Sosyal Medya

ANALİZ: Soçi sonrası İdlib’de riskler Türkiye aleyhine artık!

18 Eylül 2018

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Soçi Zirvesi’nde gündemde İdlib’deki kritik operasyon vardı. Erdoğan’ın istediği oldu ve operasyon öncesi zaman kazanıldı. Erdoğan ve Putin, İdlib’de silahlardan arındırılmış bölge kurulması konusunda anlaşmaya vardı. Putin’in açıklamasına göre 15 Ekim’de kurulacak bölge, 15-20 kilometrelik alanı kapsayacak. 15 Ekim’e kadar bölgeyi radikallerden arındırma işini de Türkiye üstlenmiş oldu.

Putin’in açıklamasına göre, Erdoğan’ın teklifi ile ağır silahların da çekilmesi kararını alındı. Böylece, bütün silahlı muhalifler bölgeden çekilmiş olacaklar. Bölgede kontrol Rus ve Türk askerler tarafından ortaklaşa yapılacak.

Cumhurbaşkanına göre İdlib konusunda çok önemli mesafe alındı. Türkiye’nin desteklediği bilinen ılımlı muhalifler Putin’le anlaşma sayesinde bulundukları alanda kalmaya devam edecekler. Diğer yandan, radikal gruplar belirlenen alanda faaliyet gösteremeyecekler.

Bu ayrışma sayesinde Suriye lideri Esad’a desteği bilinen Rusya söz konusu “çatışmasızlık bölgesine” saldırmayacak. Bu saldırıya gerek kalmaması için de “ılımlı muhaliflerle” “radikal muhalifleri” ayrıştırma görevi Türkiye’ye düşüyor.

Dünkü anlaşma sonrasında İdlib’te Türkiye açısından riskler işte tam da burada yoğunlaşıyor.

Üstelik, Erdoğan’ın kuzey Suriye’de güç kazanmasını istemediği ancak Rusya ile beraber çalıştığı bilinen YPG/PYD’nin radikal gruplara dahil edilip edilmeyeceği net değil. Hatta, büyük olasılıkla Türkiye’nin bu konudaki isteği pratik nedenlerle gözardı edilmekte. Esad’ın varlığını ve Rusya’nın bölgedeki hakimiyetini hedefleyen Putin açısından Türkiye’nin bu isteğini karşılamak henüz “gerekli” değil.

Diğer yandan İdlib’den olası göçe karşı Türkiye hem diplomatik hem de teknik hazırlık içinde. AKP hükümeti olası göçü sınırın Suriye tarafında tutmak isteğinde; ancak böylesi bir kısıtlamada başarılı olmak kolay değil. Yapılan anlaşmayla Ankara kurulacak çatışmasızlık bölgesinde insani kriz yaşanmasının önüne geçeceğine inansa da bir yandan da bölgede askeri varlığını hedeflediği üzere garanti altına almış oluyor.

Askeri varlığını garanti altına alan Ankara ise, önemli riskler üstlenmiş durumda. Evet, şimdilik İdlib’e kapsamlı bir saldırı ertelenmiş olsa da, kazanılan zamanda sorumluluk tamamıyla Türkiye’nin omuzlarına yüklenmiş oluyor. Esad’ın Rusya-İran destekli ordusu ile “muhalifler” arasında oluşturulacak 15-20 km’lik hatta Rus askerleri de olmakla birlikte asıl Türk askeri yer alacak. Sınırın gerisinde kalan alanda “muhalifleri” silahlardan arındırma sorumluluğu da Türk askerine ait. O bölgede yoğunlaşan sivil nüfusu da Türkiye gözetmek zorunda.

İdlib Türkiye’nin güç alanına dönüşürken işte maliyeti de bu ölçüde artacak. Örneğin, ElKaide devamı ElNusra’nın nasıl olup da belirlenen 15-20 km’lik alandan çıkarılacağı meçhul. Bölgede Türkiye’nin de desteğiyle konumlanmış ElNusra cihatçıları güle oynaya bu alanı terk etmeyeceği için, Türk askeri ile olası çatışmalar söz konusu olabilecek. ElNusra benzeri radikal gruplarla mücadele şekli önemli ve kritik halde artık. Türkiye’nin bir süre önce Putin’in baskısıyla terör örgütü listesine aldığı Heyeti Tahrir Şam (HTŞ) örgütü bunlardan sadece ilk akla geleni. Bu adımlarda başarı, Türkiye açısından Rusya’nın İdlib saldırısını rafa kaldırmasını sağlayacak. “Başarı” ise Türk askeri ile radikal dinci söz konusu silahlı grupların karşı karşıya gelme riskini önemli ölçüde içeriyor.

Ankara silahlı çatışmaya girmeden iletişim içinde olduğu ılımlı ve radikal grupları ikna edebileceğine inanıyor olmalı. Keza, şimdi bu grupların silahsızlanacağına ve saldırılarını durduracaklarına dair bir anlamda “garantör” konuma geçmiş oluyor. Fakat, bunun cepte sayılması olması mümkün değil. Ankara’nın bu işi başaramaması halinde Rusya’nın İdlib saldırısı en geç bir kaç ay içinde gündeme yeniden mutlaka gelecektir.

İdlib üzerinden Putin-Erdoğan pazarlıklarında son perde Soçi’de gerçekleşmiş görünüyor. Ankara, Rusya’nın istediği şekilde radikallerin elindeki ağır silahları temizleyip sürdürülebilir şekilde bölgeyi yönetemezse, sıkıntılar artacak. İdlib saldırısı kaçınılmaz hale gelecek Rusya açısından.

Söz verdiği şekliyle radikalleri ılımlılardan nasıl olacağı meçhul şekilde ayıklasa bile, güvenlik riski Rus askerinden Türk askerine ve hatta Türkiye topraklarına yönelmiş olacak.

Türkiye bölgeden temizlenen radikaller nedeniyle, ki Ankara’nın iletişimi olan bu grupların nereye gidecekleri belli değil; kendi içini istikrarsızlaştırma riskiyle de karşı karşıya bırakmış oluyor kendini. Rusya ve Suriye olası bir başarısızlık halinde İdlib’e saldırı için daha da hazır konuma geçecekken, İdlib’de radikallerle muhalifleri ayırma, silahsızlandırma ve terbiye etme görevini tek başına üstlenmiş gibi görünen Türkiye’nin ne elde etmiş olduğu oldukça tartışmalı bir hale dönüşüyor.

Ekonomik sıkıntıları her geçen gün derinleşen Türkiye’nin sorunlarına yakıcı bir güvenlik sorununun da eklenmesi risk algısı açısından daha sorunlu bir dönemin gelişine işaret ediyor olabilir.

Diğer yandan, Soçi anlaşması hayata geçse dahi Suriye topraklarına ait olan İdlib’de kalıcı çözüm için ABD-AB taraflarının da desteğinin gelmesi gereği, en azından şimdilik- gözardı ediliyor.

@guldematabay

Yorumlar

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları