Sosyal Medya

Döviz

TL’de   değer kaybının 2 temel nedeni

TRY kayıplarının iki temel nedeni var. Birincisi TCMB kararı ile bankaların mevduat karşılığı tuttukları zorunlu karşılıkların kredi büyüme oranlarına bakılarak…

TL’de   değer kaybının 2 temel nedeni

TRY kayıplarının iki temel nedeni var. Birincisi TCMB kararı ile bankaların mevduat karşılığı tuttukları zorunlu karşılıkların kredi büyüme oranlarına bakılarak azaltılması ve yine bu karşılıklara TCMB nezdinde farklı faizler verilmesi. İkincisi ise jeopolitik gelişmelerdir.

TCMB’nin  yeni düzenlemesinin piyasaya etkisi bankacılar tarafından TL 22 Milyar düzeyinde likidite verilmesi veya gevşemesi anlamına geliyor. Likidite rahatlığını kredi pozisyonu nedeniyle kamu bankaları (özellikle Vakıfbank ve Halkbank) yaşamış olacak. Özel bankaların kriterleri tutturamadığı bilinmektedir.  Bu haliyle düzenlemenin bankaları kredi vermeye teşvik etme amacı güttüğü aşikar.

Ancak ikinci grup krediler dahil donuk ya da sorunlu kredilerin %18-%20 boyutuna ulaştığı ülkemizde yeni kredi vermek de sorun üstlenmek adını taşıyor kanaatimizce. Buradaki balansı artık yeni kredi vererek ortalama batık oranlarına maruz kalmak mı veya vermeyerek daha yüksek rezerv karşılık ve daha az faiz almak mının cevabı bilirleyecektir.

Kredi vermeyen, veremeyen banka da bu maliyetleri mevduat faizine yansıtacaktır.  Nitekim hem TCMB faiz indirimi ve hem de ZK kararı sonrası mevduat faizlerinde ciddi düşüşler yaşadık.

Halihazırda O/N TL mevduatlar %16, kasa mevduatları %17,25; aylık TL mevduatları ise %17,5 civarındadır.

Bültenimizde gördüğünüz üzere referans 3 aylık TR Libor ise %17,06’dır.

 

TL mevduatın baskılanması ise belirsiz Jeopolitik ortamda dolarizasyonun devamı demektir.

 

USD TRY’yi sıkıştıran ikinci sebebin ise jeopolitik gelişmeler oldugunu belirtmiştik. Burada birkaç madde var önümüzde.

 

  • Suriyenin Kuzuybatısında İdlib eyaletine doğru Esat güçlerinin saldırısı ve burayı Türkiye’nin rejim güçleri ve muhalifleri arasında çatışmazlık alanı olarak tutma çabaları giderek zorlaşıyor. Esat güçlerinin tarruzu sonrası Türkiye’nin kurduğu 12 gözlem noktasından birini İdlib vilayetinin geri kalanından kopardı. Türkiye, Esad’ı destekleyen Rusya ve İran ile yaptığı anlaşma kapsamında İdlib vilayetini çevreleyen 12 gözlem noktasına sahip. Reuters’ta bugün yayımlanan bir haberde de dikkat çekildiği üzere Suriye ordusunun ülkenin kuzeybatısında mevzi kazanması, iç savaştaki cephe çizgisini Türk askerlerini ateş hattında bırakabilecek bir yere taşıdığı gibi, yeni bir mülteci dalgasından korunmaya çalışan Ankara için sorun yaratabilir.

 

Türkiye Suriye ve Rusya’nın bölgedeki hava saldırılarının devam etmesinden dolayı rahatsızlığını dile getirirken, Moskova da Ankara’nın eski Nusra Cephesi militanlarını durdurmak çabalarını yetersiz görüyor. İslamcı militanlar İdlib’in büyük bölümünü kontrol altında tutuyorlar.

 

Türkiye Pazartesi günkü hava saldırısı ve Morek yakınlarındaki çatışmalara rağmen İdlib’deki gözlem noktalarını taşıma veya terk etme gibi bir planı olmadığını kesin bir dille ifade etti.

Kalın Çarşamba akşamı, “İdlib mutabakatı çerçevesinde kurduğumuz bütün gözlem noktaları bulundukları yerlerde faaliyet göstermeye devam edecekler” dedi ve İdlib civarında askeri operasyonlara son verilmesi anlaşmasına riayet edilmesini istedi.

 

Birleşmiş Milletler verilerine göre Suriye ordusunun İdlib çevresinde taarruza geçtiği Nisan ayı sonlarından bu yana 500,000’den fazla kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Çoğu İdlib vilayetinde Türkiye sınırı yakınlarındaki alanlara kaçtı.

 

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile telefonda görüşerek, Suriye hükümetine bağlı güçlerin İdlib vilayetindeki ateşkes ihlali ve saldırılarının Türkiye’nin milli güvenliği bakımından “çok ciddi bir tehdide” dönüştüğünü söyledi. Cumhurbaşkanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, görüşmede Suriye ve Libya’daki gelişmeler ile ikili ilişkiler ele alındı. Erdoğan’ın görüşmede, “Rejimin İdlib’deki ateşkes ihlalleri ve saldırılarının… ülkemizin milli güvenliği bakımından da çok ciddi bir tehdide dönüştüğünü” ifade ettiği belirtildi.

Açıklamaya göre Erdoğan, ateşkes ihlalleri ve saldırıların “büyük bir insani krize yol açtığını, bu saldırıların Suriye’deki çözüm çabalarına zarar verdiğini” söyledi.

 

  • ABD’nin Patriot teklifi geri çekildi. CNN’in ABD Dışişleri Bakanlığı’nın bir yetkilisine dayandırdığı habere göre Trump yönetimi, Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi alımına tepki olarak Türkiye’ye yaptığı Patriot füze sistemi teklifini resmi olarak geri çekti. Yetkili CNN’e “Türkiye’ye sürekli olarak S-400 sistemini alması durumunda son yaptığımız Patriot teklifini geri çekeceğimizi söyledik. Patriot teklifinin süresi dolmuştur” dedi.
  • Petrol ve Doğal Gaz arama faaliyetine devam. Perşembe günü Ankara’da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ersin Tatar ile ortak basın toplantısı düzenleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon arama faaliyetlerine ilişkin olarak, “Arama çalışmalarına bizler aynı kararlılıkla devam ediyoruz, edeceğiz” dedi. Anadolu Ajansı’nın haberine göre Erdoğan, “Ülkemizin bu konudaki kararlılığını sınamak isteyenler, şu ana kadar gerekli dersleri almış olmalılar. Şayet yaşananlardan hala ders almayanlar varsa onlara da gereken cevapları vermekten çekinmeyeceğimizin bilinmesini isterim” diye konuştu. “Rum tarafının ve arkasında yer alan kesimlerin oyunları artık hepimizin malumudur” diyen Erdoğan, “Doğu Akdeniz’de ne

Türkiye’yi ne de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini yok sayan hiçbir proje hayata geçirilemez” ifadelerini kullandı.

 

 

Mehmet Yörük

Yorumlar

Banner

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler