Sosyal Medya

Fed, korumacılık duvarları ve enflasyon…

22 Mart 2018

Dünkü toplantı sonrasında bir anlamda korkulan olmadı ve Fed faiz artışları patikasında 2018 için dördüncü kereyi işaret etmedi. Fakat bu tabi suların durgun akacağı anlamına gelmiyor.

Yeni Fed Başkanı Powell’ın liderliğinde ilk defa bir araya gelen üyeler, oybirliğiyle gösterge faizi 25 baz puan artırarak 1,5-1,75 aralığına çektiler. Ancak, asıl odak Fed’in 2019 ve 2020 için daha dik bir faiz artışı patikasının sinyallerini vermesindeydi. Temelinde de tabi Trump’ın vergi indirimleri sonrasında ABD ekonomik büyüme beklentisinin yükselişi vardı. Fed guvernörleri içinde bulunduğumuz yılın ilk çeyreğinde göreceli olarak sakin büyümeye işaret eden verilerin yerini 2019-20 yıllarında giderek artan bir tempoya bırakacağını düşünüyorlar.

Kaynak: Bloomberg, Egeli & Co.

Toplantıya ait önemli notlardan bir tanesi tabi 2018 yılında üç veya dört faiz artışı konusunda üyelerin ikiye bölünmüş olmaları; yedi üye dördüncü faiz artışının gerekebileceğini düşünürken sekiz üye üç faiz artışının yeterli olacağı görüşünde. Yıl içinde gelecek verilere göre bu dengenin yıl içinde değişmesi son derece olası görünüyor şu durumda. 2018 içinde yapılacak dört faiz artışı Fed faizinin 2,25-2,5 aralığına taşıyacak. Tarihsel açıdan 1990’larda Fed faiznin yüzde 5’lerde olduğu hatırlanırsa, bu seviye bile aslında çok düşük. Tabi enflasyondaki yükselme ivmesi de 90’lı yıllara göre düşük.

Türkiye’de biz alışkınız aslında ama dünyada da gündem benzer bir hızla değişmeye başladı. Fed faiz artışları doların ve dolaylı olarak yerel para birimlerinin belirleyicisi olarak gözlem altındayken, bir anda Trump’ın gümrük vergisi duvarları konusundaki yeni ve ani adımı gündeme ağırlığını koymuş durumda.

Fed’in faiz politikası, ABD ekonomisinin büyüme temposu, Avrupa Merkez Bankası (ECB) tarafından parasal gevşemenin son erdirilip faiz artışlarına geçiş konusunda vereceği sinyaller elbette önemli. Fakat artık bundan daha önemli bir konu, popülist politikacıların iktidarı küresel krize tepki olarak ele geçirmelerinin ardından dünyada korumacılık duvarlarının yeniden ve ciddi ciddi yükselme tehlikesi altına olmamız. Küreselleşmenin finansal boyutunda yapılan hatalar, 2008 sonrasında geçen 10 yıllık sürede bu hataları düzeltme ve gelir dağılımındaki bozuklukları iyileştirme adına arpa boyu yol gidilememesi, bugün geldiğimiz noktanın ana açıklayıcısı halinde.

Paraanaliz’de çıkan bir habere göre HSBC anketinde, dünya genelinde her beş şirketten üçünün korumacılığın yükselişine karşı hazırlık içine girerek ya evlerine dönmeye çabalıyorlar ya da bulundukları ülkelerde kendilerini korumaya almak amacıyla ortaklık peşindeler.

Trump’ın hedefindeki ülkelerden bir tanesi de mülkiyet haklarını kolayca ihlal etmesiyle meşhur Çin. Çıkan haberlere göre bu ay bitmeden yaklaşık 100 ürünü içeren bir paket eşliğinde 60 milyar dolarlık bir gümrük vergisi paketiyle Çin’den gelen mallara engel koymuş olacak. Amaç patent hırsızlıklarının önüne geçebilmek ve Çin’in ABD’li firmaların izni olmadan ürettiği benzer malların ABD’ye girişini engellemek.

Trump’ın ekonomi danışmanları ABD Başkanı’nın seçim kampanyası boyunca bolca Çin’i hedefe koymasını hatırlatarak, ticaret savaşları başlatılmamasının önemine değinen uyarıları Trump’ın pek dikkate almayacağını düşünüyorlar.

ABD her sene Çin’e 130 milyar dolarlık ihracat yaparken bunun neredeyse dört katı kadar mal ithal ediyor. Çin’le verdiği ticaret açığı senelik 375 milyar dolar civarında.

Dünyada küreselleşmenin geldiği aşamada, sadece ve sadece Çin’de üretilen malları ayırmak öyle pek kolay bir iş değil. Arz zincirlerinin dünyanın her yerine yayılmış olması nedeniyle, Çin’den ABD’ye ithali engellenmeye çalışılan bir ürün büyük olasılıkla çok uluslu şirketlerin katkısıyla üretilmekte günümüzde. O zaman sadece Çin’i hedefe koyarak, onu ayıklamak nasıl mümkün olacak ABD için?

Bu sorunun tabi belki de artık pek önemi yok. Trump’ın gümrük vergileri yoluyla gövde gösterisi yapmasının önüne geçilebilecek gibi görünmüyor. Şu durumda hedef olarak adı Çin diye konsa da, söz konusu mallara eklenecek vergi dünyanın başka ülkelerinde birçok firmanın da etkilenmesine yol açacak. Üstelik aynı malları ABD bu sefer Vietnam, Bangladeş gibi ülkelerden almaya yönelecek.

Yine Trump’ın demir-çelik ürünlerine getirdiği vergi oranları nedeniyle başta Avrupa olmak üzere birçok ülkeyle ekonomik gerginliklerin tohumunun atıldığını hatırlatmak gerek bu noktada.

Çin konusuna geri dönersek; Trump’tan gelen hamle karşısında karşı bir adım atmamasının önemi uluslararası kuruluşlarca kendisine hatırlatılmış durumda. IMF gibi kurumlar dünya ticaret savaşlarının bir domino etkisi ile başlamasından endişeli. Fakat tabi Çin’in elindeki güce bakınca, bu atağa karşı hareket etmemesi eşyanın tabiatına aykırı bir görüntü çiziyor.

Yazılanlara göre, Çin’in ABD’den ithal ettiği başta soya ve uçak parçaları ithalatını aniden sıfırlaması çok kolay. Üstelik bugün Çin ABD hazine bonolarının 1.17 trilyon dolarla en büyük alıcısı. Vergi indirimleri sayesinde bütçe açığı daha da büyüyecek olan ABD açısından hazinesinin borçlanma ihtiyacını karşılayabilmesi çok önemli. Çin’in ABD bütçe açığını finanse etmekte, azıcık ayak diretmesinin maliyeti ebetteki ABD tahvil faizlerinin yükselmesi şeklinde olacak. Çin tabi böyle bir adım atarak kendi elindeki kâğıtların değerini düşürmeyi göze alabilir mi bilinmez ama ortaya çıkan görüntü pek parlak değil.

Normal şartlar altında Fed’in faiz artırma hızı küresel ekonomik görüntü eşliğinde çok daha yavaş tempolu olabilirdi. Ancak, Trump’ın vergi indirimleri, 500 milyar dolarlık harcama planları ve gümrük vergileri yoluyla kapısını araladığı ticaret savaşları işin rengini değiştirmiş durumda. Fed’in faiz politikası dolar ve diğer para birimleri üzerinde elbette etkili olacak; öyle olduğunu en yakın 2013 Mayıs ayından beri görmekteyiz. Ancak, ekonomik küreselleşmedeki hataları düzeltmeye yönelmek yerine ticaret savaşları başlayarak yola koyulmanın ekonomik etkili, kurlar üzerindeki yansımaları çok daha derin olma potansiyeli taşıyor.

Enflasyonist bir sarmal potansiyeli taşıyor.

Türkiye’nin hem manşet hem çekirdek enflasyonunun çift hanelerde bulunması, merkez bankasının bu konuda eli kolu bağlı görüntü vermesi ve hükümetin faiz indirme arzusu çok daha tehlikeli bir kombinasyon haline dönüşüyor.

 

@guldematabay

Yorumlar

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları