Sosyal Medya
**8*

FÖŞ yazdı: Resesyon, deflasyon ve mali kriz arasında fark var

3 Eylül 2019

Bugün resmi veri açıklandı. Türkiye’de sabıka sicili olmayan, sermaye piyasası kurumlarında uzun süre üst düzey görevlerde çalışmış ve üst lisans ekonomi diploması sahibi olduğu için kanunen mesleği icra etme yetkisi olan Türk vatandaşları arasında bir üniversitede ders vermeyen tek bireyim.  Gurur duyuyorum, Odin beni aç bırakmadıkça da bir üniversite veya eğitim kurumunda çalışmayı düşünmüyorum. Neden diye sorarsanız, size ünlü atasözünü hatırlatırım:  Bir nehirde iki defa yıkanılmaz. Aslında, Ganj Nehri bunun istisnasıdır, çünkü Hindu hacılar orda her sene yıkanarak akıl almaz bir su kirliliğine yol çalar. Ama istisnalar kaideyi bozmaz.

Ben ABD 6 yıl çok önemli yerlerde ders verdim. Dikkat edin, “üniversite” demiyorum, çünkü ders verdiğim yerler arasında orta güvenlikli bir hapishane ve Russell Sage Kız Koleji’nin yetişkin eğitim programı da vardı. Hapishanede dersi almadan önce bana bir sözleşme imzalattılar. Eğer ben ders verirken, isyan çıkarsa, kamu görevlilerinin yanlışlıkla beni vurması halinde tazminat davası açamazdım.  Madde II:  Gardiyanın isteği üzerine giriş ve çıkışta makattan arama yapılabilirdi. Ulan, yıl 1988, 2 aylık ders için trak para 2 bin Amerikan doları ödüyorlar, “ruhunu Şeytan’a satar mısın?” deseler, “EVVVET, nereye imza atıyorum?” diyeceğim.

6 yıl kokain kaçakçılarına, mühendislik okuyup da ekonomiyi zorunlu ders olarak aldıkları için hiç iplemeyen yuppiler ve Santa Barbara’da sınıfa bikini ve sörf bordla gelen sarışın bombalara ders verdim. ABD’den kaçar gibi geri dönmemin bir nedeni de akademik araştırma yapacak kadar beynim olmadığı için kalsaydım ebediyen ders vermeye mahkum olacağımı çakmamdı.

O altı sene bana bir şey daha öğretti.  Ekonomiyi ders gibi anlatırsan, kimse dinlemez. Bu yüzden de iyice yıvıştırarak anlatırım. Bugün de size bir ders vereceğim. Seviye Econ 606, yani doktora dersi, anlatım Econ 001, yani sokaktan geçen  ilk okul terk genç delikanlı da anlayacak.

Resesyon, deflasyon ve mali kriz aynı şey değildir. Bazen hepsi birlikte yaşanır, 2008 Büyük Finansal Krizi gibi. Genelde deflasyon hemen hiç yaşanmaz. Ama resesyonlar Odin’in emridir. Her fani ve kapitalist toplum ara-sıra resesyonu tadacak, tövbe edecek, resesyonun genelde bir numaralı nedeni olan hükümetlerin poposuna sert bir degaj yapacaktır.

Halen dünyamız dört nala resesyona koşuyor. Belki resesyonda bile, bu konuda kavram kargaşası var.  Bir ülkenin ekonomisi 2 çeyrek arka arkaya daralırsa, resesyondadır. Mesela, Türkiye resesyonda değildir. Aksine, yılın ilk yarısında nerdeyse %4 gibi akıllara zarar bir büyüme sergilemiştir. “Nerde ya bu büyüme?” diye bana sormayın, TUIK’nin Alo Veri Sorgulama hattını arayın.

Ama dünyada resesyonun tanımı global reel çıktı büyümesinin %2-2.5’lara kadar gerilemesi olarak anlaşılmalı. Bence bizim İhtiyar Gezegen de o mahalleye geldi, ama gece kalacak mı belli değil.

Resesyonlar hemen her zaman beraberinde dez-enflasyon getirir. İstisnası arz şokları yüzünden başlayan resesyonlardır. Yani deprem olur, petrol fiyatı çıkar, yüksek faizin Şeytan icadı olduğuna inanan bir yönetici vardır,  kurda %50 deval yersiniz. Hem ekonomi frene basar, hem de   enflasyon yükselir. Tedavisi zordur, ama  şoklar kalıcı değilse, hastanın bağışıklık sistemi ilaçsız dahi iyileşmeyi sağlar.

Deflasyon genel fiyat seviyesinin sürekli olarak düşmesidir. Çok nadir rastlanır. Bir ekonomi deflasyondayken de büyüyebilir, ama kanser vücudu sarmıştır, hayırlar ola. Bakın Japonya, mevta oldu ama annesi ağlamasın diye söylemiyorlar. Bu yüzden merkez bankaları ve biraz ekonomiden çakan Maliye Bakanları deflasyondan ebola gibi korkar. Deflasyona girmektense savaşa girmek yeğdir. Her türlü tedbir alınır, kavgada yumruk sayılmaz.

 

Mali kriz ise bazen resesyon veya deflasyon sonucu husule gelir, bazen de  açgözlülük yüzünden aniden patlak vererek saydığım diğer ikisine yol açar. Mali krizler çok pahalıdır, devlet ortalama milli gelirin %40’nı cebinden harcayarak batan kurumların etrafa saçtığı kan ve organ parçalarını temizler.

Dünya resesyona girerse, beni kasmaz, sizi de kasmamalı. Kötü hükümetler gider, yeni ekonomi politikaları denenir, zombi şirketler batarak yeni yetme dinamik firmalara yer açar. Bence bu çok olası bir senaryo.

Ama halen bono-tahvil pazarı resesyon yanında deflasyon da fiyatlıyor. Bunu pek mümkün görmüyorum. ABD’de enflasyon kıvamında. AB’de Brexit denen korku filmi atlatılırsa deflasyonist baskılar geçer. Japonya zaten umutsuz vaka. Çin yuan’ın değerini sürekli düşürerek deflasyona da engel oluyor.

Bu yüzden bono-tahvil pazarında fiyatlama yanlış ve bence balon değilse bile köpük oluştu. Patladığında kurumsal portföylerden kan kokuları yükselecek.

Son günlerde mali krizden korkmaya başladım. Arjantin gitti diye değil, Tangocular düzenli olarak mali krize girdiği için, mahallenin delisi gibi tolere edilen, diğer ülkeleri pek etkilemeyen, çok panik yaratmayan bir meczub. Bunun yanına Lübnan ve Hong Kong  da gelse büyük sorun olmaz.

Mali kriz çıkacaksa Dolar Endeksi’den çıkacak. Ben bu satırları yazarken 100’e doğru gidiyordu. Ne oldu lan uzman bozuntuları, hani hepiniz dolar düşecek diyordunuz?   Dolar niye düşmüyor? Çünkü bu belirsizlikler dünyasında en iyi yol arkadaşı o. Bana Benjamin Franklin’in resmini ver, yanına 1 külçe altın koy, gözü kapalı Zombi Apokalipse giderim. Zombi ya altın kabul eder, ya dolar. Zombiler beyinsizdir, ama hiç bir yaratık doların dünyanın rezerv parası olmaktan çıkacağını tahayyül edecek kadar beyinsiz olamaz.

 

Ama Türkiye, Çin, Brezilya ve daha bir çok ülke için Dolar Endeksi’nin yükselmesi facia.  Çünkü dağlar boyu dolar cinsinden borç biriktirmişiz, tam ABD faizleri düştü, finansman giderleri düşecek rahat nefes alacaktık, dolardan sopa yedik. Gelişmekte Olan Ülke firmaları dolar borcunu iyi kullanamadı. Spekülasyon yaptı, verimsiz yatırımlara harcadı ve sonunda borç ödenemez hale gelebilir. Bir kaç ülkede eş zamanlı başlayacak şirket tahvili temerrütleri fonlara, ordan  onlara kredi veren diğer mali kurumlara yayılarak bir mali krize neden olabilir.

Bu bir uyarı yazısı değil, unutmayın. Eğitim veriyoruz. Bana sorarsanız, Fed faizi sıfıra indirse de dolar değr yitirmez, çünkü doları yükselten Trump’ın antikalıkları. Ama bu konuda çok katı değilim. Faiz indirimi yanında bir de QE yani bilanço genişletme operasyonu doların değer kaybetmesinin yolunu açabilir.

Açmazsa?  Resesyon artı mali kriz güzel ebemize ağıt yaktırır.  Ne zaman öğreneceğiz? Eylül Fed toplantısında açıklamaları görelim, doların tepkisini ölçelim, sonra tedbir alırız.

 

Websitemde yeni makalele var, ziyaretinizi rica ederim. Linki buradadır.

 

 

Yorumlar

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları