Sosyal Medya

Ekonomi

TEPAV sordu:  Hazine  özel sektörü kurtarabilir mi?

TOBB himayesinde bağımsız araştırmalar yapan TEPAV  Araştırma Enstitüsü uzmanları  Fatih Özatay ve Güven Sak “Ekonominin Seyir Defteri: Maliye Politikasında Manevra…

TEPAV sordu:  Hazine  özel sektörü kurtarabilir mi?

TOBB himayesinde bağımsız araştırmalar yapan TEPAV  Araştırma Enstitüsü uzmanları  Fatih Özatay ve Güven Sak “Ekonominin Seyir Defteri: Maliye Politikasında Manevra Alanı Var mı?” başlıklı yeni bir çalışma dizisi başlatarak makro ve finansal istikrarı sağlarken dikkat edilmesi gereken hususlarla, Türkiye’nin potansiyel büyüme oranını kalıcı bir biçimde yükseltecek yapılabilir bir yapısal reform gündemine odaklanmak istediklerini açıkladılar.

 

İlk raporları da bugünlerde Türkiye ekonomisini yakından takip eden yerli ve yabancı uzmanların kafasını meşgul eden son derece güncel bir mesele ile ilişkili: “Maliye Politikasında Manevra Alanı Var mı?”.  Oldukça teknik bu başlığı biraz açalım.  Türkiye  resesyonda ve özel sektörün de içinde çıkılması güç bir borç sorunu olduğu varsayımını kabulleniyoruz.  Bunun üstüne bir de “şok” dediğimiz, ekonomik güveni ya da dengeleri bozan ani gelişmelerin vuku bulduğunu farz edelim (Örnek:  Rahip Brunson krizi, Fed faiz artırınları, petrol fiyatlarında sıçrama). Hazine borçlanarak ekonomiyi kurtarabilir mi?

Borçlanma büyük ölçüde dışardan olacak, ya da içerden borç alınırsa, bankalar bunu kısmen dışardan temin ettikleri kaynaklarla finanse edecekler.  Dolayısı ile kamunun borçlan/harca yöntemiyle (mali manevra alanı) ekonomiye destek verme kapasitesi kreditörlerin tahammülüne bağlı.  Yazarlar bu oranı geçmişte bezner durumlarla karşılaşan ülkelerin risk primlerinden hesaplıyor.

 

 

Linkini sunduğumuz raporda Özatay ve Sak çok geniş kapsamlı bir çalışmayla değişik senayoları,  kamunun bilanço dışı yükümlülüklerini (YİP kefaletleri), ve halihazırda vaat şeklinde sunulan fakat bütçeye maliyeti kesin olarak tespit edilemeyen harcama/teşvik taahhütlerini de araştırmaya katmışlar.

 

Ana fikri çarpıtmamış olmayı umarak, biz  soruyu en acil sorun olarak gördüğümüz, “özel sektörden bankalara akan borçların (kötü ya da donuk kredilerin) kamu vasıtasıyla ödenmesine imkan var mı?” şeklinde formüle ettik. Cevapları da rapordan sunalım.

 

Özel sektörün borç sarmalı

 

Önce Özatay ve Sak’ın şu saptaması çok önemli ve soruyu niye yukarda andığımız şekilde formüle ettiğimizi de açıklıyor:

Hem kur intibakının getirdiği sorunlu varlıklardaki artışın banka bilançolarına getirdiği yük, hem de bankaların hızlı kredi genişlemesine gidebilmek için dış kaynak temininde karşılaştıkları güçlüklerin getirdiği kaynak maliyeti artışı, içeride kredi musluklarının aniden kapanmasına yol açtı.

Bu iki olgu olumsuz bir döngü yaratıyor; döngüden daha çok giderek güçlenme ihtimali olan bir sarmal bu: Şirketler kesiminin bilançosu bozulduğunda bankalar kredi açmakta nazlanıyor, bankalar nazlandıkça ve bizatihi kendileri dış kaynak bulmakta güçlük çektiklerinde şirketlerin bilançoları daha çok bozuluyor. Şirketlerin bilançoları daha çok bozulunca… Yüksek  kredi mevduat oranının yarattığı kırılganlık burada hemen kendini gösteriyor. Dinamiği etkileyen bir diğer unsur ise bankaların ve şirketlerin davranışlarındaki bu radikal ve zorunlu değişikliklerin ekonominin diğer kesimlerine sirayet etmesiyle artan işsizlik, düşen talep ve daralan iç pazar.

Peki, mevcut koşullar altında, sorunlu ekonomik birimlere destek vermemeli miyiz? Bu yönde, Mart sonundaki seçime yönelik olarak atılan adımlar, meseleyi yalnızca daha akut hale mi getirir?

 

 

Cevapları da elden geldiğince araştırmanın ruhunu zedelemeden fakat basitleştirerek rapordan sunalım:

 

Kamu harcamaları ne kadar artırabilir?

 

Mevcut kamu borcu-GSYH oranımız 2018’in üçüncü çeyreği itibariyle yüzde 31.3 düzeyinde. Yılın son çeyreğinde GSYH’nin azalacağı dikkate alınırsa yılın sonunda borç oranımızın yüzde 32 düzeyinde gerçekleşmiş olabileceği düşünülebilir

Bu değer dikkate alındığında, S2 ve S3’de (şoka TCMB’nin hızla veya zamana yayarak faiz artırıp tepki verdiği iki senaryo)  manevra alanımız sırasıyla GSYH’nin yüzde 13 ve 14’ü kadarken, S1 senaryosunda GSYH’nin yüzde 4’ü kadar. Çok fark var arada. Hangisi? Bunu daha sağlıklı değerlendirebilmek için S1 ve S2 senaryolarında modelden (mevcut borç oranımızı ve döviz-lira bileşimini veri alarak) elde edilen Merkez Bankası faiz tepkisini dikkate almak gerekiyor. Mevcut faiz oranları ve modelden elde edilen faiz patikaları dikkate alındığında gerçeğin iki senaryo arasında bir yere düştüğü söylenebilir.

Farklı bir ifadeyle, genişlemeci maliye politikası borç sınırımız yüzde 39-42 civarında bir yerde gibi görünüyor. Mevcut borç oranı dikkate alındığında, gerçek manevra alanımızın GSYH’ye oran olarak yüzde 7-10 aralığında olduğu belirtilebilir. Elbette daha şiddetli bir dışsal şok (Türkiye’ye ilişkin daha şiddetli ve daha hızlı bir iştah kaybı) bu alanı daraltır, tersi ise alanı genişletir. Mühendislik hesaplamalarında sık kullanılan deyimle “güvenli alanda kalmak için” alt sınırı dikkate almakta yarar var.

 

Sonuç

 

Türkiye’nin 2002-2018 arasında kamu borç stokunun GSYH içindeki payını yüzde 80’lerden yüzde 30’lara doğru indirmiş olması aslında ilk bakışta ülkenin gerçek maliye politikası manevra alanının çok geniş olduğu izlenimini veriyor. Ancak, kamu hesaplarının -özellikle YİD yükümlülüklerinin artacak aday kamu açıkları konusunda- şeffaflıktan uzak olması ve 2018 kur intibakının banka ve şirket bilançolarındaki etkisini temizlemek için atılacak olası istikrar adımlarının mali boyutunun halen bilinmemesi nedenleriyle, maliye politikasının gerçek manevra alanı belli varsayımlar altında önemli ölçüde daralıyor. Maliye politikası manevra alanı daralırken atılan disiplinsiz maliye politikası adımları, ülke ile ilgili risk algılamasını olumsuz etkileyerek,iktisadi açıdan daraltıcı sonuçlar türetebiliyor.

 

Oysa Türkiye’ye ilişkin algılanan riskleri azaltacak bir disiplinli mali disiplinsizlik teknik olarak hala mümkün. Farklı bir ifadeyle, yaşamakta olduğumuz ekonomik daralmanın şiddetini azaltmak, yeniden büyüme sürecine ekonomiyi sokmak ve üstelik bu sürecin başlangıç noktasını öne çekmek imkânı hala var.

Yorumlar

Banner

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler