Sosyal Medya
**8*

ANALİZ:  Gelişen Ülkelerin altın çağı geride kalıyor

5 Aralık 2019

Türkiye Gelişmekte Olan Ülkeler (GOÜ, Piyasalar = GOP) varlık grubunun bir üyesi. Türkiye yer yer kendi risk ve getiri unsurlarına göre fiyatlansa da, çoğunlukla GOÜ rüzgarıyla birlikte hareket eder.  Türkiye açısından da Borsa’ya giren para önemli olmakta birlikte, asıl fark yaratan SWAP ve bono-tahvil (SGMK)  pazarına gösterilen ilgidir.

Bu sene SWAP pazarı geçen yıllara nazaran dah az aktifti, fakt yine de aylık bazda milyar $ miktarlarında sıcak para giriş-çıkışlarına sahne oldu.  SGMK tarafında ise aylık yabancı işlemleri iyice azalırken, genelde çıkış gördük.  Yine de yabancı fonların pazarda payı %11. Ayrıca, Hazine, bankalar ve finansdışı kesimin ihraç ettiği FX cinsinden tahvillerin %50’nin de yabancılar tarafından alındığı ve cari açık finansmanında önemli paya sahip olduğunu hatırlamalıyız.

Bu yüzden Financial Times’de yayınlanan, Fidelity Investment GOÜ portföy yöneticisi Paul Greer’ın “EM debt in the 2020s — investing in an unstable world” (2020 yılında GOÜ SGMK—istikrarsız bir dünyada yatırım) başlıklı makalesini sizin için özetledik. Başlık 2020’den bahsetse de, aslında GOÜ’in altın çağının geride kaldığının altını çiziyor.  Bu nokta çok önemli. Çünkü, SGMK pazarı artık Türkiye için önemli bir sıcak para kaynağı olmasa da, dünyada bu varlık grubuna risk iştahının sürmesi  para kaçışını frenliyor ve dış borçlanmayı kolaylaştırıyor. Eğer GOÜ SGMK’dan para kaçarsa, Türkiye döviz kurunu ve kredi faizlerini dengede tutmakta zorlanacak.

Greer 21ci Yüzyılın ilk onyılının  GOÜ’nün altın çağı olduğu tespiti ile başlıyor makaleye. Bu dönemde verimlilik artırıcı yatırımlar, globalleşme ve Gelişmiş Ülke tedarik zincirlerinin tüm küreye yayılması ile GOÜ’ler hem yapısal olarak modernleşti, hem de çok hızlı büyüdü.

İkinci onyılda ise trendler tersine döndü. Rezerv para merkez bankalarının sağladığı cömert parasal imkanlara rağmen, globalleşmenin yavaşlaması, dünyanın yeniden Batı ve Rusya-Çin arasında bloklaşması ve verimliliğin yavaşlaması GOÜ’ün ufkunu kararttı.  Örnek olarak global yeni teknoloji ürün pazarının doyuma ve çağrı merkezlerinin Asya’ya taşınması sürecinin sona yaklaşması ile ihracat yavaşladı.

Daha önemli bir neden ise Çin’in dünyadan hammadde ve yatırım malları emen bir ucuz ihracat devinden, orta sınıf ağırlıklı, iç talebe yönelik büyümeye yönelmesi.

GOÜ’de gözle görülür ivme kaybına rağmen, SGMK son 12 ayda hem bol miktarda para girişine ev sahipliği etti, hem de yatırımcısına en iyi kazanç sağlayan varlık gruplarından biri oldu.  Dünyada sıfır veya altına düşen faizler ve Fed—BoJ-AMB parasal gevşemesinden yararlanan GOÜ Merkez Bankaları’nın faiz indirimleri bu varlık grubuna büyük fırsat sağladı.

 

Bir çok GOÜ açısından hala faiz indirimi ve sıcak para cezbetme yolu açık. Ama artık para politikası ile ekonomiye doping verme zorlaşıyor. Sıra bütçe politikasına geldi. Güney Kore ve Hindistan’da vergi indirimleri bu başlıkta diğerlerine örnek olabilir. Fakat, global borç yükü toplam gelirin %230’a çıkmışken, ek  bütçe açığı yaratmak da yatırımcıların bir noktada paniğe kapılması riskini taşıyor.

Daha uzun vadeye bakarsak, GOÜ açısından riskler ağır basıyor. İlkin, Çin yavaşlasa da, aşırı derecede özel sektör borcu taşıdığı için bu kez Beijing aşırı parasal gevşeme ve yönlendirilmiş kredi politikası ile ekonomisini canlandırmaya çok niyetli değil.

Latin Amerika’da gözlenen sosyal patlamalar, Arjantin, Zimbabwe ve Lübnan’nın dış borcu yeniden yapılandırmaya gitmesi de ilerde yaşanacak sıkıntıların bir işareti olabilir.

GOÜ açısından daha uzun vadeli fakat engellenmesi çok zor bir tehdit var ki o da iklim değişikliği. İklim değişikliği tarım, temiz su kaynakları ve enerji fiyatları üstünde baskı oluşturarak GOÜ’de alt ve orta gelir gruplarının huzursuzluğunu artırıyor.  Irak‘tan Bolivya’ya kadar uzanan geniş çoğrafyada patlak veren protestolar da hükümetlerin artık halkın yükselen talep ve beklentilerine cevap bulamadığının bir simgesi.

Önümüzdeki 10 yılda GOÜ 3 büyük meydan okumaya cevap bulmak zorunda. İlkin, iklim değişikliği ile mücadele etmeyen ülkeler Gelişmiş Ülkeler ve aktivist fonlar tarafından cezalandırılarak  ekonomik kısır döngüye itilebilir.

İkincisi,  ABD-Çin arasında Ticaret Savaşı’nın ötesinde bir global egemenlik güreşi başladı ki bunun yan etkilerini tüm dünya hissedecek. Bu güreş siber-güvenlikten yuan’la rekabet eden para birimleri ve Dolar Endeksi’nin değerine kadar bir dizi çok önemli değişkeni etkileyebilir.

En son olarak ise, GOÜ ucuz ihracat odaklı büyüme modelini yenileyip 4cü Sanayi Devrimi ve diğer teknolojik yeniliklere ayak uydurmak zorunda. Faizlerin bu denli düşük olması, devletlere altyapıları yenileyip, robotlaşma ve yapay zeka üretme- ithal etme gibi yatırımlarda avantaj sağlıyor. Ama bu avantajı hangileri doğru değerlendirecek?

 

2020’de dünya: Daha Sıcak, Daha Yavaş, Daha Tehlikeli

 

Borcunda Boğulan Dünya

 

Devletlerin Kamu Borçları Rekor Seviyelere Ulaştı

Yorumlar

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları