Sosyal Medya

Genel

Uğur  Gürses yazdı:  Kör kör gözüme  politikası

Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğ ile yerleşiklerce gerçekleştirilen ihracatta, ihracat bedelleri “ithalatçının ödemesi sonrası doğrudan ve gecikmeksizin ihracata aracılık eden bankaya…

Uğur  Gürses yazdı:  Kör kör gözüme  politikası

Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğ ile yerleşiklerce gerçekleştirilen ihracatta, ihracat bedelleri “ithalatçının ödemesi sonrası doğrudan ve gecikmeksizin ihracata aracılık eden bankaya transfer edilecek veya getirilecek”. Ayrıca, bu süre 180 günü geçemeyecek, ilave olarak da bu bedelin en az yüzde 80’i TL’ye çevrilmesi zorunluluğu getirildi.

 

Bu karar öncesinde ne oluyordu? İhracat yapan şirket kazandığı dövizi istediği biçimde, istediği yerde tutuyordu. Hani ödemeler dengesinde “net hata noksan” artıyor, nereden geliyor bu paralar dediğimiz hikaye var ya tam da orası. Dövizini yurtdışında tutan ihracatçı ara malı ithalatı yine yurtdışı mevduat hesabından öderse “bilinmeyen bir giriş var” diyorduk.

 

Dönelim alınan karara…

 

Deneyimli olanlar bu kararın ilk günden işlemeyeceğini bilir; böyle zora koşulan ihracatçı dövizi getirir, TL’ye çevirir ama aynı anda bu dövizi satın alır ve geri götürür. Buna engel yok. Geçmişte bu zorunluluk vardı; “birebir işlem” adı altında ve aynı kur üzerinden döviz geri alınır ve yurtdışına transfer edilirdi.

 

Örnekleyelim; ihracatçı dövizini Türkiye’deki bir bankaya getirir (ya da orada tutuyordur) 6.70’lik kur üzerinden döviz alım belgesini kestirir, yine 6.70 üzerinden dövizini satın alır ve isterse yurtdışındaki banka hesabına transfer ettirir.

 

Eskiden döviz satışlarında binde 1’lik  kambiyo gider vergisi uygulanıyordu; şimdi o da yok. Yani birebir işlem maliyetsiz yapılabilir. Not düşelim ki bu “birebir” işlem banka ve ihracatçı arasındaki ticari ilişkiye bağlı; herkese uygulanacak bir durum değil. Sonuçta, büyük ihracatçılar işini görür, küçükler TL’ye dönüp kalır. Bu ne açıdan önemli? Eğer ihracatçı aynı zamanda üretim girdisi ithalatçısı ise dövize dönmek gerekir, hatta dövizde durmak gerekir. Küçük olanlar TL’ye dönüp, sonra döviz satın almak zorunda kalacak. Aynı “birebir” aynı kurdan dönmeleri zor olacağı için zarar edecekler.

 

“Geçmişte bu zorunluluk vardı” dedim evet; ne zaman mı kaldırıldı? 2008 küresel krizinin öncü dalgaları hissedilirken 2008 Şubat ayında kaldırıldı.

 

Kazandığınız dövizi ne yapacağınızı devlet söylüyorsa “kambiyo rejimi” açısından kısıt var demektir. Eskiden olan bir kısıt 2008’de kaldırılıyor, ama 2018’de yeniden getiriliyorsa kıyısından köşesinden kambiyo rejimi kısıtlanıyor demektir.

 

Hükümetin doğru olan teşhisi şu; yurttaşlar dövizi yastık altında, kasada tutmaya başlıyor, ihracatçı da muhtemelen dövizlerini yurtdışı bankalarda tutuyor olmalı.

 

Her iki eğilimin arkasında yatan da güvensizlik.  Bir taraftan “ekonomik saldırı altındayız”, “dış güçler bizi yıkmak istiyor” söylemi yükseltiliyor, bir taraftan da ekonominin kural ve kurumlarını çalıştırmayıp “ezber bozacağız”, “paradigma değişti” diyerek “her an her şey olabilir” düşüncesi yer ediniyor zihinlerde.

 

 

Makalenin tamamını okumak için tıklayın

 

 

Yorumlar

Banner

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler