Sosyal Medya

Ekonomi

Alaattin AKTAŞ: Türkiye Yapısal reformların “Y”sini bile yapamaz!

Ekonomiyle ilgili bazı düzenlemeler gerçekleştirilebilir tabii ki, ama onlar da içinde bulunulan sorunların aşılmasından, hadi daha geniş bir zaman dilimini dikkate alarak söyleyelim, birkaç yılı kurtarmaktan öte bir yarar sağlamaz.

Alaattin AKTAŞ: Türkiye Yapısal reformların “Y”sini bile yapamaz!

Yıllardır ağzımızda sakızdır yapısal reform. Yıllar yılı konuşuyorsak, demek ki bu konuda hiçbir şey yapmıyoruz. Aslında yapısal reformun ne olduğu, ne olması gerektiği konusunda da görüş birliği içinde değiliz. Reformun yalnızca ekonomik önlemlerle gerçekleştirilmesi mümkün değildir. Asıl sorun başkadır ve biz o konularda bırakın adım atmayı, girişimde bile bulunamayız.

Çünkü bir kere yapısal reform kavramı konusunda bir görüş birliği sağlayabilmiş değiliz. Herkesin yapısal reformdan anladığı başka.

Nedir yapısal reform? Ekonomide bazı köklü düzenlemeler yapmak mıdır sadece, yoksa ekonomideki bu düzenlemelere gelmeden önce başka temel sorunları ortadan kaldıracak adımlar atmak mıdır?

Şu soruya da yanıt vermek gerekir: “Yapısal reform yapmaktaki amaç nedir, ne düzeltilmek istenmektedir yapısal reform gerçekleştirerek?”

Öyle ya, bunca zahmete girmenin bir nimeti olmalıdır. O yüzden bu nimetin ne olacağını iyi belirlemek gerekir.

★★★

Bir devletin temel amacı vatandaşının huzur içinde, güven içinde ve refaha erişmiş bir şekilde yaşamasını sağlamaktır. Basittir aslında amaç; huzur, güven ve refah.

Biz bugüne kadar genellikle yapısal reform dendi mi refahı, yani ekonomiyi düşündük, böyle düşünmeye de devam ediyoruz.

Ekonomik refahı sağlamanın yolları bellidir ve bu çok da karmaşık değildir. Bunu gerçekleştirmiş çok sayıda ülke var. Onlar ne yapmış, bakmak yetebilir. Amerika’yı yeniden keşfetmeye, adeta yeni iktisat teorileriyle ortaya çıkmaya gerek yok. Ekonomide ne yapılınca ne gibi sonuçlar elde edileceği denenmiştir ve bunun ötesi mümkün değildir.

Ama, “Yok benim inancıma ters, yok benim dünya görüşüme ters” diyerek aykırı bir yol izlemeye kalkışırsanız, gün gelir duvara toslarsınız.

★★★

Yapısal reforma ihtiyaç duyuluyor olması, zaman içinde işlerin kötüye gitmesine göz yumulduğunu da gösterir.

Ekonomi yanlış tercihler yüzünden gide gide reform ihtiyacı duymaya başlar.

Türkiye vücuda verilen uyuşturucu gibi yıldan yıla neden vergiyi gelirden değil de harcamadan almayı tercih etti?

İlkokulda beynimize kazınan “Dünyada tarımda kendi kendine yeten yedi ülkeden biri olma özelliğimizi” niye kaybettik?

“Türk parasının değeri namusumuzdur” diye yaklaşarak politika üretirken ve TL’nin olması gerekenden daha değerli kalmasını sağlarken ithalatı teşvik etmiş olmadık mı? Bu yüzden yerli üretimi cezalandırmadık mı?

Yerli üretim cezalandırıldıkça yeni üretim kaynaklarını devreye alamaz olduk. Bu durum işsizliğin giderek artmasına yol açmadı mı?

Bütün bunları tersine çevirmek mümkün. Öyle bugünden yarına olmaz; önceki duruma birkaç yıl içinde bile gelinemez, ama bir yerden başlamak gerek.

Başlayabilir miyiz peki? Çok zor… Zor, çünkü yapısal reform dediğimiz kavramın içinde yalnızca ekonomiyle ilgili dönüşüm yok ki. Hatta ekonomiden önce, ekonomideki dönüşümün lokomotifi olacak konularda reform gerçekleştirmek gerekiyor.

★★★

Çocukken kardeşler birbirleriyle anlaşamadıklarında, herhangi bir şeyi paylaşamadıklarında karşılıklı tehdit savururlar:

“Seni anneme söyleyeceğim, seni babama söyleyeceğim…”

Çünkü evde anne ya da baba tarafsız otoritedir. Arabulucudur. Kardeşler arasında ayrım yapmaz, kardeşler de ayrım yapılmayacağını bildikleri için son başvuru yapılacak kişi olarak anne ve babayı görürler.

Ama anne ya da baba kızları oğlanlardan veya oğlanları kızlardan daha çok seviyor, kayırıyorsa… Ya da Ahmet’i Mehmet’ten daha çok kolluyorsa…

Reforma anne ve babayı çocuklarına eşit davranmayı öğreterek başlamak gerekir.

O eve sevilmeyen çocuğun arkadaşları bile gelmek istemez. Çünkü gelirlerse ebeveynlerin gözüne battıklarını ve istenmediklerini bilirler.

★★★

Türkiye’nin yapısal reform sorunu ekonomik değildir. İktisat kitaplarında yazanları özümsemiş yöneticiler, bu yazılanları Türkiye gerçeğine adapte ederek ekonomik sorunları çözme konusunda önemli bir aşama kaydederler. Sorun değildir bu. Biraz çaba yeter.

Sorun, vatandaşlara, şirketlere eşit davranmayı çoktan terk etmiş olan ebeveynlerin bakışındadır.

Bu bakış açısı kademe kademe aşağıları da etkilemekte; hukuk, kişi ve topluluklara göre farklı uygulanan bir niteliğe bürünmektedir.

Değişikliğe, reforma buradan başlamak gerekir. Gerekir de, bunu gerçekleştirmek de ne yazık ki mümkün değildir. En azından uzunca bir süre.

Çünkü “Hele bir durun” derler, “Biz bu sisteme daha yeni geçtik, hem vatandaş da onayladı” derler.

★★★

Bu sistemin yanlışlığının kişilerle hiçbir ilgisi yoktur. Ahmet gider Mehmet gelir, Ayşe gelir; ama sistem adil olmadığı için sorunlar aynen devam eder.

İşte bu sorunu gidermeye dönük hiçbir adım atamayacağımız için de biz özünde yapısal reformların “Y”sini bile yapamayız.

Ekonomiyle ilgili bazı düzenlemeler gerçekleştirilebilir tabii ki, ama onlar da içinde bulunulan sorunların aşılmasından, hadi daha geniş bir zaman dilimini dikkate alarak söyleyelim, birkaç yılı kurtarmaktan öte bir yarar sağlamaz.

Dünya Gazetesi

Yorumlar

Banner

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler