Sosyal Medya

Finans

Finans Ofisi Başkanı’ndan mesaj:  Durursak tökezleriz

Göksel Aşan ekonomide yeni açılımları çok güzel özetliyor. Fakat, başarı ancak zaman içinde belli olacak

Finans Ofisi Başkanı’ndan mesaj:  Durursak tökezleriz

Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi Başkanı Göksel Aşan, Hürriyet’ten Erdinç Çelikkan’ın  sorularını yanıtladı.  Aşan, Türkiye’nin tasarruf açığının olmasının normal olduğunu belirterek, “Bu coğrafyada biraz duraklarsanız tökezlersiniz. O nedenle duraklamayıp alternatiflere gitmemiz, çemberin dışına çıkıyor olmamız lazım” diye konuştu.

 

2018 Temmuz ayında kararname ile kurulan  Finans Ofisi, ulusal ve uluslararası bankacılık ve finans sektörünü izleyecek ve analizler yaparak raporlayacak. Türkiye’nin finans piyasaları içindeki konumunu da raporlayacak olan Ofis, finansal kaynakların çeşitlendirilmesi ve uluslararası fonların Türkiye’ye gelmesini sağlayıcıyı çalışmalar yapacak, İstanbul Finans Merkezi projesini yürütecek ve gelişmeleri takip edecek.

 

 

Tasarruf açığı normal

 

Sermayenin geldiği yollar arasında, doğrudan sermaye yatırımlarının en kaliteli ve kalıcı olan olduğunu aktaran Aşan, “Fakat Türkiye’nin tasarruf açığını sadece doğrudan sermaye yatırımlarıyla giderebilmesi kısa dönemde pek mümkün değil. Türkiye çok genç bir nüfusa sahip. Çoğumuzun 31 yaşında çok yüksek tasarrufları yoktu. Ya da hiçbirimiz 31 yaşında 100 liramızın 45 lirasını biriktirmiyorduk. Dolayısıyla Türkiye şu anda 31 yaşında genç bir insan. O açıdan baktığımızda bizim tasarruf açığımızın olması çok normal. Bir de şu da önemli, bulunduğumuz coğrafyada ‘var olanla yetinelim bununla ne kadar büyüsek o kadar yeter’ diyebilecek pozisyonda değiliz. Bu coğrafyada biraz duraklarsanız tökezlersiniz. Bu çok açık, o nedenle duraklamıyor olmamız lazım. Bu durum bizim için bir süre dış kaynak ihtiyacını canlı tutacaktır” diye konuştu.

 

 

Sermaye girişi çeşitlendirilmeli

 

“Burada mesele aslında bizim sermaye girişlerini sağladığımız kanalların ne olduğudur” açıklamasını yapan Aşan şöyle konuştu: “Bu kanallar, dünya piyasalarında bir ya da iki yere bağlıysa ya da dünyanın en büyük bir iki bankası üzerinden geçiyorsa, sağlıksız bir durum ortaya çıkıyor demektir. Özellikle tek para cinsinden yürütülen ekonomik faaliyetler durumu daha da zor hale getirmektedir. Bunun bir yönüyle kolaylığı var diğer taraftan ciddi bir risk taşıyor. Bizim liberal ekonomide çok dillendirdiğimiz gibi kâr nerede ise ya da daha yüksek getiri nerede ise para oraya gider, paranın milliyeti olmaz söylemleri çok da doğru değil.

Devletlerin yürüttükleri politikalar sermaye hareketlerini etkileyebiliyor. Bu elbette emir komuta zinciri ile olmak zorunda değil ama istemedikleri ülkeye dair algıyı değiştirerek bunu yapabiliyorlar. O ülkeye dair çeşitli uygulamalar ile sermayenin o ülkeden korkmasına neden olabiliyorlar. İşte bu yüzden bizim açımızdan daha güvenli yol, söz konusu kanalların sayısını arttırmaktır. Yani farklı para cinsinden de borçlanabiliyor olmamız gerek. Bu bizim EuroBond ve benzeri araçlarla dış sermaye ihtiyacımızı azaltmada bir fırsattır. Bunu sadece Çin ile sınırlı görmemek lazım.

 

 

Malezya açılımı

Göksel Aşan, “Mesela Malezya, bölge ekonomisi ve İslami finans açısından önemli bir aktördür. Neredeyse dünya nüfusunun yarısının bulunduğu bir bölgeden bahsediyoruz. Malezya ile Türkiye’nin her zaman çok ayrı ilişkisi var. Malezya Başbakanı Mahathir Muhammed’in Türkiye’yi ziyaretiyle ilişkiler daha da üst bir seviyeye çıkmıştır. Bizim Malezya ile en önemli işbirliğimiz savunma sanayinde olabilir. Malezya’nın mevcut askeri gücü henüz istedikleri seviyeye gelmiş değil. Bu yüzden özellikle savunma sanayinde stratejik ortak arayışı içindeler. Bu durum iki ülke ilişkilerini geliştirmek için önemli bir fırsat. Malezya’nın İslami finansın merkezi haline gelmiş olması ise bir başka fırsat olarak görülmektedir. Biz, Malezya’ya İFM  (İslami Finans Merkezi) projesinde bizim açımızdan önemli bir partner olabilir diye bakıyoruz. Eylülde bir Malezya ziyareti yapacağız. Offshore faaliyetler Malezya’da revaçta görünüyor. Diğer taraftan İslami Finans kısmı son derece gelişmiş durumda. Singapur yine benzer avantajlara sahip, Endonezya zaten bizimle sıcak ilişkiler geliştirmiş” dedi.

 

Bundan sonra Avrupa’ya olan ihracatımızı en fazla bir tık daha arttırabiliriz bu da yüksek maliyetlerle olur. Bu yüzden alternatif bölgelere yönelmemiz lazım. Çemberin dışına çıkıyor olmamız lazım. Buna yeni eksen demek çok doğru değil. Bir eksen kaymasından söz etmek de doğru değil. Avrupa uzun bir süre daha Türkiye’nin ticarette de finansta da en büyük partneri olmaya devam edecek. Amerika ile ticaretimiz zaten çok büyük değil, ancak bunu arttırma imkânımız var.

 

Biz aslında bugüne kadar ihmal ettiğimiz coğrafyalarla şu anda daha sıkı ilişkiler geliştirmeye çalışıyoruz. Ortadoğu ile gelgitli ilişkiler içerisindeyiz. Bizim Ortadoğu ile de ilişkilerimizi sağlam ve diri tutmamız lazım. Katar burada önemli bir ortak. Katar’da bulunan finans merkezi bizim finans merkezimizle iş birliğine gitme niyetinde. Bu konuda bir beyanları oldu ve bazı görüşmeler yapıldı. Bu ilginç bir ortaklık olabilir. Malezya İslami Finans alanında Ortadoğu’ya göre daha esnek bir anlayışa sahiptir. Hatta Ortadoğu’daki bazı fon sahipleri Malezya yerine Londra’yı tercih etmektedirler. Türkiye bu iki anlayış arasında önemli bir pozisyona sahip. Biz bu iki anlayışı bir şekilde sentezleyebilecek, harmanlayabilecek ve oradan üçüncü bir yol çıkarabilecek durumdayız. İFM projesinin temel hedeflerinden bir tanesi İstanbul’u İslami finansın önemli uluslararası merkezlerinden bir tanesi haline getirmektedir. Bu hedefin gerçekleştirilmesinde İslami finans alanına ilişkin insan kaynağının geliştirilmesi ve literatürün zenginleştirilmesi ile faizsiz ürün ve hizmet çeşitliliğinin artırılması ana strateji başlıklarını oluşturmaktadır.”

 

 

 

Kaynak:  Hurriyet, alıntıdır

 

 

Yorumlar

Banner

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler