Sosyal Medya
**8*

FÖŞ yazdı: Quo Vadis lan,  Dünya Ekonomisi?

20 Kasım 2019

Ben dev Afrika Savanaları’nda avlanan bir aslan, Himalayalar’a tırmanan bir şerpa, Kolomp öncesi Amerika’nın geniş çayırlarında elimde mızrakla bufalo avlayan bir Komançi, tek tabanca, tuvaleti olmayan uzay gemimde Neptün’e uçan bir kozmonotum kardeşim. “Big Data” makaleleri yazmaktan hoşlanıyorum, dövmeli, adaleli ve kıllı kollarımla evreni kucaklayıp içime almak istiyorum. Yani kötü bir amaçla değil, sevgiyle, okşayarak. Bıktım artık Türkiye denilen bu Robinson Kruzo adasının ıncık-mıncık keçi boku kadar problemleri ile uğraşmaktan.  Bugün dünya ekonomisinin geleceğini gözler önüne sereceğim.

Daha 2020 öngörü çalışmalarıma başlamadım. Bulgar armatör arkadaşım Dimitrov’un “kömür taşıyan şilebi” gecikti,  whisky ve haplarım bitti. İlham perilerimi bekliyoruım. Ama PİMCO, Morgan Stanley, Goldman Sachs, UBS’i okudum. Daha doğrusu okumaya başladım.  Hepsi “Ticaret Savaşları bitecek” diye senaryo kurgulamaya başlamış, hemen bıraktım.  Çünkü ortada öyle bir görüntü yok.  Trump bir gün sıcak, bir soğuk üflüyor.  Varsayalım antlaşma imzalandı, bir gün sonra bir şeye kızıp, “koydum ulan yine tarife” derse Beijing ne yapacak?  Xi Jinping ve şürekası bunun farkında. Antlaşma akabinde derhal gümrük vergilerinin indirilmesini isterken, Çin’in taahhütlerini de vadeye bağlayarak Trump’ın kancıklığına karşı sigorta alma niyetinde.

Dolayısıyla, Ticaret Antlaşması  umudu dışında her an burnu biraz daha lağımın derinliklerine doğru rotasını kıvıran dünya ekonomisinde toparlanma var mı sorusuna cevap aramakla meşgulum. Bu konuda Reuters ve Financial Times’ta iki  iyimserimsi analiz çıktı.  Bunlar somut veri kullanıyor. Ama beni ikna edemediler.

Yine de bir bakalım neler dediklerine. Öncelikle, her ikisi de büyük bir özenle her ay sizin için tercüme ettiğim JP Morgan global PMI endeksinin sanayi üretimi ve ihracat siparişleri alt kalemlerini masaya yatırmışlar. Her ikisinde de toparlanma var, ikincisinde daha belirgin. Hizmetler kesiti zayıflasa da, zaten büyüme bölgesindeydi, dolayısıyla sanayi üretimi de büyümeye geçerse, dünya resesyonu atlatır. Fakt, makalelerin kullandıkları kanıtlar ikna edici değil. ABD-Çin ticaret savaşı bir çok ülkede ani stoklama reflekslerine neden olu. Yani ilan edilen ek gümrük vergileri öncesi bir çok firma stoğa alım  ritimlerini değiştirdi. Belki o envanterler bittiği için siparişler canlandı. Bu veri en az 1-2 ay daha incelenmeli.

Bugün açıklanan ve Japonya’nın Ekim ihracatının yıldan yıla %10 çökmesi de hayra alamet değil. Yine her iki makalede de yer alan Almanya’da sanayi üretiminin dip yaptığı görüşünü kabul ederim, çünkü daralma kısmen iklim şartlarına, kısmen de otomotif sanayinde yaşanan teknolojik değişime bağlıydı. Bu mevsimsel faktörleri atlattık. Ama Çin talebi artmadıkça, toparlanma güdük kalır.

 

Bu deliller  dışında Reuters ve Financial Times Hollanda menşeli CPB World Trade Monitor ticaret  hacmi verilerini zıt yönde kullanıyor. FT’e göre ticaret daralsa da, hareketli ortalamada ivme var, bence yok.  OECD’nin de ifade ettiği gibi, global ticaret daralma eşiğinde.

Her iki makalede de dünya tahvil getirilerinde yükseliş ve ABD getiri eğrisi eğiminin yeniden normal şekline dönmesini kanıt olarak kullanıyor. Yani, ABD’de artık kısa vadeli faizler, uzun vadeli faizlerden daha düşük. Geçmişte getiri eğrisinin ters-yüz  olması hep resesyonların öncü göstergesi olmuştu.   Kabul. Ama artık dünya çok değişti. Mesela BoJ ve AMB’nın negatif faiz politikaları sürekli ABD DİBS getiri eğrisi üzerinde baskı üreterek okunmasını güçleştiriyor. Ayrıca, tahvil faizleri biraz algı, biraz da petrol fiyatlarıyla bağlantılı, Brent $60, risk algısı yüksek, getirileri  tek başına kanıt olarak kullanmak yanıltıcı olabilir.

 

Her iki makalenin asıl  eksiği dünya ekonomisinin finansal boyutunu ihmal etmeleri ki, bizim ekonomi analizlerinde çok sık karşılaşılan bir hata. Dünya dev bir borç denizinde yüzüyor. Özellikle bizim gibi Gelişmekte Olan Ülkeler’in milli gelirlerini kat kat  aşan, çoğu dolar cinsinden dış borcu var. Bunların çoğu da şirketlere ait. Şimdi, dünya ekonomisinin hızla toparlandığı bir ortam düşünün. O zaman Dolar Endeksi düşer, bu borçlu şirketler kar eder, ve ortaya borç krizi çıkmaz.

Alternatifini düşünün. Ticaret Savaşı azar. ABD ve Çin yavaşlar. Fed faizleri sıfırlar, ama güvenli liman Dolar Endeksi 105’lere filan yükselir. Daha kötüsü, GOÜ şirketleri dünya talebi yavaşladığı için kar edemez. O zaman temerrüt ve iflaslar başlar.

Özetle, 2020 hakkında ABD-Çin ticaret antlaşması  ufukta görülmeden kesin konuşmak doğru değil, çünkü diğer veriler bize yol gösterecek güçte değil.  Ek olarak artık Latin Amerika’dan Orta Doğu’ya uzanan geniş çaplı potestolar zincirinin geçim sıkıntısı ile ilgili olduğunu YouTube’da söyledim. Dünya ekonomisi biraz daha yavaşlarsa, bunlar Güney Afrika, Brezilya, hatta Çin ve Rusya gibi en umulmadık ülkelere bile yayılarak güven unsurunun altını oyabilir.   En iyimser senaryoda dünya ekonomisinin dip yaptığını, fakat L şeklinde bir seyir izleyeceğini söyleyebiliriz.

Ankara ve bizde piyasa tahminleri yapanlar bu senaryoları dikkate almak zorunda. Şu anda bizde tahvil faizleri ve dövizi düşük tutan risk iştahı. Risk iştahı da dünyanın toparlanacağı varsayımına dayanıyor. Bu varsayım çökerse, ABD’yle limoni ilişkiler ve borç meselesi ön plana çıkar. Önce sıcak para, sonra kredi kanalından ağır baskı hissederiz. Eğer dünya ekonomisi yavaşlarsa, zaten duraksayan ihracat gerilemeye de başlayabilir. Bu sanayide daha fazla istihdam kaybına neden olur.

 

İran ve Irak’ta yangın Türkiye’yi nasıl etkiler

 

Dünyada Ekonomik Durgunluk Sosyal Patlama Yaratıyor

 

ANALİZ:  Ticaret Barışı balonu  

 

Yorumlar

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları