Sosyal Medya
**8*

Resesyon

27 Mayıs 2018

21ci Yüzyılın en acı durgunluğu başladı

“Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir; tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir”—Ziya Paşa

Size bir fıkra anlatayım. Bir Türk, bir Alman, bir de İngiliz bara gidiyorlar. Kafa çekerken gaza gelen Alman şaka yollu, “Türk kardeş, dolar/TL kaç para?” diye sorar. Türk’te cevap hazır: “Saat kaç?”. İngiliz hemen lafa atılır: “Saat sizin için çok geç Türk kardeş”.

Hakkaten de öyle, herhalde halkımızın “döviz krizi” dediği, bizim gibi yüksek eğitim yapmış ve halktan ayrı bir ruhban sınıf oluşturan ekonomistlerin ise “ödemeler dengesi krizi” adını taktığı bir ülkenin döviz yetersizliğinden dolayı mevta olması, bir numaralı tehdit değil. AKP elini belli etti, piyasa gırtlağına bıçağı dayayınca, paşa paşa önüne konulan mütareke metnini imzalayacak. Ama, artık 21ci Yüzyılın en büyük durgunluğunu önlemek için çok geç.

Yaşandı bitti. 3. Çeyrekte başlayacak resesyon, 2019 boyunca da sürecek. Neden? Çünkü AKP bu krizden ders almadı. Hala meydanlarda “komplodur, manipülasyondur, seçim bitsin ben size göstereyim” geyiği yapıyor. Şöyle sesleniyor coşkulu kalabalığa Sevgili Başkanım RTE: “Onlar bizi ihanet çeteleriyle terör örgütleriyle, darbecileriyle içeriden vurmaya çalıştı. Biz bu zinciri paramparça ettik. Bu kez de ekonomik savaş ilan ettiler. Yatırımcıları korkutmak için olmadık yollara başvuruyorlar. Döviz kurları üzerinden oynanan oyunları da kısa sürede boşa çıkaracağız. Ey finans sektörü eğer yatırımcımıza bu tür oyunlar oynarsanız bedelini ağır ödersiniz. Biz oynanan oyunu görüyoruz. Elimizdeki araçlarla bunun üzerine gidiyoruz. Milletimden ricam şudur, dedikodulara itibar etmeyerek paralarını dolara-euro’ya yatırmasınlar. Ülkemiz serbest piyasa ekonomisinden dönmeyecektir. Çok kısa sürede kur balonunu söndüreceğiz.”

Geçti borun pazarı, sür eşşeğini Niğde’ye. Mehmet Şimşek’le Murat Çetinkaya Londra’da, yatırımcıları ikna edecek ki, AKP piyasalarla inatlaşmayacak, serbest piyasa ve esnek kur nizamından zerre kadar taviz vermeyecek. Carrrrt kaba kağıt. İçerde liderimiz “Kabak dolması gibi oyacağız” diyor, dışarda ise “Kasmayın, bir şey olmayacak”.

Sonuçta vatandaşla yatırımcı ve AKP arasında tarihi bir güven bunalımı doğdu ve daha Mayıs ayında ekonomik faaliyeti dumdum kurşunuyla vurdu. AKP değişmez, ehh, muhalefet de asgari ücreti artırmaktan 4.5 milyonun borcunu üstlenmeye kadar vaatlerle elde-avuçta ne varsa yedirmeye niyetli, koptu bu iş.

Size önce imalat sanayi ve tüketici güveni endeksini göstereyim. Tüketici yarından umudu kesmiş:

İmalat sanayi direniyor, çünkü ihracat hala güçlü. Bir de yalan söylüyor. Evet, yalan söylüyor. Türkiye’de RTE’den korkan herkes gibi yalan söylüyor. Makalenin sonuna kadar sabredin, ispat edeceğim.

Ama iş sektörlere geldiğinde, darbenin boyutu açıkça okunuyor. Aşağıdaki satırlar TUIK bültenindendir:

  • Hizmet sektöründe bir önceki aya göre; iş durumu, hizmetlere olan talep ve hizmetlere olan talep beklentisi endeksleri sırasıyla %5,1, %6,3 ve %4,5 azaldı.
  • Perakende ticaret sektöründe bir önceki aya göre; iş hacmi-satışlar, mevcut mal stok seviyesi ve iş hacmi-satışlar beklentisi endeksleri sırasıyla %2, %2,8 ve %4,6 azaldı.
  • İnşaat sektöründe bir önceki aya göre; alınan kayıtlı siparişlerin mevcut düzeyi ve toplam çalışan sayısı beklentisi endeksleri sırasıyla %3,3 ve %1,1 azaldı.

Grafik olarak da vereyim, dudaklar uçuklasın:

Bakın, GSYİH ile sanayi üretimi arasında çok sıkı bir doğrusal bağlantı var. Birinci çeyrekte sanayi üretimi nasıl cortlamış, PMI’lara göre 2ci çeyrekte intihara teşebbüs edecek:

Ekonominin geleceğine ilişkin en isabetli tahmini kredi hacmi yapar. Kredi hacmi yavaşladığında, 1-2 çeyrek sonra kansız kalan ekonomi de yatağa düşer. İşte 13 haftalık hareketli ortalama halinde seyreden kredi genişlemesi grafiği:

Bu da Mayıs PMI:

Bu grafikte kamu ve özel bankaları ayırdık ki, kredi riski, sermayedar ve (yabancı ortaklı olanların durumunda) AMB denetimden korkan özel bankaların nasıl frene bastığı iyice görülsün diye. Kamu kredileri hak edenlere mi gidiyor acaba?

Bu daha başlangıç. Fitch, Moody’s, S&P ve JCR ardından IMF Başkanı Lagarde ve Bank for International Settlements başkanı Carstens’den gelen uyarılar yakında bir veya bir kaç not indirimi daha yiyeceğimizin nerdeyse kesinleşmiş alametleridir. Not indirimi bankaların dışardan kredi temin etmesini güçleştirecek. Siz bakmayın borçlanma faizinin son bir yıldır LIBOR+130 puanda sabitlenmesine, yabancı bankalar krediyi verir vermez, bunları paketleyip 200-300 puan zararına satıyor, ama artık onlar da sıkıldı. Not indiriminden sonra bu paketlenmiş kredilerin piyasa değeri iyice düşecek.

Sene başından bu yana %23 devaluasyon var, yazın TÜFE en az 3, belki 4-5 puan yükselecek, alım gücü hızla eriyecek. Dövizde çalkantı Mart 2019’a kadar devam edecek, çünkü yabancı satarsa, yerli alıyor. Çünkü AKP bütün dünyayı bıktıran, bize de Cehennem azabı yaşatan o akla ziyan ekonomi deneylerinden asla vazgeçmeyecek. Erdoğan başkan, TBMM muhalefetin elinde olursa yağlı güreş tutmaktan kimse tedbir alamayacak.

2ci çeyrek dağıtılan ulufe ve ikramiyelerle zar-zor ayakta duran ekonomi, 3cü çeyrek burun üstü çakılacak. 2019’da IMF programı var, tüm yıl resesyonla geçecek.

Yalan mı söylüyorum? Yıllar boyunca hep kriz tellalı olmakla, bozguncu, AKP düşmanı olmakla suçlandım. Değerli Okur, aslında bütün ekonomistler az çok aynı şeyleri düşünüyordu, ama onların ekmek parası korkusu var, yazamıyorlardı. Bakın Bloomberg ne diyor:

“Analistlerin raporlarını yazarken kendilerini frenlemesi Türkiye’de rejimin otoriterleşmesinin açık örneklerinden belki yalnızca bir tanesi. Analistlerin raporlarında yer verdikleri yorumlar ve televizyon ekranlarında dile getirdikleri ifadelerle, sahne arkasında söyledikleri arasındaki uçurum, yaşanan kaygının büyüklüğünü ortaya koyuyor. Bloomberg’in konuştuğu birçok analist Erdoğan ekonomisine yönelik eleştirilerini kağıda dökemediklerini, çalıştıkları kurumların bu konuda kendilerini kesin bir dille uyardığını bildirdi.

Haber için konuşulan 10 analistin tamamı isminin kullanılmasına izin vermedi. Bir analist ise bu konuda adı kullanılmasa bile görüş vermekten çekindiğini söyledi. Hem kamu hem de özel bankalarda çalışan analistler, Türkiye ekonomisi üzerine yazmanın ince bir ip üzerinde yürümek gibi olduğunu belirtirken özel bir bankanın stratejisti Erdoğan ile ilgili eleştirel ifadelerden kaçınması için sürekli uyarıldığını söyledi”.

Gerçek ortaya çıktı, ama çok geç. Vatandaş ve iş dünyası AKP basınının yalanlarına inanıp bu tsunamiye hazırlıksız yakalandı. Kötek zamanı geldi.

 

FÖŞ

İş insanları, karar vericiler: Bağımsız ve sansürsüz düşünceye erişmek için, websitemi ziyaret edin:

 

http://atillayesilada.com/2018/05/22/son-gadt-raporumuz-arjantine-dogru/

Yorumlar

Banner

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları