Sosyal Medya
**8*

Ekonomi en kötü zamanda yavaşlıyor

17 Nisan 2018

Yavaştan yeni yılın ilk çeyreğine ait reel verileri görmeye başladık. BBVA’ya göre 1Ç2018 GSYİH’yi oluşturacak verinin %40’ı yayınlandı. Manzara kötü değil, büyüme devam ediyor, ama takip ettiğim bir çok kalemde yavaşlama var. Mart öncü göstergeleri ve kredi ivmesini de analize dahil ettim, 1Ç’de çeyrekten-çeyreğe kayda değer bir duraksama göreceğiz.

Ekonominin aşırı ısınmasından tırsanlar için iyi haber. Ama, ciddi bir kredi darboğazına giren özel sektöre ciro yavaşlaması baldıran şerbeti gibi gelecek. Hükümetin de iyice paniğe kapılıp piyasaları sapıttıracak jestler yapması son derece olası.

Önce Ocak istihdam verilerini ele alayım—bütün makale boyunca mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış (MTEA) rakamları kullandım, haberiniz olsun. İşsizliğin tek hanede kalması sevindirici, fakat işgücüne katılım oranı artık artmıyor, yani iş bulma umudu azalıyor. Ayrıca, ekonominin en şaşalı döneminde tarım-dışı ve genç işsizlik sırasıyla %11 ve %19’ın altına inemedi, bu sene istihdam görünümü kötüye gidecek.

“Yıllık bazda 3 aylık ortalama istihdam artışı %5.5 ile Aralık 2014’ten beri en yüksek seviyesinde kalmayı sürdürüyor.

İşsiz sayısındaki düşüş de kuvvetleniyor (%13.8). Ancak, her iki göstergenin iyileşme eğiliminde de belirgin güç kaybı var”, diyor Garanti Yatırım raporu.

Değerli Hocam Prof Seyfettin Gürsel’in başında bulunduğu Betam ekibi ise Şubat için şu tahmini yaptı: “Betam tahmin modeli Şubat 2018 döneminde mevsim etkilerinden arındırılmış tarım dışı işsizlik oranının 11,7 seviyesinde sabit kalacağını öngörmektedir”. Mart’ta ise istihdam teşvikleri devreye girse dahi, büyüme yavaşlayacağı için istihdam artışı da hızlanmaz.

Niye önemli? İstihdam artışı ücretler, kredi koşulları ve beklentiler ekonominin %60’nı teşkil eden hane halkı harcamalarını belirleyen etkenler. Bunlardan hiçbiri iyiye gitmiyor—aşağıda ispat edeceğim. İç talepte yavaşlama kaçınılmaz.

Sırda Şubat sanayi üretimi var. Yıllık değişimi dikkate almıyorum, çünkü maksadım Ç/Ç büyümeyi tahmin etmek. Manşete baktığımızda, tarihi düzeylere erişen ihracata rağmen, son 2 ayda %0.9 ve %0.2 daralma gösterdi. Şekerbank Araştırma şöyle yazdı: “Oca-Şub18 dönemi olarak bakıldığında ise; MTEA bazında sanayi üretimi ortalamada %0,6 gerileme ile geçen sene bahsedilen dönemde gözlemlediğimiz %1,7’lik artışın gerisinde kalmıştır”.

Size İngilizce olarak sanayi üretimi ve GSYİH arasındaki oldukça sıkı bağlantıyı göstereyim:

Şekerbank Araştırma’nın Mart tahmini ile devam edelim: “Ocak-Şubat18 dönemi olarak bakıldığında ise; MTEA bazında sanayi üretimi ortalamada %0,6 gerileme ile geçen sene bahsedilen dönemde gözlemlediğimiz %1,7’lik artışın gerisinde kalmıştır”.

Ekonominin yavaşladığına dair en somut kanıt krediler cephesinden geliyor. Önce size kredi ivmesiyle GSYİH arasındaki ilişkiyi göstereyim:

Birkaç çeyrek arayla, krediler yavaşlayınca, faaliyet de cumburlop yere yatıyor. Kredi hacmi ise Ocak-Nisan döneminde normalin altına gevşemiş:

TCMB’nin ekonomik aktivite ile en sıkı bağlantısı olduğunu bize öğrettiği 13 haftalık hareketli ortalama bazında krediler halen %14 civarında genişliyor. Eğer %11 gibi bir ortalama enflasyon varsayarsak, kredi hacmi azami %2-3 reel büyümeyi besleyebilir.

Mart’ta bu durum iyileşir mi? Mantıken hayır, çünkü siyasi belirsizlik ve kur oynaklığı arttı. Yılbaşından bu yana Ekonomik Güven Endeksi’yle açıklanan veriler arasında güzel bir pozitif bağlantı var, en iyisi biz Mart EGE’ne bakalım:

Makaleyi çok uzatmamak için detaya girmiyorum, ama işin korkutucu tarafı, ekonomideki yavaşlamanın bütçe açıkları patlarken gerçekleşmiş olması:

Ekonominin hız kaybetmesi zaman içinde enflasyon ve cari açık baskısını azaltır, eyvallah. Zaten dün açıklanan verilerden sonra göz gezdirdiğim raporlarda bu yıl büyüme %4.5-5.5 bandında tahmin ediliyor ki 2017’de göre 2.5-3 puan yavaşlama göreceğiz demektir.

Öte yanda, bu yavaşlama çok kötü bir zamana denk geldi. Dün İnanlar İnşaat Twitter üzerinden iflasını isteyen ilk Türk firması oldu. Ardından elektrik dağıtım sektöründe firmaların zarar ettiği ve hükümetin birkaç bölgeyi birleştirip daha karlı kuruluşlar oluşturmak için çalışmalara başladığını okuduk—haberi aha burada.

Reel sektör finansman olarak çok ciddi bir darboğazda, ekonominin yavaşlaması ise ciroların daha yavaş artması demek.

Finansman giderleri uçarken cironun istop etmesi istihdam ve sabit sermaye yatırımlarında paydos demek. Daha da kötüsü TCMB anketine göre ikinci çeyrekte kurumsal kredi standartları sıkılaştırılacak. Yani bankalar firmalara kredi verirken daha da ince eleyip sıkı dokuyacaklar. Yükselmesi kaçınılmaz kredi faizleri ile birlikte, bu manzara daha fazla yapılandırma, belki de daha çok sayıda iflas anlamına gelir. Eğer önü alınmazsa, banka bilançolarında likidite tükenip sistem kredi veremez hale gelir.

Hükümet eminim önlem alacaktır ki bu beni daha çok korkutuyor. Çünkü hükümetin ekonomiye bakışı yamuk. Türkiye’nin sıcak para ve krediye en fazla ihtiyacı olduğu günlerde finans sektörüne vatan haini ve Üst Akı işbirlikçiliği suçlamaları ile savaş açan bir mentaliteden bahsediyoruz burada. Bunların önlemi de görmemişin “estetiği bozuyor” diye erkek bebeğinin tikini kopartmasına benzer.

• Finans sektöründe davalar ve cadı avı başlar.
• Bankalar sopa zoruyla düşük faizli kredi vermeye zorlanır, dışardan kredi alamaz hale gelir.
• Bütçe açıkları iyice patlar.
• TCMB’ye faiz indir baskısı başlar.
• Çok iddialı, sıfır etkili teşvik paketleri ile suni gündem yaratılır, bunlara kanan yatırımcı “ekonomi su kaynatacak” diye pılını pırtısını toplayıp tüyer.

“Çözüm ne?” diye sorarsanız, çözüm yok. Bakın PIAR Araştırma Başkanı Kadir Atalay ne diyor:

“Bugün “Türkiye ekonomisi nasıl” diye sorduğumuzda, yüzde 65’lik seçmen kitlesi ekonominin kötü gittiğini söylüyor.

“Ekonomi iyi gidiyor” diyense yalnızca yüzde 20”.

Seçim yoksa, büyüme ve büyütmeye devam, kredi darboğazına selam.

 

FÖŞ

Yeni kitabım çıktı:

Yazarımız Atilla  “FÖŞ” Yeşilada’nın ikinci kitabı Hormonlu Büyüme Yılları kitapçılarda

Yorumlar

Banner

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları