HABER-YORUM/ Albayrak’tan Seçim Sonrası Vaatleri: Yeni Fon ve, Vergi Reformu

Dün İstanbul Finans Merkezi Konferansı'nda konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, bu tür konuşmalarda senelerdir adet olduğu üzere "sermaye piyasalarını geliştirmek"ten, yeni yatırım araçlarıyla piyasayı çeşitlendirmekten bahsetti. Herkes de haberi daha çok bu yönüyle verdi. Fakat aslında önemli iki mesajı daha vardı.
09:518 Mart 2019
HABER-YORUM/ Albayrak’tan Seçim Sonrası Vaatleri: Yeni Fon ve, Vergi Reformu
Dün İstanbul Finans Merkezi Konferansı'nda konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, bu tür konuşmalarda senelerdir adet olduğu üzere "sermaye piyasalarını geliştirmek"ten, yeni yatırım araçlarıyla piyasayı çeşitlendirmekten bahsetti. Herkes de haberi daha çok bu yönüyle verdi. Fakat aslında önemli iki mesajı daha vardı.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, “Önümüzdeki dönemde de yurt içinde ve yurt dışında hem nitelikli yatırımcıya satış hem de halka arzlarla sermaye piyasalarına derinlik kazandırma çalışmalarına devam edeceğiz, sermaye piyasalarını, sigortacılık piyasalarını genişleteceğiz.” dedi.

Göreve geldikleri ilk günden beri, yeni Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin öncelikli stratejilerinin başında Türkiye’ye çok güçlü bir finansal mimari kazandırmanın geldiğini anımsatan Albayrak, şunları kaydetti:

“Sermaye piyasalarımızın geliştirilmesi ve derinleştirilmesi amacıyla Yeni Sermaye Piyasası Kanunu’nu yasalaştırdık. Borsa İstanbul AŞ çatısı altında, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası, İstanbul Altın Borsası ve Vadeli İşlemler Opsiyon Borsasını birleştirdik. Sukuk gibi faizsiz yatırım araçlarının gelişiminin önünü açtık. Geçmişte bu alanda gösterdiğimiz kararlılık ve somut adımlara ek olarak Yeni Ekonomi Programı’nda açıkladığımız üzere Türkiye Emlak Bankasını gayrimenkul finansmanını yönlendirecek kapasitede bir banka haline getirecek şekilde yeniden yapılandırdık.”

Gelelim bu haberin yorum kısmına…

Burada sorun ne? İlkin, otuz yedi yıllık gazeteciliğime ekonomi muhabirliği ile başladım ve ekonomi basının her kademesinde görev yaptım. 1980’lerin başından beri İstanbul’un bazen Orta Doğu ve Balkanların, bazen tüm dünyanın en önde gelen Finans Merkezi  yada merkezlerinden biri yapılacağı iddialarını dinler dururuz. (1970’lerden itibaren Lübnan İç Savaşı nedeniyle finans merkezi özelliğini kaybeden Beyrut’un yerini İstanbul’un alacağı gibi ilk bakışta gayet makul bir argüman da öne sürülüyordu.) Bütün bu iddiaları yıllardan beri piyasa aktörleri de dinler durur. Bu dinleyip durmalar 17 yıllık AKP iktidarı döneminde de sürdü gitti. Peki olan ne?

Olan sermaye piyasalarında her türlü yasal düzenleme yapılmasına rağmen bu yasal düzenlemelerin pratikte uygulanmayışı, nerdeyse her tür inovasyonun yasak hale getirirlişi… Borsa ve sermaye piyasalarının, üstelik kamu otoritelerinin de arada sırada adının karıştığı yolsuzluklardan geçilemez oluşu… Halka açılmalarda yandaş firmaların kollandığı ve yatırımcıya zarar ettirildiği… Sonunda eski İMKB ve şimdiki BİST’in Mısır borsasından bile daha düşük düzeye geriletildiği… Yatırımcı sayısının, kağıt üstündeki hareketsiz hesapları katsanız bile yıllardır yerinde saydığı… Borsanın kapitalizasyon değerinin yarıya düştüğü…

Ve bunların haylisinin AK Parti İktidarı sırasında olduğunu görüyoruz. Peki durumu düzeltmek için önerilmiş olan şey ne olmuştu?  Birincisi İstanbul’da bir finans merkezi yapılaşması kurulmasıydı. Yani bir sermaye piyasası  projesi değil aslında yine bir inşaat sektörü projesi… Bugün Bakan Albayrak bizzat kendisi “Üç bina dikerek finans merkezi olunmaz!” diyerek bu projenin anlamsızlığını itiraf etmiş oldu. İkincisi ise AK Parti’nin bu reformu neredeyse tamamen “İslamî” finans araçlarına yüklenerek yapma iddiası… Nitekim Sayın Albayrak sermaye piyasasını geliştirmek için bahsettiği işlerde çeşitli borsaları birleştirmek gibi  pek bir anlamaı olmayan faaliyetlerden hemen sonra şöyle devam ediyor:

Sukuk gibi faizsiz yatırım araçlarının gelişiminin önünü açtık. Geçmişte bu alanda gösterdiğimiz kararlılık ve somut adımlara ek olarak Yeni Ekonomi Programı’nda açıkladığımız üzere Türkiye Emlak Bankasını gayrimenkul finansmanını yönlendirecek kapasitede bir banka haline getirecek şekilde yeniden yapılandırdık.”

Yani “İslamî” finans araçları ve yine inşaat projeleri… Buna BDDK’dan Borsa İstanbul ve hatta Merkez Bankası başkanlarına kadar bütün önemli görevlere sadece “İslamî” = faizsiz bankacılık deneyimi olan insanların getirildiği bilgisini de ekleyelim. “İslamî” bankacılıkta gerek körfez ülkeleri, gerek ise İngiltere zaten yıllardır çok önde. Sırf iktidarda İslamcı olarak algılanan bir iktidar var diye buralara giden paraların Türkiye’ye/İstanbul’a gelmeyeceği 17 yıldır yeterince ortaya çıkmadı mı? Her sıkışıklık döneminde Katar veya Suudi paraları efsanesine rağmen başta Sayın Albayrak olmak üzere hükümet yetkilileri niye daima Londra’ya, New York’a, Washington’a koştular?

 

FON, FON, FON…

Gelelim hükümetin yeni kozu olan yeni fon meselesine… Bir tanesi zaten kuruldu. diğeri ise seçim sonrası sürprizi olarak elde tutuluyor. Bakalım Bakan Albayrak bu fon meselesinde ne demiş:

Bakan Albayrak, sermaye piyasalarını daha ileriye taşımak ve kalkınmaya daha somut destek vermek amacıyla Türkiye Kalkınma Bankası’nı görev alanlarını genişleterek, ismini de değiştirerek yeniden yapılandırdıklarını anlattı.

Banka bünyesinde faaliyet gösteren Varlık Finansman Fonu’nun yakın dönemde aralık ayında 3 milyar 150 milyon TL tutarında Türkiye’nin en büyük varlığa dayalı menkul kıymet ihracını tamamladığını anımsattı.

İma yoluyla da olsa bankacılık sistemini eleştiren Albayrak, sözlerine şöyle devam etti:

“Türkiye’deki finansal ekosistem… Türkiye’de bankacılık sistemi var, gerisi maalesef hepinizin malumu. Yüzde 90’ından fazlası bankacılık sektörüyse hangi finansal sistemden bahsediyoruz? Biraz sermaye piyasalarını, sigortacılık piyasalarını genişleteceğiz. Çok açık ve net ifade ediyorum. Atılacak adımlarla ilgili somut, yasal, yönetmelik, sermaye enjeksiyonu da başta olmak üzere, yakın dönemde güzel bir haberimiz olacak, yeni bir fon oluşturulması noktasında… Onu artık seçimden sonraya bırakalım.”

Evet gelelim bu konudaki yorumumuza…

Varlık Finansman Fonu’nu kurduk ve borçlanmaya devam ettik. Yeni türev araçları geliştirip onlarla da borçlanacağız. Ve bunun için sürpriz de bir fonumuz var. Seçim sonrası açıklayacağız. Sayın albayrak bunları söylüyor. İki konuya hemen dikkat çekelim. Bir, Türkiye’nin içinde bulunduğu sorunlu durum aşırı borçlanmadan kaynaklanıyor. Çözümü yeniden ve daha riskli türev araçlarla daha da fazla (eğer becerebilirse) borçlanmak değil. Bu tür borçlanmalar içinde bulunduğumuz ekonomik krizi değil düzeltmek daha da derinleştirir. Hatırlatalım “teğet geçmesi” ile öğünülen 2008 krizinin Türkiye’yi nispeten daha az etkilemesi, finans sektöründe  türev araçların ve iktidarın şimdi geliştirmek için düğmeye basmaya hazırlandığı “varlığa dayalı/ipoteğe dayalı türev araçların ülkemizde yaygın olmayışıydı. 2008 krizinden aslında bir ölçüde bu “eksiklik” sayesinde kurtulduk.

Gelelim fon meselesine… Bu fon daha doğrusu fonlar işini 1980’lerde ülkenin başına Özal yönetimi sarmıştı. amaç da güya ülke bürokrasisisnin işleri yavaşlatmasını ve kimi bütçe kısıtlarını bu fon denilen araç yardımıyla ortadan kaldırmak daha doğrusu o zamanlar moda olan bir deyimle “by pass” etmekti. Peki ne oldu? Önce 2-3 fonla başlayan bu moda sonra sayısı bile hesap edilemeyen fonlara kadar çıktı. Maliyeciliğin en temel ilkesi “Bütçenin tekliği” ilkesi delik deşik oldu. Mali disiplinin kaybolması yanında, fonlar nedeniyle bütçe denetimi de engellenince  kapılar rüşvet ve yolsuzluğa sonuna kadar açıldı. Sonunda 1980’lerin ilk yıllarında büyük fedakarlıklarla ket vurulan enflasyon ve siyasal istikrarsızlık tekrar hortladı. Bu da sonunda Özal iktidarının sonu oldu. Fakat ülkeye bıraktığı sorunlar ancak 2001 krizi ardından fonların toptan ortadan kaldırılmasıyla giderilebildi.

Ya şimdi? Anlaşılan sil baştan!

Tarih tekerrür ediyor öyle mi? Ne demişti büyük şair:

“Geçmişten adam hisse kaparmış… Ne masal şey!
Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?
Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?”

ALBAYRAK’IN DOĞRULARI

Berat Albayrak Türkiye’nin önemli stratejik avantajlarına da dikkat çekti. Zaten Türkiye’nin ekonomisinin başına getirilen her yönetici bunlara dikkat çeker. Çünkü o kadar da aşikardırlar, görmemek imkansızdır. Anlaşılması imkansız olan şey ise aynı yöneticilerin asla bu aşikar avantajları konuşmaları dışında kullanmayı düşünmeyişleridir. Bakalım bu kez farklı olacak mı? Umarız olur.

İşte Albayrak’ın gerçekten anlam taşıyan sözleri:

Albayrak, ekosistemin büyümesi için ve Türkiye’nin stratejik sektörel dönüşümü ile ilgili gerekli çalışmaları yapacaklarını, stratejik bazı adımları, yol haritasını destekleyecek şekilde ortaya koyacaklarını bildirdi.

Berat Albayrak, son yıllarda, küresel piyasalarda likiditeye erişimin zorlaştığını ve finansal maliyetlerin arttığını söylerken Türkiye’nin coğrafi ve altyapı avantajlarına da dikkat çekti:

“Türkiye, sadece 4 saatlik uçuş mesafesinde, Hindistan’dan Londra’ya, Dubai’den Moskova’ya kadar dünya nüfusunun yaklaşık üçte birini, dünya gayrisafi milli hasılanın üçte birine sahip bir merkezde.” diyen Bakan Türkiye’nin ulaşım, iletişim enerji altyapılarında, küresel ölçekte en rekabetçi ülkelerden biri konumuna geldiğini belirterek, fiber, GSM başta olmak üzere tüm altyapıda muazzam bir dönüşüm yaşandığını, Türkiye’nin, çok güçlü rekabet avantajını elde eden ülkelerden biri olduğunu ifade etti.

 

FİNANS MERKEZİ İSTANBUL

Gelelim Sayın Bakanın bahsettiği temcit pilavı “Finans Merkez İstanbul” işine… Zaten yazının başında dediğimizi dedik bu konunun geçmişiyle ilgili… Son sözlerimizi de haberin bu bölümünün sonuna bırakalım.

İşte haberin ilgili bölümü:

AK Parti hükümetleri döneminde İstanbul Finans Merkezi (İFM) Projesi’ni başlattıklarını ve bu proje kapsamında birçok uygulamayı hayata geçirdiklerini belirten Albayrak, şunları kaydetti:

“Kamu sermayeli katılım bankası kurulması hedefi kapsamında Ziraat Katılım Bankası AŞ’yi ve Vakıf Katılım Bankası AŞ’yi kurarak bu çerçevede faaliyete geçirdik. Faizsiz Finans Koordinasyon Kurulu’nu 2015 yılında oluşturduk. İstanbul Tahkim Merkezi’ni kurarak işler hale getirdik. İstanbul’da ülkemizin ilk tematik teknoparkı olan Finans Teknopark’ı kurduk. Yatırım fonlarının dağıtım kanallarının genişletilmesi ve yatırımcıların tek bir platformdan birçok yatırım fonuna ulaşabilmesi adına Türkiye Elektronik Fon Dağıtım Platformu’nu yapılandırdık.

Fiziki altyapı ile ulaşım ağının kurulmasına yönelik faaliyetler kapsamında İFM kümelenme bölgeleri ile Sabiha Gökçen Havalimanı, metro, Marmaray ve diğer raylı sistemlerin bağlantılarının kurulması için gerekli projeleri hazırladık.”

Bakan Albayrak, İstanbul’un uluslararası finans merkezleri arasında üst sıralarda yerini alması amacı doğrultusunda, ilerleyen dönemde de bu çalışmaların çok daha hızlanarak devam edeceğini vurgulayarak, bu kapsamda, organize piyasalarda işlem gören türev araçların çeşitliliğini artırarak, sermaye piyasalarını daha da derinleştireceklerini kaydetti.

Gelelim yorumumuza… Evvelki başarısız “merkez” kurma çalışmalarını dikkat çektiğimiz üzere “3-5 bina kurarak finans merkez olunmaz” diyerek Albayrak da itiraf etmişti.  Kendisinin önerdiği ise yine  bir kaç alt yapı, yine inşaat projesi ve belki farklı olarak düz borçlanma yerine sukuklu, türev ürünlü borçlanma ki bunlar hem daha evvelce zaten yapıldı, hem de aslında daha riskli borçlanma araçları… Fakat “plan”daki asıl sorun bunlar değil.

Asıl sorun finans merkezi olmak için yol ve metronun yetmediği gerçeği! (Şimdilik İstanbul’un yol ve metro ağı için kimi ilerlemelere rağmen rakip merkezlere göre çok geride ve trafik açısından problemli oluşunu es geçelim.) Daha büyük sorun şu: Geçiniz demokratik temel haklarla ilgili hukuki problemleri, Wikipedia gibi internet bilgi kaynaklarının dahi yasaklı oluşu. Dahası istenen herhangi bir internet sitesine yerli veya yabancı fark etmez bir kaç dakika içinde yasak ve sansür gelebiliyor oluşu… Geçen gün bir önemli yetkili “yabancı turistlerin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı eleştirirlerse tutuklanabilecekleri”ne ilişkin tuhaf bir demeç verdi. Dünyanın önemli yatırımcıları internete sansürsüz erişemeyecekleri, belki de yanlışlıkla tutuklanabilecekleri bir ülkeye kendilerini geçtik, paralarını ve çalışanlarını gönderir mi? Gönderir aslında… Fakat analarının nikahını isteyerek gönderir. Ve böyle bir şehir her şey olabilir ama inanın bana finans merkez filan olamaz!

SEÇİM SONRASI VERGİ REFORMU YAPILACAK

Gelelim Berat Albayrak’ın diğer ve belki daha mühim olan  mesajına: Vergi reformu!

Önce haberi verelim:

Berat Albayrak, finansal araçlarla bunların dayanak varlıklarına ilişkin vergi uygulamalarında da ciddi revizyonlara gittiklerini dile getirerek, şu bilgileri verdi:

“Tüm vergi mimarisi ile ilgili büyük bir reform çalışması eş anlı başladı. Vergi Konseyimizle yaptığımız toplantıda, Türkiye’deki yerli ve yabancı yatırım yapan tüm reel sektörün, küresel rekabet ikliminde çok daha avantajlı konuma geleceği, çok detaylı bir vergi reformu süreci başladı. Bu yıl içinde bununla ilgili çok somut adım atacağız, alt kırılımlarından biri de sermaye piyasaları noktasında çünkü bir Finans Merkezi, iki tuğla örmek, üç bina dikmek değil, üç bina dikerek Finans Merkezi olunmaz. Bunu tam anlamıyla tüm ayakları ile destekleyecek bir ekosistemi oluşturmak zorundasınız. İstanbul Finans Merkezi Projesi’ni 2023 yılından önce hayata geçirmeyi planlıyoruz.”

Özetle reel sektöre daha fazla vergi teşviki, türev ürünlerden belki de hiç vergi alınmayışının garantilenmesi. Sonra yine finans merkezi, vs, vs, vs…

Bütçenin TCMB karları olmasa rekor açık verdiği, Şubat ayı nakit gerçekleşmelerinin içler acısı olduğu bir durumda; üstelik OECD’nin daha yeni Türkiye için 2019’da % 1,8 küçülme öngördüğü bir dönemde vergi gelirlerinin armayacağı, tersine zaten çok yüksek olan faiz harcamalarının artmaya devam edeceğini düşünecek olursak… Ek vergi teşvikleri ancak bir tek şekilde -o da kısmen- mümkündür: Halktan, dar gelirliden alınan vergilerin ve harçların anormal derecelerde arttırılması! Bilmem o son derece önemli olan vergi reformunun niçin 31 Mart seçimi sonrasına bırakıldığını, bu konu hakkında ser verilip sır verilmediğini anladınız mı?

Cüneyt Akman

 

 

Yorumlar

Son güncelleme: 09:518 Mart 2019
Paylaş Tweet