Sosyal Medya

Döviz

ANALİZ:  TL’de S-400 paniği

Türkiye gibi jilet kadar ince buzun üstünde ekonomik ve jeo-politik paten kayan bir ülkenin para birimi uzun süre istikrarlı seyredemez. …

ANALİZ:  TL’de S-400 paniği

Türkiye gibi jilet kadar ince buzun üstünde ekonomik ve jeo-politik paten kayan bir ülkenin para birimi uzun süre istikrarlı seyredemez.  Ağustos’ta az daha ekonomiyi çökertecek olan Rahip Brunson krizi, kıymetli pederin acilen evine paketlenmesi ile sonlanırken, ardından başlayan derin durgunluk sayesinde önce iç talep, sonra da enflasyon geriledi. Cari açık sıfırlanıp, faiz de %24’e çıkınca, yabancı yatırımcılar TL satmaktan vazgeçti.

Ama Ankara ne Doğu-Batı arasındaki kararsız dansını bitirdi, ne de ekonomide çöküşün kendi hatası olduğunu itiraf etti.  Döviz pazarı yeni hataların tetikleyeceği patlamalara gebeydi. Ocak’ta başlayan post-modern popülizm dalgası, Batı basını ve kreditörlerin ilgisini çekmedi, ama bu kez de Rusya’dan S-400 satın alma takıntısı ABD ve NATO’nun inadına çarptı ve dolar/TL bir kez daha Gelişmekte Olan Ülkeler içinde dolara karşı en kötü performans gösteren dövizler liginde tepeye doğru yükseldi. Buradan nereye gidiyoruz?

 

Yine inatlaşma başladı

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kanal 24 ve TV 360 ortak yayınına katılarak gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Erdoğan S-400 konusunda “işi bitirdik, geri dönüşümüz asla olamaz. Ruslarla anlaştık, ortak üretime gireceğiz, belki S-400’den sonra S-500’e gireceğiz” ifadelerini kullandı.

 

NATO Avrupa Müttefik Kuvvetler (SACEUR) Yüksek Komutanı Orgeneral Micheal Scaparrotti, Türkiye’nin S-400 hava savunma sistemini alması durumunda F-35 teslimatının iptal edilmesini önerdiğini belirtti.

 

Scaparrotti, “Bir asker olarak en iyi tavsiyem, F-35 anlaşmasını tamamlamamak olur” dedi.

Komutan, F-35’in bir müttefikin Rus hava savunma sistemini kullandığı koşullarda uçmaması gerektiğini söyledi.

 

Bu konuda uzun bir haber kaleme alan Voice of America’ya göre, S-400’ler hususunda Trump’ın sessiz kalması, Ankara’ya ABD’nin ciddi olmadığı izlenimini veriyor. Başka kaynaklar ise Ankara’nın S-400’lerden cayması durumunda Rusya’nın ambargo uygulayacağı ve İdlip’te sorun çıkartacağını iddia ettiler.

Fakat, yine VoA’ya konuşan uzmanlar yerle seçimden önce Ankara’nın S-400 hususunda taviz vermeyeceği görüşünü ilettiler.

 

Yaptırımlar hızla devreye girebilir

 

Hürriyet yazarı Cansu Çamlıbel son makalesinde S-400 krizine değinirken, ABD’nin yaptırımlar için S-400’lerin aktive edileceği Kasım ayına kadar beklemeyebileceğini öne sürdü:

 

Pentagon yaklaşık üç ay önce Kongre’ye sunduğu raporda S-400 füze savunma sisteminin Rusya’dan alınması durumunda F-35’lerin teslimatının yanı sıra F-16’ların ve Sikorsky helikopterlerinin de olumsuz etkilenebileceği zaten bildirmişti. Ancak eski Savunma Bakanı Mattis’in direktifleriyle hazırlanan o raporda ‘F-35’ler Türkiye’ye teslim edilmemeli’ gibi kesin bir tavsiye yer almamıştı.

Bu kez ise durum farklı. Kongre yönetimden Türkiye’ye uygulanacak yaptırımlar konusunda net taahhüt bekliyor.

Bütçe yasasında öngörülen takvim üzerinden hesaplanırsa ABD’nin yaptırım için Kasım ayında düğmeye basacağı düşünülebilir. Nihayetinde S-400 bataryalarının Türkiye’ye yerleştirileceği ay da Kasım. Ancak anlaşıldığı kadarıyla Rus yapımı sistemin diğer parçaları yaz aylarından itibaren peyderpey Türkiye’ye getirilmeye başlanacak. Dolayısıyla da Washington, bu teknik süreç geri dönülmez bir biçimde başlamadan önce bahar aylarında proaktif bir çıkış yapma niyetinde.

ABD güvenlik bürokrasisi içindeki bir kanat, yaptırımların daha S-400’lerin herhangi bir parçası Türkiye’ye doğru yola çıkmadan ilan edilmesinden yana. Bunu savunanlar bu tür bir hamlenin caydırıcılığının yüksek olabileceğini hesap ediyor olabilir. Ancak böylesi bir hamle sanılanın tam aksine iki ülkeyi hızla kopuş noktasına da pekala getirebilir.

Edindiğim bilgiye göre, yaptırım takviminin bahar aylarına çekilmesi ihtimalinin arkasındaki bir diğer sebep ise Ankara’ya verilen revize Patriot teklifindeki kritik bir unsur.

Daha önce yazmıştım; teklifin ilk versiyonunda yeni üretilecek Patriot füzelerinin Türkiye’ye en erken 2026 yılında teslim edilebileceği belirtilmişti. Ankara kararlı bir biçimde itirazını sürdürünce Amerikan tarafı bu kez halihazırda başka bir ülke için üretilmiş ve 2019’da teslime hazır Patriot’ları Türkiye’ye yönlendirme teklifi yapmış. Ancak, başka ülke adına verilen siparişin Türkiye’ye çevrilebilmesi için bürokratik işlemlerin Mart ayı sonuna kadar tamamlanması şartmış. Bürokratik işlemlerin tamamlanabilmesi için ise Türkiye’nin S-400’leri almayacağına dair taahhüdü de içeren bir belgenin altına imza atmasını gerekiyor.

Ankara-Washington hattındaki pazarlık henüz kopmuş değil ama pozisyonlar arasındaki makas çok açık. Amerika Birleşik Devletleri, S-400 alımını Türkiye’nin acil savunma ihtiyacını giderecek pragmatik bir tercih olarak değil de müttefiklik ilişkisi açısından stratejik bir kırılma olarak görmekten vazgeçmiyor.

ABD askerleri hızla çekilsin çekilmesin istikrarsızlığın süreceği Suriye’deki aktif çatışma ortamında Washington’ın askeri yaptırımlarına maruz kalmak işleri Ankara açısından daha sıkıntılı bir boyuta taşıyabilir. Zira Trump yönetiminin üzerinde çalıştığı yaptırımlar sadece F-35’lerin teslimatını ve Patriot satışını bloke etmekle kalmaz. ABD’nin Savunma Sanayii Başkanlığı’na yaptırım uygulamaya başlaması, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin halihazırda kullandığı tüm Amerikan malı askeri teçhizatın yedek parçalarını ve yazılımlarını riske sokabilir.

 

 

Ne olacak?

 

AKP’nin çok sıkıştığı kesin.  ABD-Rusya arasında tercih yapmak en son istediği şey. Öte yanda, kırılgan ekonomi döviz şokunu göğüsleyemez. Seçmen zaten kırgın, bir de dövizde alevlenme enflasyona bulaşırsa, AKP’nin 31 Mart’ta büyük kentleri elde tutma planı tehlikeye düşer.

 

Her zaman oldğu gibi, AKP’nin iç siyaseti önceliklendirerek, ABD’nin şantajına teslim olması en yüksek olasılık. Fakat, bir uzlaşmaya razı olmak için hükümetin acıya tolerans noktası nedir, kestirmek güç. Ankara dolar/TL yeniden 7.00’ı görünceye kadar mı bekler?  Yoksa 6.00’da teslim olur mu?

 

Yoksa, Trump yine bizi kurtarır mı?

 

FÖŞ

 

Yorumlar

Banner

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler