Atilla Yeşilada

Cari açık nasıl düşürülmez?

24 Eylül 2018

Yıllar boyunca hedonist-demonic bir Keynesyan olarak  avuçlarımdan uçan başarının bir kaç haftada kripto-AKP’li olmakla nasıl kazanıldığını görünce şaşırmadım. FÖŞ’ün hayatta yaşadığı en büyük sıkıntılardan biri ne zaman sokağa çıksa derhal etrafını çevreleyen geniş ve coşkulu kalabalıkların “Hocammmmm, dolar kaç para olacak?” diye onu taciz etmesiydi. Şimdi ise kolumdan tutup “Hocam, siz kripto-AKP’li bir neo-liberal misiniz?” diye soruyorlar.

Bu kavramı Türkiye siyasi literatürüne sokup bana da cevap hakkı tanıyan Ekşisözlük’e burdan bir kez daha teşekkürlerimi sunarken, ben de şunu sorayım:  NİYE kripto-AKP’li de, püsüdo-CHP’li, neo-HDP’li, veya post-SP’li değil?  Benim ne kadar kancık ve çakal bir karakterim olduğunu biliyorsanız, gayet karlı bu yan iş alanlarına yayılacağımı niye düşünmediniz?

Belkide  ben  tüm evren gibi aslında kendi etrafında hızla dönen bir Kara Deliğ’in vaka ufkunda Hawking Radyasyonu sayesinde oluşmuş bir smilokrumum?  14 yaşında ilk Black Sabbath albümünü dinlediğimden bu yana hayatını seks, keyif verici maddeler (domuz pastırması ve Cold Stone dondurma), ve rock’n’rolla’a adamış bir beleşçiyim ben. Gerçek hayranlarım da benden ne daha azını ne daha fazlasını beklemiyor.  Tabutuma Konfederasyon bayrağı örtün ve cenazemde Lynyrd Skynyrd’dan “free bird” çalınsın.

 

Bu acıklı  başlangıçtan sonra nasıl Yeni Ekonomi Programı ve ardından cari açık nasıl düşürülmez başlıklarına yatay geçiş yapacağımı herhalde ibret ve hayretle bekliyorsunuz. Çok kolay, önce YEP’i överek kripto-AKP’li olduğumu bir kez daha ispatlayacağım, sonra cari açığı düşürmek için başvurulan akla ziyan önlemleri vahşice eleştirerek gerçek bir pseudo-CHP’li olduğum izlenimini uyandıracağım:

 

Bakın, YEP gibi belgeler niyet beyanıdır. İçindeki rakamların ne denli tutarlı olduğunu sorgulamak gerekli, ama sonuçta fazla kafayı takmamak lazım. Rakamlar tutarlı olsa da, dünya değil. Niyet olarak YEP’ı  beğendim. Başımızda “Ne krizi ulan?” diye bağıran bir lider varken, krize hazırlık programı yapıp sırf büyüme ve milletin beynine neon gazı pompalayıp global kapitalizme düşman etmeye dayalı “eski  AKP” ekonomik modelinin çöktüğünü itiraf etmek kolay bir iş değil. Gerisi de gelir zaten. Gelecek de, banka stres testlerinde bu değerli kurumların “höt” desem sendeleyeceği ortaya çıkınca, Ankara’da şafak atacak. Kıdem tazminatı çözülecek, Sosyal Güvenlik Reformu’nun anlamını Webster lugatından baktım, “asgari emeklilik yaşının yükseltilerek çalışana yağlı kazık yutturulması”  yazıyordu.

 

Ama YEP’ın bir bölümü var ki, sadece güldüm. Eski AKP’den kalan bir fasıldı ve yeni İdolüm Albayrak’ın henüz Saray’ı tam ikna edemediğinin de ispatıydı. Yerli ve milli sanayi kurarak cari açığı düşürmek!

AKP’ye ekonomist kartvizitiyle öğüt verenlerin üniversitenin ilk 2 yılında derse girmek yerine tenhalarda menhalarda kafayı bulduğunu düşünüyorum. Çünkü en basit kuralı unutmuşlar: Kısa ve uzun vadeyi karıştırma! Yerli ve milli sanayi kurmak, mümkün olsa dahi ki, olmayacağını size anlatacağım, uzun vadeli bir süreç. En az 5 belki 10 yıl alır.  Halbuki cari açık, ismi üstünde cari bir sorundur, bir sene içinde daraltamazsanız, sizi genişletirler.

 

Ayrıca, bir ekonomi resesyona doğru yol alıp, finansman maliyetleri de %45’lere tırmanırken üretim yapısını değiştiremezsiniz. Bunu için tüm fabrıkaların yenilenmesi ayrıca ithal ettiğiniz ham madde ve ara mallarını ikame  için sabit sermaye yatırımı gerekli. Sanayicinin o kadar parası olsa, önce kredi borcunu kapatır. Devlet teşviki de yetmez, çünkü  kar etmeyecek bir fabrikanın kuruluş maliyetini düşürmek ya da ilerde oluşmayacak kardan vergi almayacağını vaat etmek, o fabrikanın kurulmasını garanti etmez. “Teşvik” fiilinin önünde daima “istek, niyet” fiilleri yer alır. Şu anda işdünyası daha çok “intihar, yurttan kaçma,  cinayet ve akıl hastanesini yatma” gibi fiilleri kullanıyor.

 

Bazı ithal mallarda  içerde katma değeri artıracak fabrikalar kurarak cari açığı bir miktar azaltabilirsin, ama ithal ettiğimiz malların %90’ı için küresel tedarik zincirleri ve ölçek ekonomileri oluşmuştur. Zaten Trump’ın Çin’le Ticaret Savaşı’na getirilen en büyük eleştiri de budur: Bu savaşı kazanamazsın demedik, tüm üretimi ABD’ye taşırsan, tüketici acaip zarar eder. Bir yanda Trump’ı eleştirip, ABD’nin sonsuz imkanları ile becermesi fevkalade şüpheli bir evrimi Türkiye’de tekrarlamaya kalkmak cehalettir.

 

Cari açığı düşürmenin son derece basit yolları var.  Halen 30 milyon turist ağırlayıp kelle başı 700 dolar hasılat elde ediyoruz. Bunu 1.400 dolara çıkartırsan, 20 milyar dolar  ek gelir elde edersin. Niye olmuyor?  Bir, dünyada itibarın beş paralık olduğu için zengin turist bu ülkeye gelmiyor. İki, turisti gömmüşün tatil köyüne, hinterlandında ne bir alışveriş merkezi, ne şık konserler ve gece klüplerı, ne de en yakındaki tarihi, arkeolojik ve doğal zenginlikleri ziyaret edecek lojistik altyapıyı kurmuşun.

Daha da bsait bir yol var ki Cumhuriyet’ten Özlem Yüzak anlatmış:

“CHP’nin geçen yıl açıkladığı “Tarım raporu” aslında Türkiye’nin tarımda dünyadaki yerini de gözler önüne seriyor: Türkiye’de 5.5 milyona yakın kişinin çalıştığı tarım sektörünün toplam üretimi 60 milyar dolar civarında kalırken ABD’de 2.3 milyon kişinin çalıştığı tarım sektörünün toplam üretimi Türkiye’nin üç katını aşarak 175 milyar dolara ulaşıyor. Avustralya’da tarımda kişi başına yıllık ortalama 93 bin dolarlık üretim yapılırken bu rakam Türkiye’de 10 bin dolarda kalıyor”.

 

Peki çözüm? (Çin)  Üniversite öğrencilerini tarlalara, köylere gönderiyor. Pekin’de Çin Tarım Üniversitesi, 10 yıldan beri bahçede, tarlada bilim ve teknoloji projesini sürdürüyor (Science & Technology Backyard -STB- Project) ve bu çerçevede üniversite öğrencilerini ülke genelinde köylere gönderiyor. Amaç ürün veriminin artırılması. Sonuçlar ise çarpıcı: 2009 yılında Hebaei eyaletinde Quzhou’da daha önce hektar başına 5.6 ton buğday elde edilirken 2015 yılında 7.2 tona yükselmiş. Mısır üretimi de 6.4 tondan 9.1 tona çıkmış. Üstelik kullanılan gübre ve zirai tarım ilaçları da azaltılmış.

Bu yapılırken de bir taşla 2 kuş vuruluyor; hem verim artıyor, hem öğrenciler deneyim kazanıyorlar”.

 

Daha da basit yolları var. Tüm konutlara mantolama ve damlara güneş paneli için vergi teşviki uygula. Otoları motor hacmine değil karbon salınımı ve mazot/benzin yakma verimliliğine göre vergilendir.  Devasa bir coğrafyada yaşıyoruz, bütün hızınla güneş enerjisi çiftlikleri kur, Türkiye’nin eşsiz jeo-termal potansiyelini elektriğe çevir.

En önemlisi:  Petro-kimya ara ürünü kullanan her işletmeye tüketicinin ödeyeceği karbon vergisi sal. Hem hava ve çevre kirliliği azalır, hem yenilenebilir enerjiyi teşvik edersin, hem de bir numaralı cari açık sebebi olan enerji faturası düşer.

 

FÖŞ videolarını seyretmeyi unutmayın, bakın bu tür konuları da anlatıyorum.

 

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları