Sosyal Medya

Ekonomi

Merkez elbette faiz değiştirmedi de neden bir umut dahi vermedi?

Daha faiz indiriminden çok uzaktayız. İçinde olduğumuz süreç hükümet ve merkez bankasının geçmiş yıllarda attığı aynlış adımlar sonucunda çok yükselen enflasyonla mücadele süreci.  Ekonomik daralmanın da en sert dönemecindeyiz dolayısıyla.

Merkez elbette faiz değiştirmedi de neden bir umut dahi vermedi?

Piyasa beklentilerine tamamen uyum içinde, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) bugün gerçekleştirdiği Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında faiz oranlarında bir değişikliğe gitmedi. Böylece politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının %24’te sabit bırakıldı.

Aslında piyasa beklentileri demek eksik. Çünkü daha hafta başında detaylarına vakıf olduğumuz Şubat 2019 enflasyonu detayları TCMB’nin enflasyon tarafında rehavete girmesinin imkansızlığını gözler önüne sermişti.

Yine de bankanın açıklamasına bir göz gezdirelim:

  • “Son dönemde açıklanan veriler ekonomideki dengelenme eğiliminin belirginleştiğini göstermektedir. Dış talep nispeten gücünü korurken finansal koşullardaki sıkılığın da etkisiyle iktisadi faaliyet yavaş bir seyir izlemektedir. Cari dengedeki iyileşme eğiliminin sürmesi beklenmektedir.”

Hükümet ve merkez bankamız her ne kadar “dengelenme” kelimesini kullanmayı tercih etmekte olsalar da, Türkiye ekonomisinde şu anda olan çok sert bir ekonomik daralma.  Banka kısaca bu daralmanın sertleştiğinin farkında olduğunu belirtmekte.  Bu nedenle de büyüyemeyen, daralan Türkiye ekonomisi dış fon sıkıntısı da içindeyken son derece doğal olarak cari açık da küçülmeye devam edecek.  Hatta sıfıra yaklaşması halinde Türkiye ekonomisindeki problemlerin ne kadar derin olduğunu yansıtacak.

Dış talep kısmı ise yeni sorunlu alan.  Bir yandan ATürkiye’nin en büyük ihracat ortağı euro bölgesinden gelen yavaşlama sinyalleri, bir yandan liranın son dönem istikrarı ihracat artışını yılın ilk iki ayında çoktan tek haneye indirmiş durumda.  Kısaca ihracatın büyümeye verdiği destek azalan bir eğilim içinde.

Devam edelim:

  • “İthal girdi maliyetleri ve iç talep gelişmelerine bağlı olarak enflasyon göstergelerinde bir miktar iyileşme gözlenmektedir. Bununla birlikte, fiyat istikrarına yönelik riskler devam etmektedir. Bu çerçevede Kurul, enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar sıkı parasal duruşun korunmasına karar vermiştir.”

Zaten esas konumuz bu. İthal girdi maliyetleri neden düşer? Lira kısmen istikrar kazandığı için.  Demek ki lira bir tur daha değer kaybetme sürecinde olsa enflasyon dinamikleri yeniden güç kazanacak.  İç talep peki enflasyonu nasıl aşağı çeker? Daralan, hatta serbest düşüşte olan bir iç talep, son 12 ayın birikimli yüksek üretim maliyetlerinin son fiyatlara yansıtılma sürecini yavaşlattığından.  Ancak, bu yansıtma döneminin sonuna gelindiği anlamı burdan çıkarılmamalı.

Şubat enflasyonunu %20’nn bir miktar altında gördük.  %19,67.  Pek rahatlanacak bir seviye değil; %25 zirvesinden sürekli geriye geldiğini hatırlasak bile.  Bir kere çekirdek enflasyon kurdaki gelişmeler kaynaklı %18-19 gibi çok yüksek bir aralıkta.  Ayrıca, Kasım’dan bu yana vergi indirimleri, özel destekler, fiyat baskıları ve baskınları, en son tanzim satışlar derken seçim öncesi bir çok üründe fiyat artışlarının önünü yapay veya geçici yöntemlerele kesmeye çalışan bir ekonomi yönetiminin varlığına rağmen.  Tüm bu geçici adımların bir noktada ters tepme olasılığı mevcut.  O nokta da muhtemelen liranın değerinde yeniden bir zayıflama dönemi olarak karşımıza çıkacak.

Sayın Albayrak sene sonunda enflasyonun “hedef” altında kalacağını açıklaması ise, “resmi hedef” rakamının %5 olduğunu bilince gerçeklikten uzak.  Bahsettiğinin Yeni Ekonomi Programında kendi açıkladığı beklenti seviyesi diye Sayın Bakanı düzeltmeleri gerek.  Ya da artık zaten hedef medef kalmamış da henüz kamuya açıklanmamış.

  • “Merkez Bankası fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki bütün araçları kullanmaya devam edecektir. Enflasyon beklentileri, fiyatlama davranışları, para politikası kararlarının gecikmeli etkileri, maliye politikasının dengelenme sürecine vereceği katkı ve enflasyonu etkileyen diğer unsurlardaki gelişmeler yakından izlenerek ihtiyaç duyulması halinde ilave parasal sıkılaştırma yapılabilecektir.”

Malilye politikasının gevşekliği, seçim öncesi iç talebi desteklemek ve oy tabanının ekonomik sıkıntılarını rahatlatmak amaçlı artan harcamalar sıkı para politkasıyla zaten çelişmekte. Ancak, ekonomi bu kadar sert daralırken, enflasyonist baskı yaratmıyor neyse ki.  Sadece mali disiplin sözü havada kalmakta gerçekte.  Diğer yandan Fed’in yaz aylarında en az bir adım daha faiz artışı yapacak olması ve bilanço küçültmeye devam edeceğini beyanı lira üzerinde baskıların bitmeyeceğinin işaretleri.

Özetle, merkez bankası elbette faiz indiremeyecekti bugün.  Değil faiz indirimi, gevşeme mesajı verme aşamasından bile çok uzakta.  Tam da ekonomik verilerle uyumlu, beklenen karar çıktı. Lira üzerinde de herhangi bir olumlu etkisi olmadı.  Yukarıda anlatılan nedenler kaynaklı.

Daha faiz indiriminden çok uzaktayız. İçinde olduğumuz süreç hükümet ve merkez bankasının geçmiş yıllarda attığı aynlış adımlar sonucunda çok yükselen enflasyonla mücadele süreci.  Ekonomik daralmanın da en sert dönemecindeyiz dolayısıyla.

GA.

Yorumlar

Banner

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler