeye başlaması  açıklanmaya muhtaç bir gelişmedir.

2018 yılında Bankacılık sektörünün şube sayısı ve personel sayısı  azalmıştır.

Ölçek ve maliyet verimliliği konusunda hala istenilen seviyede  olmayan Türk bankacılık sektörü 2019 yılında da yapılanmasını ve  büyüme stratejilerini bu alanda yoğunlaştıracaktır.

Türk Bankacılık sektörünün hizmet ve ürün kalitesi kısa vadeli  fonlama yapısı nedeniyle sınırlı kalmış olmakla beraber, fiyatlama,  bilanço dengelerinin yönetimi becerilerine ilişkin yelpaze büyüklüğü  uluslararası ortalamanın üzerindedir.

 

 

Özkaynak ve karlılık

 

Bankacılık sektörünün Öz kaynak gereksinimi AB mevzuatı ve Basel  direktiflerine uygun olarak şekillendirilmiş durumdadır.

Hareket kabiliyeti oldukça yüksek olan sektörün finansal ve  yönetim gücü, olası dış şokları dengeleyecek ve büyüme performansını  devam ettirecek düzeydedir.

2018 yılında yaşanan kur şokundan dolayı, kredi borçlularının  önemli bir kısmının borç ödeme kapasitelerinin azalmış olmasına dayalı  olan riskler, yeniden yapılandırmalarla büyük ölçüde ve başarılı bir  şekilde bertaraf edilmiş, genel bankacılık riskine dönüşecek aşamaya  ulaşmasına izin verilmemiştir. Bankalara karşı yatırımcı güveni  yeterli düzeyde devam etmektedir.

Yaygın olarak yapılan yeniden yapılandırmaların ve genel  ekonominin bankacılık üzerinde yarattığı likidite ihtiyaçları ise,  bankaların kendi aralarında kamu aracılığıyla sağlanan eşgüdüm  paralelinde kredi ve diğer varlıklar menkulleştirilerek giderilmeye  başlanmıştır.

Türk Bankacılık sektörünün ağırlıklı olarak dövizli kaynaklarla  fonlanmakta olması dış bağımlılığının yaratacağı potansiyel riskleri  artırmaktır.

Varlıklar yönünden ise Türk bankacılık sektöründe menkul  kıymetlerin ağırlığının giderek azalması piyasa risklerinden etkilenme  derecesini düşürmektedir.

Bankacılık sektörünün 2019 yılındaki büyüme trendi, temel olarak  enflasyondaki gelişmelere göre şekillenecek olan kredi faizlerinin  seviyesine bağlıdır.

 

Takipteki krediler çoğalabilir

 

Ticari ve kurumsal kredi kalitesinde devam eden bozulmalar,  yeniden yapılandırılan krediler nedeniyle karşılık giderleri karlılık  üzerindeki baskısını devam ettirecektir.

İşsizlik oranında beklenen yukarı yönlü ivme tüketici  kredilerindeki takibe düşme oranını artıracaktır. Ancak, kredilerin  geneli açısından, risk seviyeleri yönetilebilir alanlarda kalacağını  öngörüyoruz.

Bankacılık için 2019 yılında, karlılık göstergelerinden ziyade,  likidite ve sermaye yeterliliği çok daha ön plana çıkmıştır.

Dış borç ödeyicisi olarak sermaye çıkışlarının daha çok bankacılık  kesiminde yaşanması, Türk ekonomisinin fonlama zorluklarını ve  ihtiyacını artırmaktadır.

Bankacılık sisteminin borç çevirim olanaklarına ve yeteneğine  rağmen, kaynakların ekonomik büyümeyi destekleme yerine dış borç geri  ödemelerinde kullanılması ekonomik daralmanın esas sebeplerinden  birisidir.

Türk bankacılık sektörünün “istikrarlı” görünümünü 2019 yılında da  koruyacağı beklenmektedir. ”

 

 

Kaynak:  FOREKS

 

 

S&P comments  on Turkey

 

FÖŞ anlattı:  Bankalar niye kredi veremiyor?

Yorumlar

Banner

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler