İki ekonomist değerlendirdi:  TCMB’nin likidite adımı ekonomiyi nasıl etkiler?

  TCMB’nin Cumartesi ilan ettiği bankaların TL mevduat munzam karşılıklarını indirme kararı halen finans camiasında tartışılırken, döviz pazarında da Pazartesi…
08:4720 Şubat 2019
İki ekonomist değerlendirdi:  TCMB’nin likidite adımı ekonomiyi nasıl etkiler?
  TCMB’nin Cumartesi ilan ettiği bankaların TL mevduat munzam karşılıklarını indirme kararı halen finans camiasında tartışılırken, döviz pazarında da Pazartesi…

 

TCMB’nin Cumartesi ilan ettiği bankaların TL mevduat munzam karşılıklarını indirme kararı halen finans camiasında tartışılırken, döviz pazarında da Pazartesi geçici bir tedirginlik yarattı, fakat Salı öğleden sonra dolar/TL 5.30 civarında dengeye oturdu.  TCMB munzam oranını indip altının TL yerine kullanılma oranını artırarak bankalara bir miktar ek likidite sağladı.  Bunun neresi tartışılabilir ki?  Hürriyet ekonomi yazarı Erdal Sağlam ve Deutsche Welle’ye yazan ekonomist Uğur Gürses kararın yansımalarını değerlendirdiler:

 

 

Erdal Sağlam:  Seçimden sonra enflasyon

 

Merkez Bankası’nın bu kararı parasal gevşemeye neden olur mu?

 

Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya’nın bu karar öncesi verdiği demeçten edindiğimiz izlenim o ki; Merkez Hükümetin seçime kadar piyasaları rahatlatma talebine yanıt vermek için böyle bir karar almak zorunda kaldı. Yani enflasyonu artıracak etki yaracağını herkes biliyor ama siyasi ihtiyaçlar nedeniyle bu karar alındı. Başkan Çetinkaya’nın “finansal istikrar adına” ek likiditenin artırılacağını söylemesi, bunun parasal gevşemeye neden olmaması için gerekli önlemlerin alınacağını belirtmesi de, belli ki bu yüzden. Başkanın ilk kez bu kadar üzerinde durarak, seçimden sonra yapısal tedbirlerin alınması gerektiğini belirtmesi de, piyasalardaki karar nedeniyle oluşacak algıyı kırmak için olabilir.

 

Sonuç olarak; alınacak karar öncesi Merkez Bankası piyasaları parasal gevşeme olmayacağı konusunda rahatlatmaya çalıştı. Piyasalar nasıl algıladı derseniz; dünkü döviz kurlarına baktığınızda bir miktar rahatsızlık olduğu ama piyasanın fazla önem vermediğini söyleyebiliriz. Bence piyasanın dünkü tavrını, “Seçimlere kadar olumlu seyir havasına girmiş olması” na bağlayabiliriz.

 

 

Yani seçimden sonra alınacak kararlar, yılın geriye kalanında bizi bekleyen ekonomik iklim için belirleyici olacak: Unutmayalım ki; hükümetin yoğun müdahalesinin de etkisiyle, gereken zamlar seçimlere kadar tutulmaya devam ediyor. Hemen her sektörde zam için seçim sonrasının beklendiğini biliyoruz.

 

Kısacası; Nisan ayı başında hemen radikal kararlar açıklanmadığı takdirde, ek likidite kararının de ekleneceği, ciddi bir enflasyon potansiyeli bizi bekliyor.

 

Kaynak:  Likidite artışı ve parasal gevşeme tartışmaları

 

 

Uğur Gürses:  Hazine TL likidite veriyor

 

Son bir buçuk aylık dönemde, Ankara’nın bankacılık sistemine hem piyasa hem de piyasa dışı yöntemlerle baskı yaptığı izleniyordu.  Hem TL likiditesini artırmak hem de faizleri düşürmek yönünde.

 

Hazine çeşitli operasyonlar ile piyasaya TL pompalıyor. Hazine’nin iç borçlanma stratejisi tamamen “döviz borçlan, TL borcu öde” biçimine döndü. Örneğin ocak ayı başında o ay 6.4 milyar TL iç borç geri ödemesi, 2 milyar TL karşılığı da dış borç geri ödemesi olduğunu açıklayan Hazine, yüzde 80’i döviz cinsinden 30 milyar TL karşılığı borçlanma yaptı. Yılbaşından bu yana kamunun döviz hesaplarındaki artış kabaca 4 milyar dolar oldu.

 

Diğer taraftan da Merkez Bankası’nın 2018’de elde ettiği dönem kârının, nisan ayındaki olağan genel kurulda dağıtılmasını beklemeden bankaya olağanüstü genel kurul yaptırılarak, oluşan kârın genel kurula kalmadan 37 milyar TL’nin avans olarak Hazine hesaplarına aktarılması sağlandı.

 

Kriz kârı seçim öncesi piyasaya

 

Strateji şu oldu; Hazine’nin döviz varlıkları güçlendirilirken, TL cinsi ödemeler yapılarak, daha az TL cinsi tahvil borçlanarak piyasaya TL sürülmüş, likidite artırılmış oldu. Diğer taraftan da hem bu yolla TL faizlerinin üzerine piyasa baskısı oluşturulurken, bankacılık kesimine de doğrudan siyasi baskı yapılarak mevduat ve kredi faizleri aşağı doğru itildi.

 

Hazine’nin bu likidite ve kâr avansı operasyonları ile Merkez Bankası’nın açık piyasa işlemleri penceresinden piyasaya borç verdiği likidite hızla düştü. Hazine kanalından gelen para bankaların Merkez Bankası’ndan borç alma ihtiyaçlarını, yani likidite baskısını azaltmıştı. Bankaların, Merkez Bankası’ndan borçlanılarak kapatılan günlük likidite ihtiyacı aralık ayında ortalama 105 milyar TL iken, 15 Şubat günü 55 milyar TL’ye düşmüştü.

 

Hem durgunluk içinde kredi talebi kesildi hem de bankaların kredi imkanları, kaynakları terse döndü. Yüksek enflasyon ortamında likidite gevşetme operasyonlarının işe yaraması zor.

 

Herkes 31 Mart’a odaklandı; Aspirin tedavisinden çok, çözüm sağlayacak bir ekonomi politikası çerçevesi ve buna uygun adımların seçim sonrasında atılacağı umuduyla.

 

“Denizin bittiğinin” herkes farkında. Tek gereken güveni geri getirmek. Bunun yolu da siyasetin ve hukukun normalleşmesinde.

 

Kaynak:  Analiz: Likiditeyi artırmak güveni geri getirir mi?

 

 

FÖŞ yazdı:  Özel sektörü yoğun bakıma yolladık

 

FÖŞ anlattı:  Bankalar neden kredi vermiyor?

Yorumlar

Son güncelleme: 08:4720 Şubat 2019
Paylaş Tweet